Hayvan satın alınmaz; hayvan sahiplenilir ve bir ömür ona bakılır. Hayvanlar ne yılbaşı, ne karne ne de sevgiler günü hediyesidir. İnsanlar bunun ne kadar çok farkında olursa, her şey o kadar güzel olur… Bu sözler, soğuk bir günde parkta tanıştığı köpeği sahiplenen Serkan Altunorak’a ait. Hayvanların, özellikle sokaklardaki, barınaklardaki hayvanların ilgiye, desteğe en önemlisi de sevgiye ihtiyacı olduğunu söyleyen ünlü oyuncu; çekim için gittiği bir parkta tanıştığı güzeller güzeli köpeğinin hikayesini, hayvanlara bakış açısını Kalbimdeki Patiler okuyucuları için dile getirdi:

Aspen bana şansıyla geldi

29 Ekim’de Kireçburnu’ndaki parkta bir çekimimiz vardı. Banklarda oturmuş sahneyi çekiyorduk. Hava soğuk, park boş, her yer sessizdi. 29 Ekim haftası olmasından dolayı çoğu insan tatile gitmişti. Sahneyi oynarken parkta dolanan köpekleri gördüm. Aspen’i gördüm. Perişan bir halde. Sahipsiz olduğu aklıma gelmedi. Gerçekten çok güzel bir köpekti ve dışarıda bakılıyor sandım. İçimden “insan bir yıkatır, hayvana yazık” gibi cümleler geçiriyor; bir yandan sahneye odaklanıyordum. Set arasında, deniz kenarında esen rüzgarla birlikte koşturan köpekleri seven arkadaşları izlerken Aspen yanıma geldi. Oturduğum bankta, başını dizime koyarak bana baktı. Sevilmeyi bekledi. “Sen ne güzelsin, kimin bu?” derken öğrendim ki sahipsizmiş… Böyle uysal, böyle güzel bir köpeği daha sokağa terk etmişlerdi. Set biter bitmez veterinere götürdüm, yıkattım, temizlettim ve ardından birlikte eve gittik… Saatlerce yıkandığı, ilaçlı sularla temizlendiği için olsa gerek, sıcak yuvasına girince, halının üzerine yattı ve saatlerce kıpırdamadan, kafasını bile kaldırmadan uyudu.

Yağmur Ağcaoğlu ve Serkan Altunorakİlk gün ne kadar karakterli olduğunu anladım

Veteriner hekimimiz sokaktan sahiplenilen köpeklerin ya sonsuz bir güvenle sahiplerine bağlandığını ya da biraz zaman geçtikten sonra, biraz eğitim, biraz çaba ile güven kazanmaya başladıklarını söyledi. Yaşadıkları travmaları, hissettiklerini, karakterlerini bilmediğimiz için biraz sabırlı olmamız gerektiğini vurguladı. Fakat Aspen daha ilk günden bir sokak köpeğinin ne kadar iyi huylu olabileceğini gösterdi. Sabah uyandığımızda Aspen aynı yerde yatıyordu. Tuvalete götürdüm, zoraki geldi. Eve döndüğümüzde; “Bundan sonra bu evde beraber yaşayacağız, benim evim, senin evin. Ama dikkatli ol, eşyaları kemirme, kırma, dökme.” dedim ve birkaç saate geleceğimi söyleyerek sete geçtim. İki üç saat içinde döneceğimi bildiğim halde ışık ve televizyonu açık bıraktım. Evdeki ilk gününde onu tek bırakmanın huzursuzluğu ile sete gittim. Normalde kısa bir çekim olacaktı fakat binbir türlü aksilikler üst üste geldi ve iki-üç saat içinde biter dediğimiz çekim 14 saat sürdü. Ve Aspen ilk gününde 14 saat tek kaldı.

Açıkçası eve geldiğimde nasıl bir manzara ile karşılaşacağımı bilmiyordum. Kontrolümde olmayan bu durum onun için gerçekten zordu. Kapıdan içeriği girdiğimde onu sabah bıraktığım gibi uyurken bulmayı beklemiyordum! O kadar masum, o kadar güzel bir şekilde yatıyordu ki onun ne kadar karakterli bir köpek olduğunu o gün anladım. Su bile içmemiş, yerinden hiç kalkmamıştı. O günden beri ne bir yaramazlık yaptı, ne başka bir şey. Hiçbir şeyi kemirmez, havlamaz, yatağa çıkmaz. Kendi yatağı dışında hiçbir yere yatmaz. Haddinden fazla söz dinliyor, laftan anlıyor. Sokaktan sahiplendim ve buna rağmen hiç eğitim ihtiyacım hiç olmadı. Beni bağırtacak ya da kızdıracak hiçbir şey yapmadı. Yaramaz ama yaramazlığı bile o kadar kıvamında ki nasıl sokağa atılmış hiç fikrim yok. Aslında iyi ki atmışlar ve benim dostum olmuş.

Sahibiyle gezmenin mutluluğunu bahçede koşturarak atan Aspen’in Serkan Altunorak’ı kıskanıp kıskanmadığını sorduk. “Başka köpeklerle anlaşabiliyor mu, evini ne kadar sahipleniyor?” merak ettik ve bakın nasıl cevap aldık:

Aspen gerçekten enteresan bir köpek. Çok farklı bir köpek, çok özel bir köpek. Çok saygılı, çok uysal ve sakin bir yapısı var. Sokaktaki hayvanlara da hiçbir şey yapmıyor. Fakat kısa bir süre önce evde ikinci bir köpeği pek sıcak karşılamadığını öğrendim. Sokağa atılan ırk bir köpeği daha sahiplenecektim. Onu da veteriner sonrası eve getirdim. Ama Aspen tüylerini kabarttı, bambaşka bir tavır sergiledi. Onu hiç sıcak karşılamadı. Ki şansa sahipsiz sandığımız köpeğin sahibi bulundu. Bir günlük dahi olsa Aspen’in yeni bir ev arkadaşı istemediğini anlamış oldum.

Onların da canlı olduğunu unutmamak lazım

Hayvanların kendine göre karakteri var, kedi, köpek ayırt etmemek gerekiyor. Bence bir hayvan yaşadığı insanın karakterini çok rahat seziyor ve ona göre davranıyor. Onların da kendine göre zekaları, içgüdüleri ve doğaları var. Sadece size uyum sağlamak zorunda değil, siz de ona uyum sağlamak zorundasınız. Bu karşılıklı bir şey. İlgi gösterecek, sevecek, tedavi ettirecek, besleyeceksiniz… Bunları yapıp karşılığını alamayan sahip olmayacaktır, eminim. Onların verdikleri karşılık tarif edilemez. Ancak yaşayanlar anlar. Ben işim gereği düzenli bir çalışma saatine sahip değilim, ama kendi içimde bir düzenim var. Ve bu düzeni Aspen için değiştirdim. Artık sabahları yarım saat erken kalkıyorum. Onu bebek gibi büyütmüyorum ama sadece olması gerekenleri yapıyorum. Sonuçta o da bir canlı ve sokağa çıktığında ayakları ıslanıyor, kirleniyor. Silinmesi gerekiyor. Onların da ihtiyaçları var. Ve sahipleri olarak yapmamız gereken sorumluluklar var. Aslında konuyu özetleyecek olursak; sahipli ya da sahipsiz her canlının ilgiye, sevgiye ihtiyacı vardır. Başta da söylediğim gibi hayvanlar satın alınmaz; hayvanlar sahiplenilir ve ömür boyu bakılır…

 

Fotoğraf: Serhat Dülger – instagram.com/serhat_dulger

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.