İstanbul'da yaşayan biri olarak veteriner hizmetlerinin çok iyi olduğunu düşünüyorum. Anadolu'da bazı şehirlerde küçük hayvanlara bakan veteriner hekim bulmakta zorlanıyorlarmış. Çok üzücü.
İstanbul’da yaşayan biri olarak veteriner hizmetlerinin çok iyi olduğunu düşünüyorum. Anadolu’da bazı şehirlerde küçük hayvanlara bakan veteriner hekim bulmakta zorlanıyorlarmış. Çok üzücü.

Sanata aşık bir kadın… Ece Özdikici. İzmir doğumlu, işini, hayatı, arkadaşlarını çok seven, seyahat etmeyi, resim yapmayı seven bir oyuncu. Ayrıca duyarlı bir hayvansever… 14 sene önce Bodrum sokaklarında tanıştığı kedisi Limon için “huysuz ihtiyar” diyen ve en az Limon kadar, sokaktaki canları da düşünen Özdikici, prensessine olan duygularını sizler için anlatıyor.

Kedimle on dört yıl önce tanıştım. Çocukken de huysuzdu, şimdi de huysuz. Özgürlüğüne çok düşkün. Dokunulmaktan, uzun uzun sevilmekten hiç hoşlanmaz. Kendi gelir, üzerinize istediği gibi yerleşir, yatar uyur. Tabii ben de uyku sırasında öpebildiğim kadar sıkar sıkıştırır öperim onu. O kadar çok konusur ki anlatamam. Evde hep sohbet ederiz. İnanılmaz temiz. Dokunduğunuz yerlerini hemen temizler. Kumu asla pis olmamalı, çok kızar. Beklemiş su içmez. Prenses kendisi. Tam bir kedi… Onu gerçekten çok seviyorum. Çok uzun yıllardır birlikteyiz ve ayrılmaz ikili olduk. Aramıza kimse giremedi 🙂 Eve getirdiğim diğer kedileri resmen parçalamaya kalktı. Belki ben de biraz daha sabırlı davranmalıydım, onu bilemedim. Gelenlere çok üzüldüm ve psikolojileri bozulmasın, canları acımasın diye hemen başkalarına sahiplendirdim. Şimdi ise yeni bir ev arkadaşımız olamaz. Limon çok yaşlı ve onu asla üzmek istemem.

Özdikici: Limon 3 kelimeyle cadı, huysuz, ve sevimli olarak özetlenebilir!
Özdikici: Limon 3 kelimeyle cadı, huysuz, ve sevimli olarak özetlenebilir!
Kedi, köpek ayrımı yapmayın! 

Hayvanseverlerin ben kediciyim, ben köpekçiyim gibi cümleler kurmasına üzülüyorum. Zaten çok az bir kitleyiz. Köpek sahibine düşkün olurmuş, o eve gelince sevinirmiş, o yüzden köpekleri çok seviyorlarmış. Bu çok bencilce, sen sana aşık bir köle almıyorsun, sen bir can ile hayatı paylaşmaya karar veriyorsun. O dediklerini sevgili seçerken uygula. Sonuçta ikisi de can. Kedi de köpek de farklı özellikler, karakterler barındıran canlılar. Seçici olmayı, kıyas yapmayı asla doğru bulmuyorum. Sadece hayvanları mağdur etmemek için, yalnız yaşayan insanlar için kedi beslemenin daha ideal olduğunu söyleyebilirim. Köpek tuvalete çıkmak için sizi bekliyor, evde yalnız sıkılıyor. Onun için yalnız kalmak çok zor, mutsuz oluyorlar. Kedi ise evde vakit geçirmeye bayılıyor. Hele iki tanelerse zaten çok daha fazla mutlu oluyorlar. Ama hangisini seçerseniz seçin sorumluluk aynı.

Zorluk demek ve kimsenin gözünü korkutmak istemem. Hayvan sevgisinin çok az olduğu bir toplum olduğumuzu düşünerek daha açıklayıcı konuşmak isterim sadece. Hayatımızda aldığımız her kararın getirileri oluyor. Bir hayvan sahiplendiğinizde artık yalnız değilsiniz. Bu mükemmel bir şey. Eve gelince o sizinle. Hep yanıbaşınızda, sizin hayatınıza ortak bir can var artık! Köpeğiniz varsa dışarıda da birliktesiniz. Yalnız değilseniz tatilde de beraber olmayı seçebilirsiniz. Hayvan dostu oteller var. Seçiminizi buradan yana kullanabilirsiniz. Kısa süreli tatillerde kediniz için evde kalmak daha iyi olur. Birinin yemek ve su vermesini sağlayabilirseniz, onun keyfini hiç bozmayın bence. Hayvan dostu arkadaş çevrem beni bu konuda her zaman kolladı. Ben de onların hayvanları için elimden geleni yapıyorum. Tatillerde birbirimizin yokluğunu hissettirmeyecek şekilde sorumluluklarımızı paylaşıyoruz.

Satın alma sahiplen!

Hayvan sahiplenmek isteyenlere neler söylemek istersiniz diye sorduğumuz Özdikici bakın neler söyledi: “Kesinlikle barınak ya da sokaktan alsınlar. Yavru kedi almayı takıntı haline getirmesinler. İlk kez sahiplenen kişiler için yavru bakımı daha zor olabilir. Sahiplenilmeyi bekleyen bir dolu büyük kedi var. Huyları belli, sürprizle karşılaşmazsınız. Bazı kişilerde yavruyken bana alışır diye bir düşünce var. Bu kesinlikle doğru değil. Her hayvan mutlaka size alışır. Her koşulda terketmeyecekler ise sahiplensinler. Evlendim, boşandım, çocuğum oldu, taşındım, hastalandım gibi sebeplerle hayvanlarını terkedebilen insanlar var. Onlardan olmasınlar. Sokaklar hayvanlarla dolu. Onlardan birini sahiplensinler ve sahiplendikten sonra yalnız olmayacaklarını göz önünde bulundursunlar. Ben sokak hayvanlarına çok üzülüyorum. Sokaklar, hayvanların evi. Orada da rahatça yaşayabilmeleri gerekiyor.

Fakat ne yazık ki en büyük tehlike insan! Yoksa sokakta bile keyif alabiliyorlar. Ama insanlar tehlikeli. Hayvanları havlıyor, tuvaletini yapıyor diye barınaklara kapattırıyorlar. Barınakları hayvan oteli sanıyorlar. Barınakların çok büyük çoğunluğu betonların üzerinde sıkış tepiş uyudukları, rahatça hareket edemedikleri, beslenemedikleri yerler. Barınaklar otel değil! Biz hayvanların yaşam alanlarını işgal ettik. Sokaklar onlarındı, işgal ettik. Toprak bırakmadık, tuvaletini yapıyor diye şikayet ediyoruz. Sığınacak bir kaya, bir ağaç kavuğu yok. Yağmurda, karda kalakalıyorlar. Bazıları araba motorlarına giriyor ısınmak için. Dikkatsiz sürücü kontrol etmeden çalıştırıyor arabayı, sonuç felaket. Köpeklerin durumu çok daha kotü. Hiç bir yere sığamıyor ki, saklansın. Bunları çoğu insan düşünmüyor bile.  O yüzden bir kedi ya da köpek ile yaşama kararı alanlara bu karardan ömür boyu vazgeçmeyin ve sahiplenin diyorum.

Ece Özdikici: "Veteriner hekimleri de mağdur etmeden, hayvanların sigortalanması gerekli. Sosyal haklarının olması gerek."
Ece Özdikici: “Veteriner hekimleri de mağdur etmeden, hayvanların sigortalanması gerekli. Sosyal haklarının olması gerek.”
Ece Özdikici diyor ki!

Kalbimdeki Patiler kadar değerli bir projeden bahsetmek istiyorum. ”Doyuran Kareler” projesiyle Savaş Çıkrak sahipsiz hayvanlara sahip çıkıyor. Fotoğraflamak istediğiniz her alan için sizinle çalışıyorlar. Instagram ve Facebook sayfalarını mutlaka takip edin. Harika çalışmalar yaptılar. Karşılığında sadece mama istiyorlar. Başka bir ödeme yok. Yazın bir kenara bu projeyi. Belki biri size fotoğraf çektirmek istediğinden bahseder 🙂

 

Ece Özdikici

Fotoğraf: Serhat Dülger
Fotoğraf asistanı: Deniz İnce

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.