marmara Üniversitesi’ni bitirdikten sonra oyunculuk hayatına adım atan ve en son “Alınyazım” adlı dizide karşımıza çıkan Duygu Keser; sadece oyunculuğu ile değil, hayvanlara olan sevgisiyle de birçok kişinin gönlünde taht kurmuş biri. İşine aşkla bağlanan, kendini hala geliştirmeye çalışan, okuyan-izleyen-dinleyen ama kendiyle kalmayı seven Duygu Keser’in biricik kedisi Sabri ile tanışmaya ne dersiniz?

Duygu Keser
“Sabri Bey’i 3 kelimeyle anlatamam ama fazlasıyla meraklı, kendi dünyası olan ve müteşekkir bir kedi diyebilirim. Sağlam bir karaktere sahip ve ben buna bayılıyorum”
Öncelikle hayvanlara olan sevginizle başlayalım…

Hayvanlara karşı sevgim ailemin küçük yaşlardan itibaren bana bu sevgiyi aşılamasından geliyor. Annemin de çocukken kedileri varmış, onları sokakta beslermiş bazen de gizli gizli eve alırmış. Ben de gizli gizli çok kediyi apartmanın içine alıp yavrulamalarını sağlamıştım ve bunun için apartman sakinlerinden az laf işitmedim (gülüyor). Küçükken evde hep balığım vardı; küçük bir akvaryumda Japon balığı beslerdim. Ölse bile hep yenisi alınırdı. Sorumluluk bilincimin oluşması için yemini bana verdirirlerdi. Kardeşimle sokaktaki kedileri beslerdik ve severdik. Kardeşim de, ben de hiçbir zaman hayvanlar vasıtasıyla korkutulmadık. ‘Bak şımarırsan seni köpeğe veririz, aman çocuğum pistir o kedi dokunma’ denmedi! Evimizde ya balık ya da kuş hep bir hayvanımız oldu. Öldüklerinde bile onlara saygı duyardık. Çöpe atılmaz parka ya da bahçeye gömerdik. Onların da insanlar kadar yaşama hakkı olduğu öğretilerek büyütüldüm.

Şimdi bir kedi sahibiyim. Sabri Bey 🙂 Bu sahip olduğum ikinci kedi. İlki hastalığı sebebiyle vefat etti, onu o zaman kurtaramamıştım fakat şimdiki kedimde sanırım daha şanslıyım çünkü Sabri de hasta olmasına rağmen şu an sağlığı gayet yerinde. Kedi sahibi olmanın nasıl bir duygu olduğunu inanın anlatamam, gerçekten yaşanması gereken muhteşem bir şey. Siz otururken bir canlının gelip, durup dururken kucağınıza yatıp parmağınızı ya da yanağınızı yalaması, sizden ilgi beklemesi tarif edilmesi zor bir duygu. Sizin kokunuzu bilmesi, sıcaklığınızı sevmesi, size güvenmesi, korktuğunda size sığınması. Kedi, köpek veya başka bir hayvan… Bu duyguları yaşamak tarif edilemez.

Peki Sabri ile nasıl tanıştınız?

Uzun zamandır kedi sahiplenmek istiyordum. Para verip almaktansa sahiplenmenin daha doğru ve vicdanlı olduğunu düşünüyorum. Sahiplendirme yapan kurumları sosyal medyadan takip ediyordum ki Sabri Bey’i de orada buldum. 2 kız kardeşiyle bir okulun bahçesine bırakılmış. Sağolsun bu konuda hassas öğretmenler var ki, onlar da bir veteriner kliniğine götürmüşler. Klinik de sahiplendirme konusunda duyurular yapıyordu sosyal medyadan. Ben de iletişime geçip sahiplenmek istediğimi söyledim. Aldığımda daha küçücük, 1 aylıktı. Gözleri bakımsızlıktan mikrop kapmış ve bağırsaklarında tedavisi zor olan bir rahatsızlığı vardı. Görür görmez sevdik birbirimizi, ilk öpücüğümü daha ilk günden aldım. Yoğun ve hassas bir tedavi sürecinden sonra iyileşti ve şimdi 3 aylık. Sağlıklı ve mutlu bir kedi…

Yağmur Ağcaoğlu ve Duygu Keser
Irk, cins, yaş hiç farketmez!

Kedi sahiplenmek isteyenlere şunu söyleyebilirim; illa ki cins kedi olmasını, yavru olmasını, sağlıklı olmasını istemeyin. Kedi sevgisi öyle bir şey değil. Eğer ki iyileşebilecek bir hastalığı varsa alın, bu iyileşme süreci sizi birbirinize daha çok bağlar, büyük olması sizi sevmeyeceği anlamına gelmez. Kediler her zaman sevgilerini gösterirler ve cins olması hiçbir şeyi değiştirmez. Çünkü hepsi akıllı, hepsi sevecen ve en önemlisi de hepsinin size ihtiyacı var… Eskiden hayvanlar, insanlar için bir ihtiyaçmış bu sebeple saygı duyulur ve bakımı eksik edilmezmiş. Günümüzde ise bence saygıyı kaybettik gibi geliyor. Hayvan canlı bir varlık olmaktan çok bir hediye, gönül alma aracı, hevesi geçtiğinde umursamadan sokağa atılan eski bir eşya gibi metalaştırıldı. Biraz önce dediğim gibi kedilerin bize ihtiyacı var, aslında tüm canlıların birbirine ihtiyacı var, karşılıksız sevgiyi, adanmışlığı, şefkati bize hatırlatacakları çok duygu var.

Duygu Keser diyor ki!

Sokak hayvanlarına karşı duyarlılığım çocukluğumdan gelme bir alışkanlık ve sevgi. Doğada tüm canlıların yaşama hakkı var! Bazıları şanslı bazıları şansız, insanlar gibi… Bu duyarlılık aslında hayvandan çok bir canlıya karşı olan duyarlılık ve sorumluluk bence. Canlı olan, Can’ı olan her varlığa karşı zaten duyarlı olmak insanlık görevimiz. Bir de düşünün onlar konuşamıyor, derdini anlatamıyor bu sebeple bir kat daha duyarlı olmalıyız. Ben Beşiktaş’ta oturuyorum, hem belediye hem de Beşiktaş halkı özellikle Abbasağa’da yaşayanlar bu duyarlılığı fazlasıyla gösteriyor. En azından kartondan yapılmış bir kedi evi, bir kap su, biraz yemek ve sevgi onlara yeter. Bu kadarı da kimseyi yormaz heralde. Emin olun siz korkmadıkça onlar da sizden korkup tepki göstermezler.

 

Fotoğraf: Navit Seyddashti

 

 

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.