Hande Kaptan
Marla benim ruhum, aşkım, şifacı meleğim! Ama köpeğim de olsun keçilerim de olsun, bir de bir baykuşum olsun istiyorum…

İşini aşkla yapan insanların enerjisi bir başka oluyor, gözlerinin içi bir başka gülüyor… Sevgi işle, iş aşkla birleşince ortaya çıkan başarı da hayranlık bırakıyor. Hande Kaptan da işini aşkla yapan ve çok kısa sürede birçok kişiyi karakterine hayran bırakan başarılı bir oyuncu. Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde okurken dans edip, tiyatro yapan ve mezuniyetinin ardından Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü’de başladığı eğitimin de bitmesiyle meslek hayatına adım atan Kaptan, marifetlerine marifet katıyor. Dönüştürücü nefes koçluğu da yapan ve genç yaşına bir sürü başarı sığdıran oyuncunun gelin bir de kedili dünyasını keşfedelim!

Öncelikle Marla ile tanışma hikayenizle başlayalım…

5 sene önce, henüz küçücük bir bebekken Marla’yı veteriner hekimden sahiplendim. İstanbul’a yeni taşınmıştım, kedi sahiplenmek istiyordum ve o büyülü karşılaşmayı bekliyordum. Marla’yı gördüğümde bu gerçek oldu ve ilk görüşte aşkımız başladı. Çocukluğumdan beri her gördüğüm kediyi eve getirirdim ama ailem sadece bahçede bakmama izin verirdi. Bu yüzden onu sahiplenmek, ona yuva olmak benim için çok değerli. O benim bazen kızım, bazen annem, yuvam, tapınağım, ruh parçam… Onu anlatmak için kelimeler yetmez. İnsancıl, misafirperver bir kedi. Henüz 5 yaşında ama sanki yıllardır birlikte yaşıyormuşuz gibi birbirimize bağlıyız. Buna rağmen en çok annemi sever! 🙂 Ama gerçekten çok başka bir kedi Marla. Yüksek sesten huzursuz olur mesela, dağınık yatakları sevmez, üzerinde yayılıp keyif yapması için tertemiz düzenli hatta yeni yıkanmış çamaşırları seçer. Her kedi temizdir ama Marla’nın gıdısı fazladan bir parfüm kokusuna sahip. Hiçbir şeye zarar vermez, salondaki koltuğumuz dışında:)

Eve geliş seramonimiz var, kapıyı açarım kendini yere atar sürünür. İçeri geçmeden de kucakta kendini sevdirir. Alarm sesinden hoşlanmaz, ertelersem gelir o uyandırır. Benim üzerimde uyur, öperek uyandırır, masaj yapar. Mama kabı hep dolu olmalıdır, belirsizliği sevmez. Yoksa biz birbirimize mi benziyoruz?! 🙂 Bahçemize kedi dostları gelir, onlara mamasından ikram eder. Bazen de kıhlar, artık kendi aralarında bu durum, koskoca kız Marla sonuçta ilişkilerine karışamam.

Hande Kaptan ve Marla

Kediler özel alanlarına saygı duyulmasını istiyor, onların Birey olduklarını en başından kabul etmelisiniz

Kediler çok başka canlılar!

Kediler şifacıdır, frekanslarıyla ortamı ve kişileri enerjik olarak dengeye getirirler. Sizi topraklarlar, pozitif enerji verirler. Marla kişisel gelişimime katkı sağlayan büyük bir öğreti benim için. Koşulsuz sevgi anlayışımı geliştirdi. Beni o evcilleştirdi, evimize anlam verdi. Ailemin evinde köpeklerimiz var, tavuklarımız, kedilerimiz var fakat Marla ve ben İstanbul’da muhteşem bir ev arkadaşı olduk. Onunla çok farklı şeyler öğrendim. Kediler gerçekten çok başka canlılar. Her şeyi hissediyorlar. İhmal edildiklerinde mutsuzlaşıyor, hastalanıyorlar. Onları her zaman bir bebek gibi görmek şart. Sadece kedileri değil, her canlıyı bebek gibi görmek şart. Hatta bu yüzden bir canlı sahiplenmeden önce, ona vakit ayırma ve bakımlarına ait maddi-manevi sorumlulukları da yerine getirme sözünü vermelisiniz. 

“Yeni sezonda çok farklı bir rolle ekranlarda olacağım, her oynadığım rol benim ve sevgili izleyenler için sürpriz oluyor.”
Sokaktakilerin yeri bir başka…

Yaşadığım çevrede insanlar sokaktaki kedi ve köpeklerin bakımlarını üstleniyorlar, beslenmelerine yardımcı oluyorlar. Biz de Marla ile bahçemizi ziyaret eden kedilerimizi besliyoruz, sadece sokaktakilere değil bahçemizi ziyaret edenlere de bakıyoruz. Hatta ben Marla için zor olmayacaksa yani anlaşabileceklerse engelli bir kedi sahiplenmeyi düşünüyorum. Sonuçta onların bize daha çok ihtiyacı var. Bir hayvan sahiplenmek sadece sahiplendiğiniz canlıya bakmanız demek değildir. Sokaklarda onlarca can var. Benim tek bir kedim yok. Sokakta başka kedilerim de var, bu yüzden çantasında mama taşıyanlardanım. Bahçemde de hasta karga ve yavru martı bakıyorum, elimden geldiğince kuşa, çiçeğe, böceğe bakmaya çalışıyorum. Onların varlığı benim için çok kıymetli. İnsanoğlu genellikle negatif eğilimli, mutsuz. Doğayı, ağaçları, hayvanları dinlemek lazım, inanılmaz mesajları var. Sevgi frekansı yayan, yüksek bilinçli ışık varlık onlar. Hayvanların varlığı dünyayı her şeye rağmen hala yaşanır kılıyor.

Hande Kaptan diyor ki!

Kediler daha az yaşam alanıyla yetinebiliyorlar, alanınız müsait değilse gezdirmeye zamanınızı ayıramayacaksanız köpekleri hapsedip yaşam sevincini hiç ellerinden almayın derim. Bakımları içinse her iki tür için de aynı vakti ayırıyorsunuz, köpek sahiplenmeyi daha düzenli yaşayabilenler seçmeli. Kedi ya da köpek fark etmez hangi canlı olursa olsun bir sorumluluk almalı, ona göre hareket etmelisiniz. Programlarınızın onlara göre düzenlenmesi gerektiğini unutmamalı, her ne olursa olsun hiç büyümeyen bir çocuk evlat edindiğinizi bilmelisiniz. Ayrıca insanlığın bilinçlenmesine katkı sağladığınız ve buna Marla’yla beni de dahil ettiğiniz için çok teşekkür ederim, iyi ki varsınız. Hayvanları satın almayıp sahiplenelim ve ırk ayrımı yapmayalım, kalplerini bize açmış harika varlıkları terk etmeyelim.

Fotoğraflar: Navit Seyddashti

 

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.