Çok sevdiğim minik kızım Kızçe- Buse Atakan

    Buse Atakan köpeğine olan duygularını ve onunla tanışma hikayesini anlatıyor.

    Onunla ilk tanıştığım anı düşünüyorum da sanırım hayatım boyunca o kadar mutlu olmadım. Onun kocaman pörtlek gözlerine, diğer Cavalier’lere kıyasla minicik olan bedenine, o minicik bedene sığdırdığı kocaman sevgiye aşığım. Sanırım onun kadar mükemmel bir çocuğa sahip olduğum için dünyanın en şanslı annesiyim. Nasıl anlatırım bilmiyorum, tarifsiz bir duygu. Kızçe, yaşadığım her anı eğlenceli hale getirmeyi başaran, eve her geldiğimde bıkmadan sevgi gösterisi yapan ve ne kadar özlediğini anlatmaya çalışan bir melek.

    Aynı zamanda çocuklarla da çok iyi geçinir. İki yaşında Nisan adında bir kız kardeşim var ve Kızçe’yle aşk yaşadıklarını söyleyebilirim. Yani demem o ki, bebekli evde köpek olmaz algısını da yok ediyoruz. Hatta Nisan’ın Kızçe’yi epey bir sahiplendiğini söylemek yanlış olmaz. Birlikte yatıp birlikte kalkıyorlar, oyunlarını birlikte oynuyorlar. Bir köpek bir çocuk demek istemiyorum aslında, ikisi de çocuk ikisi de bizim bebeğimiz.

    Çocuklarla çok iyi geçindiği gibi hayvanlarla da iyi anlaşır. Kendinden daha büyük köpeklerden birazcık korktuğunu saymazsak tabi 🙂 Oyuncudur, ağzına sığdırabildiği her şeyle oynayabilir. Hatta sığdıramadıklarının da kenarını köşesini dişler. Dediğim gibi oyun oynamaktan asla bıkmaz ve dizinizin üstüne kurulup saatlerce televizyon izleyebilir. O benim sahip olduğum en değerli varlığım, nefesim. Hiç kimseyi yerine koyamadığım, en kıymetlim.

    Herkesin kalbine mutlaka bir pati izi değmeli diyerek yazımı noktalıyorum. Hayvanlardan öğrenecek çok şeyimiz var. Okuduğunuz için teşekkür ederiz, bol patili günler!