Spora ve doğaya düşkün, ressam, oyuncu ve hayvansever kişiliği ile tanıdığımız Bülent Çetinaslan, akıllı, sevecen, enerjik köpeği Bade hakkında ilk defa Kalbimdeki Patiler ailesine konuştu. Köpeğini ne kadar çok sevdiğini dile getiren Çetinaslan, bir yandan da veteriner hizmetlerindeki eksikliklere ve köpek sahibi olarak geliştirilmesini istediği noktalara değindi. Bülent Çetinaslan ile köpeği Bade ve sokak hayvanları üzerine, mis gibi deniz kokusu eşliğinde yaptığımız o hoş sohbetimizden alıntılar…

Bülent Çetinaslan
Bülent Çetinaslan: “İçinde sevgi olmayan insanlar başka canlıları sevmekte güçlük çeker”
Yol arkadaşınız Bade ile başlayalım…

Bade benim için çok özel bir köpek. Yaşam sevincimi artırıyor. Çok enerjik. Oyun oynamak, sevilmek, okşanmak, masak yaptırmak hatta masaj yapmak en sevdikleri… Oyuncaklarının saklanması, kızdırılmak ve beni başkasıyla paylaşmak ise en sevmedikleri… Bir köpek sahibi olarak kendimi oldukça şanslı hissediyorum. İnanın yaşam enerjisini yüksek tuttuklarına inanıyorum. Mutlaka kedi sahipleri de aynı şeyi düşünüyordur fakat Bade’nin benim şansım olduğu çok açık. Yol arkadaşım. Mutluluk kaynağım.

Birlikte basketbol oynadığım, koştuğum, yürüyüş yaptığım arkadaşım. Eğer bir hayvan sahibiyseniz dostluk kavramınız da değişiyor. Hayata bakış açınız, yaşam şekliniz, hayat kaliteniz. Her şey pozitif yönde etkileniyor. Sokak hayvanlarına karşı daha duyarlı oluyorsunuz. Aç bir kedi ya da köpek gördüğünüzde “Ya Bade, şu an bu durumda olsaydı” diye düşünüp, empati yapmaya çalışıyor ve onları da besliyorsunuz. Hayvan sahibi olmak insanın ruhuna iyi geliyor. Ben çocukluğumdan beri hayvanseverim. Hayvanlar benim için çok değerli. O yüzden sadece Bade benim köpeğim değil, o benim hayat arkadaşım. Sokaktaki hayvanlar ise baktığım diğer canlar. Apartman önüne mama ve su kabı koyarak, barınakları ziyaret ederek hatta kuşlar için bile yem bırakarak elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışırım. Dediğim gibi bir kediniz ya da köpeğiniz varsa ister istemez kendinizi diğer hayvanlara da yardım ederken buluyorsunuz. O canları unutmuyorsunuz, hallerini daha çok anlıyorsunuz. Bu yüzden mutlaka bir hayvan sahiplenin diyorum. Tabii ki koşulları da göz önünde bulundurarak… Düzensiz bir hayatınız varsa hayvan beslemeniz imkansız, uzun yolculuklarda ya da tatillerde köpeğinizi götürecek bir yeriniz yoksa sorun yaşarsınız.

Pet sahipleri için imkanlar artırılmalı

Her insanın kendi karakterine ve maddi-manevi koşullarına göre hayvan sahiplenmesi gerektiğini savunan Bülent Çetinaslan bakın hayvan sahibi olarak neleri eksik görüyor: “Köpekler genellikle sahipleriyle akşam saatlerinde daha çok vakit geçirebiliyorlar. Malum iş, güç, koşuşturmaca. Çok yoğun bir temponuz varsa ister istemez köpeğinize ayırdığınız zaman dilimleri sabah saatleri ile iş sonrası oluyor. Bu yüzden özellikle bazı veteriner kliniklerinin 12’den sonra da açık olması gerektiğini düşünüyorum. Hayvanların sahipleriyle birlikte en aktif oldukları saatler akşam ve geç saatler. Benim bir hayvan sahibi olarak eksikliğini hissettiğim diğer nokta pet friendly yerler. Köpeğimi evde bırakmak istemiyorum ama köpeğimle gidebileceğim yerler de çok sınırlı. Bu yüzden yetersiz buluyorum. Hayvanların daha çok hayatımızda, bizimle olabilmeleri için sınırların artırılması gerektiğini düşünüyorum.

Fotoğraflar: İlkay Alabay-Mirla Photography

 

 

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.