Kedi, köpek, kuş, böcek, yılan, maymun… Aklınıza ne gelirse! Aslında hayvanlardan değil, tüm hayvanları ayırt etmeden seven harika bir insandan bahsediyorum. Başak Daşman’dan! Şu anda “Yutmak” adlı tiyatro oyunuyla dikkatleri üstüne çeken genç ve güzel bir sanatçıdan bahsediyorum! Doğallığını hem sahneye hem ekranlara yansıtmayı başardığı için uzun zamandır hem dizilerde hem de tiyatroda tanıdığımız başarılı sanatçılar listesindeki yerini koruyan Daşman’ın hayvanlara olan sevgisini ilk defa Kalbimdeki Patiler okuyucuları için konuştuk. Kedisi Kaset başta olmak üzere kalbine izi değen tüm patileri sizler için anlattı.
Tüylü tüysüz tüm hayvanları çok seviyorum

İlk test dalışı yaptığımda, bir müren gördüm ve peşinden yüzmeye başladım. Hocam ensemden tutup durdurdu, yüzünde korkmuş bir ifadeyle bana bakıyordu. Lisede yılan besleyen biri olduğumu bilseydi hayvanlara olan sevgimi daha iyi anlayabilirdi 🙂 Bahçedeki kirpiyi görmek için geceleri dışarı çıkan, bir pandaya sarılmak için 15 saat uçmaya razı olan biriyim. Sadece tüylü ve sempatik hayvanlarla yakın bir ilişkim yok, hepsini çok seviyorum. Ama Kaset başka. Onun gelişini çok bekledim. Kız kardeşimin erkek kedisi bir dişi kediyle çiftleşince doğumunu, sütten kesilişini bekledim. Tek dişi olan Kaset’i ben sahiplendim, diğerlerini de sahiplendirdik.

Kaset bir kutu jöleye benziyor. İlk günden beri böyle… Kucağına alıp paket gibi tutabilirsin, öyle durur. Bu zamana kadar hiç tırmalamadı ya da miyavlamadı, sadece arada konuşuyor. Benimle ilgilen ya da suyum bitti su koy demek için. Hayatıma geldiği günden beri çok iyi ikili olduk. En sevdiği uyuma mekanı bir şekilde üstüm 🙂 Yan yatmışken, gelip belime yatıp o aralığa uzanıp kendini sığıştırabilen bir kedim var.

İlk kedim olmadığı için oldukça tecrübeliydim onu sahiplendiğimde. Daha önce üç kedim daha oldu. Hepsini sokaktan buldum. İlk kedim olduğunda küçüktüm ve talihsiz bir akrabalık ilişkisi yüzünden ayrılmak zorunda kaldım. İkincisi ise otuz kadar kaçışan yavrunun içinde, üstüme çıkmaya çalışan ve bağıran tek yavruydu. 7-8 kedi aynı anda doğurmuş ve ortalık yavru kedi kaynıyordu Cihangir’de. Oradan geçiyordum ve sevmek için durdum ve sonra o çirkin ördek yavrusunu almak zorunda kaldım. İnada saygım var 🙂 Fakat ilk kedi sahibi olsaydım da bir zorluğu olduğunu düşünmüyorum. Sadece zaman zaman işim gereği şehir dışına çıkmam gerekiyor. O zaman anneme bırakıyorum. İyi anlaşıyorlar ama başta bayağı bir söyleniyor, mekanını terk etmek zorunda kaldığı için… Hayvan sahibi olmanın en zor yanı onları yanımızda götüremediğimiz zamanlar olması. Bir de mevsim geçişlerinde döktüğü tüyler var, benimkinin de maşallahı var. Süpürmekten halılar yıprandı, o kadar 🙂

Sevmek etken bir eylemdir ve ne güzeldir…

Geçen sene evdeyken bir miyavlama duydum, çıktım baktım, göremedim. Ertesi gün tekrar. Bir baktım hemen camımın yan tarafında üç kedi yavrusu bir kutunun içinde, üç haftalıklar. Kaptığım gibi veteriner kliniğine götürdüm. Neyse kurtardık, büyüdüler şimdi geziyorlar ortalıkta. Anlamadığım şu; biri getirip kutuyla onları oraya bırakmış, hayvanlar çıkamıyorlar bile dışına kutunun. Bir gün daha görmesem ölürlermiş. Hayvanlar hakkında söyleyecek çok bir şey yok. İnsanlar hakkında konuşmalı daha çok. Atalarının evcilleştirdiği ve o yüzden sana muhtaç olan hayvanlara bakacaksın sevmesen bile, bu senin genetik mirasın, yapacak bir şey yok, neden ve nasıl sevmezsin o kısmını anlayamıyorum o ayrı… Sevmek etken bir eylemdir ve ne güzeldir. Bir canlıyla, devamlı ve yakın bir ilişki kurmak insanın sevgi, ait olma isteği gibi ihtiyaçlarını karşılayan en güzel yollardan biri. İnsanlar sürekli sevilmenin peşinde, diğer insanlar karşısında. Peşinde koşulması gereken ilk şey sevmek olmalı. Çünkü insanı güçlü ve var hissettiren etken eylemlerdir, edilgen olanlar değil…

Başak Daşman ve Kaset
Daşman, “Şapşal, uykucu, nazlı” olarak üç kelimeyle özetlediği Kaset için “Çok korkak, elektrik süpürgesini dağ trolü sanıyor bence” diyor.
Başak Daşman diyor ki!

Hayvanlara acımayın, kimseye acımayın. Onları gözünüzde küçültmeden, varlıklarını olduğu gibi algılayıp, anlamaya ve yapabiliyorsanız sevmeye çalışın. Besin zincirinin en tepesinde duruyor olabiliriz, bunu başarmışız, bravo biz insanlara, ancak tek başına anakondayla karşılaşsan, kim zincirin neresinde duruyor o zaman anlaşılır ve o size acımaz. Acımak kendini büyütüp, diğerini küçültmek demektir gözünde. Şefkatle bile yaptığınızda yanlıştır. Kavramları karıştırıyoruz, acımamak vahşi olmak demek değildir. Bu; onu tüm varlığıyla kavramak ve saygı duymak, senden bağımsız olarak var olabildiğini idrak edebilmek demektir. Dünya kendilerine ait ve hayvanlar da dünyanın süsüymüş gibi görenler var bu hayatta, dünya hepimize ait deyip, saygı duyup sevenler de var. Hiç umurunda olmayıp bunu düşünmemiş olanlar bile var. Hatta hayvanların kendileri için yaratıldığına inanıp vahşice kullananlar da var. Anlamadıkları ise; herkesin ve her şeyin kendisi için ama birbirine bağlı olarak yaratıldığı ya da oluştuğu.

Fotoğraf: Gökmen Şaban

Daha fazla fotoğraf için Instagram sayfamızı takipte kalın! @kalbimdekipatiler

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.