Birçok dizi, film ve tiyatro oyunundan tanıdığımız güzel oyuncu Ayçin İnci, kalbini çalan kedisi Summer ile ilk röportajını Kalbimdeki Patiler okuyucuları için verdi. Annesi ve kardeşleri ölen minik yavruyu sahiplenen İnci, uzun yıllardır evini, kalbini tüylü bir dostla paylaşamamış olmanın acısını Summer ile çıkaracağa benziyor. Gelin yakışıklı kedinin hikayesini Ayçin İnci’den dinleyelim…

Ayçin İnci
Öncelikle hayvan sevginizle başlayalım…

Çocukluğumdan beri hayvanlara ilgiliyimdir ve mutlaka sevgi gösteririm. İstanbul Altunizade’de geçen çocukluk yıllarımdan ötürü şanslıydım çünkü o zamanlar etrafımızda kırlık alanlar vardı ve ben köpekleri, kedileri, hatta şaşıracaksınız belki ama keçileri ve inekleri izleyerek, onlara dokunarak büyüdüm. Yetmezdi kanadı yaralı güvercini getirir, iyileştirir, uçup gidince günlerce ağlar, sokakta bulduğum kediyi eve getirip annem istemeyince de bir müddet tepinip kabul ettirirdim. Tabii gelişleri neşeliydi ama tamamiyle annemin üstüne yıktığımız sorumluluklarından ötürü bir süre sonra başka evlere gidişleri üzücü oluyordu. Benim için çocukluğumdan bu yana bizimle yaşamış dostlarımız içinde en özeli bir siyam kedisi olan Maviş’ti. Ben 15 yaşındayken evimize geldi ve 8 sene benim yatağımda, kolumun üstünde uyudu. Çok özel, çok zeki bir kediydi, aniden bir hastalık yüzünden öldü. Duyduğumda fenalaşıp 40 derece ateşle, 3 gün yatmıştım. Benim için bir hayvan dosta bakmak değil ama bize nazaran kısa olan yaşamlarından ötürü onları kaybetmek bu işin en zor yanı. Bu zorluktan ötürü uzun yıllardır hayvan alamıyordum. Ama sokaktakileri besleyip, derneklere yardım gönderiyordum. Ta ki Summer hayatıma girene kadar…

İlk görüşte aşk!

Kedim Summer, 15 Ağustos doğumlu, bana 1 Ekim’de geldi, tam da çevrede hemen herkesin “yaz bitiyor” diye şikayet ettiği zamanda. Ben de oğluma en sevdiğim mevsimin adını vererek, kendime hiç bitmeyen bir yaz ve yaz aşkı yaptım. 🙂 Eve geldiğimde beni bekleyen Summer oğlumun masum bakışları, minneti, sevgisi her şeye değer. Bence bir insan kendisini böylesine güzel bir duygudan mahrum bırakmamalı. Summer’ın annesini ve diğer iki kardeşini köpek parçalamış, sokakta üç kardeş yetim kalmışlar. Tabii eğer sokaktaki kedi ve köpek dostlarımızın yuvaları ya da daha çok beslenme alanları olsaydı, böyle vahim olaylar yaşanmazdı. Sokaklarda ve barınaklarda yardıma muhtaç ve hatta cins hayvan sevenler için birçok çeşit cins hayvan da var. Ben onlar varken hayvan satın alınmasına karşıyım, o yüzden buradan tekrar etmek istiyorum, lütfen satın almayın, sahiplenin! Onların cins hayvanlardan hiç farkı yok. Huyu, suyu, karakteri hepsinin harika.

Summer nasıl bir kedi peki? 

Benim kedim bebek olduğu için bu sıralar pek yaramaz 🙂 Eğer onunla ilgilenmezsem bir şeyleri deviriyor, çiçekleri koparıyor, neredeyse her an onunla oynamamı istiyor, tam bir oyuncu. Zamanla durulacağını bildiğim için ben de önlemler alıyorum. Dikkatini oyuncaklarına çekmeye çalışıyorum. Bitkileri tek bir odada topladım. Ama her şeye değer, bu delidolu hareketleri onun iyi beslendiğini ve sağlıklı olduğunu gösteriyor. Gün içinde uzun uzun uyumayı çok seviyor ve uykusu gelince yanıma sokulup öyle şirin sevgi gösterileri yapıyor ki anlatamam. Sabah ise uyanmakta biraz geciktiysem, patisiyle yüzüme dokunuyor, olmadı dişleriyle saçlarımı çekiştiriyor 🙂 Summer’ın ikiz kız kardeşi Şila’nın ailesiyle de görüşüyoruz, gelişmeleriyle ilgili fikir alışverişleri yapıyoruz. Karakterleri de şimdiden tıpatıp aynı görünüyor ve bizi çok güldürüyor.

Ayçin İnci
Başka bir kedi ya da köpek daha sahiplenmeyi düşünüyor musunuz?

Summer, şimdiden evini ve beni çok sahiplendi, bunu birkaç kez başka kedilerle yan yana geldiğinde aralarındaki kötü elektrikten anladım. 🙂 Evde olmadığım vakitlerde kavga etmesinler diye odalara kapatılmış kediler olması beni üzer. Köpeğe gelince, apartman dairesinde yaşıyorum, bahçem yok, ayrıca sabahlara kadar süren set günlerim ve diğer işlerim arasında çok zor görünüyor. Bir yandan da çok istiyorum, ileriki yıllarda hayatın ne getireceği belli olmaz.

Günümüzde veteriner hizmetleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Kedim Summer geldiğinde çok minikti ve annesi öldüğü için yeterince süt alamamıştı. İki gün sonrasında sarılık oldu. Birdenbire rengi pembeden beyaza dönen burnundan anlayıp hemen kliniğe yetiştirdim. Bana iyileşmesinin “ucu açık” olduğunu, yani ölmesi gibi bir duruma da hazırlıklı olmamı söylediler. Tüm hastalıklara bakıldı, kuvözde kaldı, antibiyotikler, vitaminler verildi. 3 gün sonra biraz daha iyiydi eve getirdim ama bir hafta boyunca her gün sabah/akşam iğneleri devam etti, minicikti ve çok acı çekti. Şükürler olsun ki kurtuldu, tamamı ile iyileşti. Bu vesileyle veteriner hekimlerine ilgileri için çok teşekkür ederim. Elbette her veterinerlikte kuvöz ve diğer bazı tıbbi gereçleri bir arada bulmak mümkün değil, bunun için kliniğe götürmek gerekiyor. Devletin hayvan hastaneleri de yeterli sayıda değil ve her ilçede bulunmuyor. Keşke hayvanlar için özel kliniklerde de devlet destekli indirimler olsa. Nasıl ki sosyal sigortalardan çocuklarımız yararlanabiliyorsa, keşke evcil hayvan dostumuz da biraz olsun sosyal güvenlik indirimi gibi bir şeyden faydalanabilse. Hayvan sahiplenmeyi devlet de desteklese. Ne büyük hayaller kuruyorum değil mi? Halbuki ülkemizde bazı belediyeler hayvanları aç, susuz ormanlara atıyor, adı barınak diye geçen işkenceden beter yerlere kapatıyorlar, daha da korkuncu ölüme terkediyorlar. Bunlara üzülerek şahit oluyoruz.

Ayçin İnci ve Yağmur Ağcaoğlu

İnsanların hayvanlara bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir önceki sorunuza cevaben verdiğim cümlelerimi delilik olarak nitelendirecek birçok insanla birlikte yaşıyoruz. Bu masumlara her türlü kötülüğü, cezayı, işkenceyi yapmaktan hiç çekinmeyen ve kendilerini hala insan sanan bir sürü mahlukat da cabası. Sokakta duran köpeğin üstüne keyfi olarak arabasını sürenler serbest kalabiliyor. Daha da beterleri var ve hukukun birçok konu gibi bu konudaki yetersizliğinden de şikayetçiyim. Birçok defa hem insanlara hem de hayvanlara karşı işlenen suçların karşılığını bulmadığını gördüğümüz için, döktüğümüz tüm gözyaşlarından, çektiğimiz acılardan şikayetçiyim. Tabii öte yandan, hayvanseverlerin sayısının artması da çok sevindirici. Daha da büyük kalabalıklar halinde birlik olmalı, sesimizi duyurmalıyız.

Hayvan sahiplenmek isteyenlere neler önerirsiniz?

Tıp biliminin de desteklediği bilgi şu ki; “Evcil hayvanlar beynimize oksitosin hormonu salgılatıyorlar.” Bu birçok faydasının yanı sıra doğal bir antidepresan. Kaygıları, endişeleri azalttığı gibi, sizi sorunlarla daha kolay başa çıkan, mutlu biri haline de getiriyor. Uzun uzun düşünmeyin lütfen, hemen bir hayvan alın. Eşyalarınızdan, düzeninizden azıcık feragat edip bir canı sokaktan, ölümden kurtarın. Can kurtarmaktan söz ediyorum, daha ötesi var mı? Hayatta ancak, sevdikçe ve sevildikçe çoğalırız.

Mama KabıAyçin İnci diyor ki!

Gültepe Endüstri Meslek Lisesi öğrencileri ve öğretmenleri Melekler Kahvesi Taksim Şubesi desteğiyle plastik mavi su kapaklarını öğütüp, bir makineden geçirdikten sonra, kalıplara dökerek, sokaktaki canlarımız için mama kapları yapıyorlar. Ben de oraya gittim, onları dinledim, izledim ve bu güzel fikirleriyle gurur duydum. Şimdi de duyurusunda yardımcı olmaya çalışıyorum. Lütfen siz de mavi su kapaklarını atmayın, biriktirin ve Gültepe Endüstri Meslek Lisesi’ne ister kargoyla, ister elden teslim edin. Ben birkaç tane aldım hemen apartmanın önüne ve sokağın başına koydum. Kuru mamaları artık bu kaplara koyup, veriyorum.

 

Fotoğraflar: Navit Seyddashti

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.