Siyasetten, kültür sanata, felsefeden eğlence programlarına kadar birçok tarzda program sunuculuğu yapan başarılı bir kadın: Ceren Akdağ. 2003 yılından bu yana basın mensubu olarak görev alan, gazeteci Akdağ ayrıca Habertürk, Tv360, TRT gibi kanallardaki başarılı sunuculuğuyla da tanıdığımız bir isim. Gelin Jerry’s Hot Dog’un kurucu ortaklarından Ceren Akdağ’ın köpeği Julia Roberts ile renkli dünyasına göz atalım!

Tanışma hikayenizle başlayalım…

Julia Roberts 2013 kasım ayında Nişantaşı’nda arabadan sokağa atılan bir İngiliz Setter. Bulduğumuzda 1 yaşında var veya yoktu. Ve kontrollerinde hamile olduğu ortaya çıkmıştı. O zaman TV360’da gece programı yapıyordum. Bir anda hayatıma Julia ve bebekleri girdi. Hem sokağa atılma depresyonu, hem de genç hamilelik kıskançlığı vardı. Av köpeği olması sebebiyle enerjisi çok yüksekti. Evimi baştan aşağıya yedi diyebilirim. Ama bir defa bile ona yeni bir yuva bulma düşüncesi aklımdan geçmedi. O zaten bir defa istenmemişti. Bir daha ona aynı duyguyu asla yaşatmak istemedim. O zaman bu zamandır da Julia benim en yakın arkadaşım. Kızım. Sırdaşım. Bazen insanlar Julia’nın hikayesini öğrenince “ne kadar şanslı” diyorlar. Bence ben şanslıyım. Böyle güzel yürekli, eğlenceli muhteşem bir yaratık ile evimi paylaştığım için çok şanslıyım.

Julia Roberts
Ceren Akdağ: Julia üç kelimeyle; şımarık, sevgi dolu, enerji bombası
Böyle bir ırk, böylesine güzel bir kıza denk gelmek nasıl bir duygu peki?

İngiliz Setter’ler özgürlüklerine düşkünlüğü ile bilinir ki bu doğru. Ancak kalıplarından büyük sevme potansiyalleri olduğu bu kadar bilinmiyor. Julia da sevgi açı ve doyumsuz bu konuda. Size gelip sarıldığı anda ve başını omuzunuza dayadığı zaman tüm endişeniz, üzüntünüz yok oluyor. Julia gerçekten çok başka bir köpek. Komut almayı sevmez, inatçıdır. Sevilmek için yapmayacağı numara yoktur. Sevgi arsızı. Özgürlüğüne düşkün ama belli rutinleri de olan bir köpek. Yemek için takla da atar, gelir boynunuza sarılıp söz de dinler. Ama istediğini alana kadar.

Oyuncak delisi olduğu için bazı oyuncakları ile onu kandırabilirsiniz ama bu da yine o istediğini alana kadar devam eder. Yani istediğini yaptırma konusunda ustadır. Ona denk gelmek, böylesine temiz kalbi olan bir köpeğe denk gelmek anlatılamaz bir duygu. Onlar, sadece Julia değil, tüm hayvanlar insanlara vicdanlı olmayı tekrar hatırlatıyor. Konuşamayan, kendini savunamayan, her koşulda insanlara güvenen kediler ve köpekler kalbinizin yerini size öğretiyor. Hayvanla büyüyen çocuklar kesinlikle sorumluluk sahibi oluyor. Hayvanlarının bakımını üstelenenler hayatını daha düzenli yaşıyor. Ve en önemli noktalardan birisi de, sabır. Julia’nın bana öğrettiği en önemli noktalardan birisi. Sabretmeyi ve sevgiyi öğretiyor.

Büyük ırklarla bir yerlere gitmek her zaman kolay değil!

Julia’nın da diğer av köpekleri gibi koşması gerekiyor. Bu nedenle onun için daha fazla zaman ayırmak gerekiyor. Bir yere gitmek büyük köpekle tabii daha zor oluyor. Ama bunların hiç biri onunla yaşamaktan daha önemli değil. Hayatınızı tabii ki ona göre düzenlemeniz gerekiyor. Ama daha fazla yürüyüş yapmanın, biraz daha hareket etmenin kimseye zararı olmadığını düşünüyorum. Aksine hayatınızı düzene sokuyor büyük köpek. Bu yüzden eğer koşullar ve imkanlar izin veriyorsa insanlar büyük ırk köpek sahiplenmekten çekinmemeli diye düşünüyorum.

Türkiye’de bir kesim veteriner hekimler dişiyle tırnağıyla, elinden gelen her şeyiyle hayvanlara yardım etmeye çalışıyor. Ancak yenilikleri takip etmediklerini düşünüyorum. Yeni yöntemleri öğrenmezlerse yeni hastalıkları öğrenmezlerse nasıl teşhis koyabilirler? O yüzden sık sık yanlış teşhis veya yetersizlik nedeniyle ölen hayvanları duyuyoruz. Bu canlar acılarını söyleyemiyor ki anlatsın.

Hekimlerden bahsetmişken bir konuya daha değinmek istiyorum: Ben evdeki köpeklerini çiftleştirenlere çok kızıyorum. Üremelerine müsaade edilmemeli. Bilinçli bir hayvansever sokaktaki hayvanların kökeninin evlerdekilerden geldiğini bilir. Dilimize dolamışız günah diye, halbuki bu yeni doğan canların hepsini takip edip iyi bakılıp bakılmadığını kontrol etmezsen asıl günahı işlersiniz. Sokaktaki canlar için de sadece “ay yazık” demekle olmuyor. Elindeki tüm güçleri kullanıp sahiplendirme yapılmalı. Mama alınmalı ki birçok platform ile bu mamaları yollabilirler. Mesela patifood.com. Ya da onları artık yemeklerinizle bile yaşatabilirsiniz. Yani herkes bir şeyler yapabilir. Büyük, küçük demeden. Sadece hayvanlardan nefret etmeyelim yeter. Onlar bu dünyaya iyilik katan canlılar, güzellik katan canlılar. Kedi, köpek, kuş…

Ceren Akdağ

Ben ilkokul birinci sınıftan beri köpeklerle büyüdüm, hiç kediyle yaşama şansım olmadı. Ona rağmen kedi, köpek ayrımını doğru bulmuyorum. Köpekler sizin aynanız gibidir, aynı duyguları yaşarsınız, kalpleriniz birleşir ama kediler de çok başkadır. Kendilerine olan düşkünlükleri kadar sahiplerine olan düşkünlükleri de vardır. Önemli olan onlarla yaşadığınız zamanlar, edindiğiniz tecrübeler. İlk köpeğim Lady sayesinde köpekler dünyasını tanımaya başladım. Ve onun kızı Baby de bizimle yaşadı. Ve sonrasınra onun 2 çocuğu da. Yani bir dönem 4 köpeğimiz vardı evde. Böyle bir evde yaşayınca kedilerin dünyasını çok tanıma şansınız olmuyor. Ama hayvanlara olan sevginiz çok başka oluyor!

 

Fotoğraflar: Navit Seyddashti

 

 

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.