Ali Ersan Duru
Ali Ersan Duru Armin’i üç kelimeyle “Yaramaz, oyuncu, aşk” olarak özetliyor.

Bazı insanlar vardır ya hayvan sevgisi içine işleyen, kalbine pati izi değen, hayvanı birey olarak gören, “sahiplenmiyorum, evlat ediniyorum” diyen, merhameti ile insanlığı hatırlatan… Geçtiğimiz haftalarda final bölümüyle ekranlara gelen ‘Şahane Damat’ dizisinin oyuncusu Ali Ersan Duru da tam bu anlattığım türden bir insan. Sokaktaki hayvanların kılına zarar gelince ortalığı ayağa kaldıran bir annenin ve kedi, kuş, balık, köpek demeden tüm hayvanları eve getiren, onlara bakan bir babanın çocuğu olarak hayvanları birey olarak görmeyi öğrenmiş bir hayvan sahibi. Kedisi Armin’i, kaybettiği köpeğini ve diğer hayvanlarını anlatırken gözleri parıldayan, kalbi sızlayan yakışıklı oyuncunun kedisi Armin ile ilk defa Kalbimdeki Patiler ailesine verdiği röportajı, “merhamet” kelimesinin kendisine ne kadar yakıştığını çok güzel anlatacaktır.

Yeni hayat, yeni başlangıçlar derken…

Enerjisi ve yakışıklılığı ile çok kısa sürede gönüllere giren Duru’ya biz de Kalbimdeki Patiler ailesi olarak, kalbini çalan kedisi Armin ile tanışma hikayelerini sorduk. Kimdir Armin, neler sever, neler yapar diye merak ettik ve röportajımıza şöyle başladık:

“Oturduğum eve taşınmadan önce bir arkadaşımda kalıyordum. O arkadaşımın da British Shorthair kedisi vardı. Ben oldum olası hayvanları çok severim. Kedi olsun, köpek olsun, kul olsun hemen konuşurum, severim, ilgilenirim. O gün de arkadaşımdayken kedisiyle oynamaya başladım. Bengal Kırması bir British Shorthair’di. Ne tatlıymış, ne oyuncuymuş derken “acaba ben de mi sahiplensem?” dedim. Tabii bu söylediğim sadece sesli bir düşünceydi. Kaybettiğim köpeğimden sonra hayatıma bir hayvan henüz girmemişti. Kedilerle pek aram iyi olmadığı için, düşüncemden hemen vazgeçtim. Fakat arkadaşım sahiplenmeyi bekleyen iki British Shorthair kedisi olduğunu söyleyince “Neden olmasın?” dedim ve konuyu orada kapadık. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki ben kesinlikle ırk seçimine karşıyım. Armin’i sahiplenme nedenim ırk olması değil, çok ama çok küçükken avucumda uyuması, göğsümde büyümesidir. Fakat şansıma sahipleneceğim kedi bir ırktı. Daha sonra, yeni eve taşınma telaşı, işlerden koşuşturmacalar derken kedi konusu bir daha açılmadı. Ta ki arkadaşım Armin’i kapımın önüne getirene kadar. Sahiplenilecek yavrulardan dişi olan, minik minik bir kedi bir yuva bekliyordu ve ona hayır demek imkansızdı. Armin ile tanışmamız böyle oldu. Yeni evde, yeni başlangıçlar yaparken bana barış, bolluk ve bereket getirdiği için Arapça’dan esinlenerek adını Armin koydum. Şimdi ayrılmaz bir ikili haline geldik. 

Hayatımın bir parçası oldu

Ben daha önce hiç kedi beslememiştim. Belçika Kurdu bir köpeğim vardı ve onu kaybetmenin derin acısını yaşadım. Uzun bir süre hayatıma daha doğrusu evime bir hayvan alamadım. Fakat Armin çok farklıydı. Geldiğinde bir buçuk aylıktı. O kadar küçüktü ki ne yapacağımı bilmiyordum. Eve giriyorum küçücük minicik bir şey kapıda beni karşılıyor. Ne yapmalıydım ki? Yapabileceğim en güzel şey onu sevgiyle büyütmekti. Deneyimsizliğimi onunla aştım. Araştırdım, sordum, gözlemledim ve bir kedi sahibi olmanın en güzel yanlarını Armin ile öğrendim. Yaşayamaz diye çok korktum, bu sorumluluğun altından kalkmak için elimden geleni yaptım. Küçükken evde bir yerlere saklanıp, sessiz sessiz titrediğinde anladım onu göğsüme almanın ona çok iyi geldiğini. O büyüdükçe öğrendim, öğrendikçe daha güzel büyüttüm. Henüz bir yaşına girmedi, 04 Eylül’de yaşımızı tamamlayacağız. Fakat ben yaklaşık bir yılda kedi sahiplerinin ne kadar farklı bir büyüye sahip olduklarını anladım. Armin ile birlikteliğimiz henüz çok yeni ama onunla çok güzel anılara imza attık. 

Bir kedi sahibi olmanın ne kadar güzel bir duygu olduğunu onunla yaşarken öğrendim. 

Kedisinin hayatının bir parçası, ailesi olduğunu söyleyen Ali Ersan Duru, Armin’in küçük toplarla oynamayı çok sevdiğini eklerken; insan ayaklarını da oyuncak kategorisine soktuğunu anlatıyor: “Armin çok başka bir kedi. İnsanların ayaklarını çok seviyor. Sanki ayakları bir tırmalama tahtası gibi görüyor. Kedi fobisi olan ya da kedilerle haşır neşir olmayan kişiler pek hoşlanmayabilir bu durumdan ama biz halimizden çok memnunuz. Yaramaz bir kedi olacağını en başından anlamalıydım.”

Ali Ersan Duru“Üstesinden gelebilecekseniz evlat edinin”

Hayvan sahiplenmek gerçekten büyük sorumluluk istiyor. Aynı evi paylaştığınız bir arkadaş ediniyorsunuz. Onu kabullenmek, karakterine saygı duymak zorundasınız. Mesela Armin gürültüden nefret ediyor; saç kurutma makinesi, çamaşır makinesi, su sesi onu mutsuz ediyor. Ben de ona göre hareket ediyorum, elimden geldiğince gürültü kısmını aza indirmeye çalışıyorum. Tabii sadece onu rahatsız eden noktalara dikkat etmiyorum, bakımı, beslenmesi, sağlığı için de elimden geleni yapıyorum. Sonuçta o hiç büyümeyen bir bebek benim için. Kulak damlası, göz damlası, vitaminleri, tırnak bakımı… Dikkat edilmesi gereken çok şey var. O yüzden hayvan sahiplenecek herkese “üstesinden gelebilecekseniz” diyorum. Armin benim için çok farklı. Çok hayvansever bir ailede büyümeme, bir sürü kedi, köpek, kuş ile birlikte yaşamama rağmen Armin’le aramızda çok farklı bir bağ var. Beni gerçekten çok sevdiğini düşünüyorum. Ki ben de onu çok seviyorum. 

Armin, "bırak beni Ali, tripliyim sana" gibi bakışlar atsa da sahibiyle olmaktan aşırı mutlu bir kedi!
Armin, “bırak beni Ali, tripliyim sana” gibi bakışlar atsa da sahibiyle olmaktan aşırı mutlu bir kedi!
Ali Ersan Duru diyor ki!

Ben çok hayvansever bir ailede büyüdüm. Yeşili, doğayı sevdiğimiz kadar hayvanları da severdik. Kuşlar, kanaryalar, sokaktaki kediler, köpekler… Aklınıza ne gelirse bizim için değerliydi. Sokaktaki hayvanların kılına zarar gelsin ortalığı ayağa kaldıran bir anneye sahibim. Babam her bulduğu hayvana evimizi açar… Böyle bir ailede büyümek, her canlıya merhametle yaklaşmanızı sağlıyor. Bu yüzden hayvan sahipleneceklere “lütfen evlat edindiğinizin farkındaysanız, yuva olun” diyorum. Kedi sahiplenmenin, köpek beslemek gibi olmadığını söylüyorum. Kedi umursamaz bir hayvan diye düşünmesinler. Unutmayın ki; bir hayvanla iletişime geçmeyi başarırsanız anlaşamayacağınız hayvan yoktur! Yeter ki onlara yaklaşmasını, onlarla anlaşmasını bilin…

Fotoğraflar: Navit Seyddashti  
Mekan: Wuufbox

 

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.