Oyunculuk mesleğine gönül vermiş, Türkiye’de sanat yapmaya çalışan; sanatın halktan aldığı sevinçleri, halktan aldığı acıları, tekrar halka yansıtmak olduğunu bilen; halkını ve ülkesini seven, hayvansever bir oyuncu… Ayhan Eroğlu! “Hayvan sahiplenilmez, hayvanlarla arkadaş olunur, hayvan sahiplenilmez, onlar sizin sahibinizdir” diyen Ayhan Eroğlu ve kedisi Suzi Kalbimdeki Patiler okuyucuları için ekran karşısına geçti! İşte sokak hayvanlarını, kedileri, köpekleri, kuşları, böcekleri seven ünlü oyuncunun kedili dünyası…

Ali Eşitmez tarafından çekilen fotoğrafta Ayhan Eroğlu ve kedisi Suzi.
Ali Eşitmez tarafından çekilen fotoğrafta Ayhan Eroğlu ve kedisi Suzi.
Onlar benim en iyi arkadaşım!

Hayatım boyunca hep hayvanlarım vardı. Hayvanlarımın olmadığı zamanı hatırlamıyorum. Köpeklerim, kedilerim, kaplumbağalarım, kirpilerim, kuşlarım… Karafatma beslediğim bile oldu. Uzun zaman Sayko adında bir köpek ile yaşadım. Ki o benim hayatımın dönüm noktasıydı. Onu çok sevdim, o da beni çok severdi. Onu kaybettikten sonra bir daha köpek sahibi olmadım. Suzi ile tanışmam da dedesi aracılığıyla oldu. Dedesi Büyükada’da koşa koşa bana doğru gelen bir kediydi. Birden üzerime atladı ve sanki beni çok uzun süredir tanıyormuş gibiydi. Bembeyazdı ve kafasında fes şeklinde bir siyah vardı. Bu nedenle adını Derviş koymuştum. Uzun zaman onunla yaşadım. Bir kaza sonucu Derviş’i kaybetmeden önce, evimin tavanından gelen ve Derviş’e âşık olduğu kediden çocukları oldu. Çocuklarını hiç görmedi maalesef Derviş… Çocuklarından biri aynı onun gibiydi. Onun da adını babası gibi Derviş koydum. Sokaktan Pufi adında bir kedi sahiplenmiştim. İkinci Derviş ile onların kızı Suzi… Doğduğundan beri benimle…

Bir ara, kısa bir süreliğine Balıkesir-Gönen’de yaşayan ve en sevdiklerimden “Minikayşe” lakaplı Esmanur adında küçük bir kız ve ailesi ile yaşadı. Suzi çok farklı bir kedi. Minikayşe’yi çok sever, zeytinle oynamayı çok sever ve özellikle yükseğe atlama oyununu çok sever. Çok sıkıştırılmayı sevmez, çok sevilmeyi de. Asil bir kedidir, ne zaman sevilmek isterse o zaman gelir ve koynuma yatar, bir şekilde kendini sevdirir. Evde çok kapalı kalmayı sevmez, sokağa çıkıp ağaçlara tırmanmayı, kuşlarla ve farelerle oynamayı sever. Kedi işte!

Avantajları çok, dezavantajı yok!

Kedi sahibi olmanın çok avantajı var. Fazla aşırı titiz olan insanlar, kedilerin tüyleri önemli bir sorunmuş gibi yansıtıyor. Hastalık veya kist gibi problemlerden bahsediyorlar, şehir efsanesi gibi anlatılan hikâyeler vardır ya… Onlar! Benim bildiğim, aşıları yapılmış hiçbir kedinin tüyü insana zarar vermez. Bunu insanların öğrenmesi, bilmesi gerekiyor. Kedi sahibi olmanın çok fazla faydası vardır. Bunları anlatmak gerek… Hem sağlıklıdır, mırlayarak insanın sinir sistemini düzenler, kalp atışlarının ritmini düzenler, eve stresli geldiyseniz stresinizi alır. Sizi mutlu eder, yalnızlığınızı paylaşır, arkadaşlık eder. Kedi beslemenin bence binlerce faydası vardır.

Hayvanlar hayatınıza renk katar, değer katar

Bazıları çok hayvan sever, bazıları da aşırı hayvan sevmez…  Hayvanları sevenlere karşı hayvanları sevmeyenlerin tavrı da ilginçtir. Birçok örneği ile karşılaşmıştır hayvan seven insanlar… Örneğin, biri sokakta kedi beslerken veya severken, oradakiler hemen “Al onu, evine götür” derler… Ya da “Buraya hayvanları dadandırma!” derler… Çünkü hayvanlar olduğu yerin sahibidir ve oraya değer katarlar, ama bunu anlamayan insanlar var… Bir hayvansever olarak hayvan sevmemeyi anlayamıyorum. Nasıl sevemezsiniz? Nasıl göremezsiniz minicik bir böcekteki, kelebekteki mucizeyi… Kocaman bir devedeki mükemmelliği… Mandanın sütünü sever de mandayı nasıl sevemezsiniz? Bir köpek gelmek isteyince yanınıza nasıl onu reddedersiniz? Onlar saf sevgi dışında bir beklenti içinde değiller. İnsanlar gibi değiller. Bunu anlatmalıyız. Aydın’da sokak hayvanlarına mama veren hayvan severi engellemeye çalışarak sokak hayvanlarına sopayla vurmaya çalışan bir adam vardı, bir videoda, sokak kamerasından görüntülenen… İşte o kavganın kısa metraj film versiyonu çektik Gönen’de bir ekip ile, adını “Hayvan” koyduk filmin. Orada da göreceksiniz. Sokak hayvanlarını besleyenlere karşı tutumun ne olduğunu biliyoruz ve değiştireceğiz. Amacımız bu…

Ayhan Eroğlu: Suzi; şımarık, sinirli, Türkçe, İngilizce, köpekçe, kedice, farece, kuşça bildiğine şahit olduğum nadir bulunan bir sokak kedisidir.
Ayhan Eroğlu: Suzi; şımarık, sinirli, Türkçe, İngilizce, köpekçe, kedice, farece, kuşça bildiğine şahit olduğum nadir bulunan bir sokak kedisidir.
Sokak hayvanları demişken…

Barınaklar devletin hayvanlar için iyilik yaptığını söylediği yerlerdir; gösteriş yapılan yerdir. Hayvanlar için sınırlı işlemlerin yapıldığı, her şeyin yapılıyor zannedildiği yerlerdir barınaklar… Birçok barınağa ziyarete gittim, HAYTAP gönüllüsüyüm ayrıca. Türkiye’de barınak sistemi gönüllülerin çalıştığı yer olmadığı sürece hiçbir şekilde iyi çalışmayacak bir sistemdir. Gördüklerim iyi şeyler değildi… Barınaklarda gönüllü insanların çalışması gerekiyor ve bu insanlara destek olması gerekiyor devletin… Bu hali çökük bir sistem bence… Sokak hayvanları ise insanlar tarafından sevilmediği için kötü görünüyorlar. Evsiz, barksız, aç, susuz bazen… Allah rızkını verir diyor insanlar! Onlara gönüllü insanlar yardımcı oluyor sadece. Birçok insan çöplerini ayırarak artıklarını sokak hayvanlarıyla özel bir şekilde paylaşmayı öğrenmeli, bunları çocuklarına öğretmeliler. Mahallelerindeki hayvanların bakımından sorumlu olmalılar. Sokak hayvanlarına lütfen biraz daha önem gösterelim. Onlarla bu dünyayı paylaştığımızı ve Allah’ın onlara “Sessiz kullarım” diye hitap ettiğini unutmayalım.

Onların mama ve su kaplarını özel olarak temin etmeli belediyeler her mahalle sakinlerine… Bu kapları temiz ve dolu tutmalılar orada yaşayanlar. Her sokağın ahali kendi sokağının hayvanına sahip çıkınca aslında çok güzel olacak. İşte tam bunun için de iş ortağı olduğum firma AURTY ile organize edilen ve bundan sonra Kalbimdeki Patiler ile yapacağımız imza günlerinde bu detayları göstermek istiyorum şahsen ve projeye katılan tüm oyuncu arkadaşlarımla… 2017’de tüm insanlardan başka dünyada yaşayan diğer canlıların da farkında olmalı insanlar… Tüm çevremizden sorumlu olmalıyız. Bunu gençlere ve çocuklarımıza aşılamalıyız.

Birlik olma zamanı

Günümüzde veteriner hizmetleri çalışmıyor. Günümüzdeki veterinerler sadece para eden hayvanlarla veya onların sahipleriyle ilgileniyorlar. Tabi birkaçını bunlardan tenzih ediyorum.  Özel istisnalar var. Ama veterinerlik hizmetleri bence iyi çalışmıyor. Para ile bağlantılı gibi görünüyor şu an… Eğer Türkiye’de veterinerlik sistemi çalışıyor olsaydı sokak hayvanlarının hepsinin sağlam ve temiz olması beklenirdi, gidin bakın, çoğu yaralı veya uyuz ve çoğu aç ve susuz geziyor…

 

Not: Bu röportaj sırasında kullandığım bana Gizlireklam ve Olympus Türkiye tarafından tedarik edilen ses kayıt cihazını gönderen Sinan Gürkan Bey’e, fotoğraf çekimlerinde bizi yalnız bırakmayan fotoğraf sanatçısı Ali Eşitmez’e, mekan desteği veren Karaköy’ün en iyilerinin bulunduğu adres Karanköy adlı mekanının sahibi abimiz Çetin Çatuk’a ve de Aynur Üsküp ile size (Yağmur Hanım) ve Kalbimdeki Patiler’e çok teşekkürler.

 

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.