İnsanın aynası doğa aslında. On beş senedir bir fiil köyde yaşayınca anlıyorsun bunu. Doğa ve içindeki her şey gösterip öğretiyor insana. Yerleşme yaşım oldukça küçük 24 – 25. Yani hayatın suyunu çıkarmamıştım henüz. Trafikten boğulup, domatesimi kendim yetiştiririm hayallerim de yoktu yani. Başımda esen aşkın en kör kütük rüzgarları vardı sadece ve tabi 2 köpeğimiz. Oraya yerleştiğimizde, bahçe arazi bomba düşmüş gibiydi. Yani ev ve çiftlik olarak da gözüme ışıklar saçmadı. İstediğim şeyi bulacağımı biliyordum sadece, başka da bir fikir yoktu kafamda…

İki köpek ve aşkla başladığımız serüvene tavuklar, horozlar, ördekler ve bir de at eklendi kısa süreli. Sonra hindiler falan… Ama en çok köpekler eklendi. Hayatımda hiç kolayım olmadı, zoru severmişim meğer. Sinekten korkup sıçrarken, alerjim olmasına rağmen arıları takip etmeye başladım. İstedikleri her yere kovan yapabilirlerdi, sadece beni sokmasınlar yeterdi… sokmadılar da. Sonra çakallar uluyordu (-ki hala uluyorlar şükür) bir sürüden çıkan ses ‘vay be’ dedirtiyor, ‘bu kadar çakal karşıma çıksa ne yaparım acaba?’ dedirtiyor değil mi? Değil işte, gece vakti araba ışığında kediden biraz büyükçe olan çakalın, tavşan gibi ışığa tutulup kaldığına tanık olunca üzülüyor insan onun bile çaresizliğine. Ve inekler, Hindistan gibi mübarek! Yolun herhangi bir yerinde bazen sürüsüyle bazen de küçük bir dana olarak çıkıveriyor karşısına insanın, hiç böyle güzel baktıklarını görmemiştim diyor insan. Ya baykuşlar, onlar başka bir alem. Gecenin bir vakti karanlıkta birden uçuverir önünüzden. Bizim çatıya konsun isterim her defasında.

At

Atları unutmamak lazım, zaten güzeller ama köyde arabanın camından giriverir yanına. At bile bilmiyor ebadını sevildiğini bir nebze hissedince.☺ Domuzlar var bir de yaban domuzu. Ben severim mesela domuzları. Özellikle akşam karanlığında köy yolunda belirir kenarda muhtemel ağaçların altında. Eğer fark edersen görüyorsun, görünce de seviyorsun. Daha kirpiler ve fareler var. Ve kuşlar bir sürü ve atmacalar ki süzülüşüne takılır kalırsın. Ve ağaçlar; ağaçların eteklerinde oluşan çeşit çeşit bitkiler, çiçekler… Kendine göre veriyor bitkisini otunu gölgesinde. Ve sincaplar, arada görüyorum; gördüm mü de nefesimi tutuyorum sıçrayıp kaçmasın hemen diye. Ve tabi kurbağalar ki her gün aynı saatte gelenini gördüm.

Niye mi yazıyorum bunları, çünkü karşımızda aciz kalanın sadece sokaktaki kedi ve köpekler olmadığını yıllar içinde tekrar tekrar gördüm.

Bu saydığım tüm canlıları, bütünü, doğayı talan ediyor insanoğlu. Bazen kötülük dolu barbarca av bahanesiyle, bazen psikopat birileri tarafından küçücük bir çakal bir domuz, sebepsizce acımasızca bir kuş nasipleniyor bu kıyımdan. Ve bazen de durduk yere yolun kenarında duran bir kirpi eğer hiçbir şey çıkmamışsa önüne yazık ki bir kurbağa.

Ve evet bir de köpekler var buralara atılan ve terk edilen insafsızca! Havalar güzelken gelip yemek bırakan, havalar soğuyunca uğramayan vicdan sahibi insanlar yüzünden daha da acizleşen köpekler. (her şart ve koşulda gelenler de oluyor, olmayan imkanlarıyla) Ve sonra çoğu kendi muhiti dışına çıkmamış köpek ve kedi dışında hiçbir canlıyla temas kurmamış yüce gönüllü hayvanseverler.

23 köpeğimiz var bizim. Bunların 15’i orman ve sokaktan ya da biz onu sokakta bulduk ona gerçek bir yuva bulamazsak bile biz bakacağız diyen vicdan sahipleri tarafından bize terk edilen ve bir daha asla sorulmayanlar ordusu. Daha da çoğalırız kesin ama azalmayız şükür altına imzamızı attıysak.

Ve bitmeyen bir ego var insanlarda, ben! diye başlayan cümleleri bitmeyen nefretleri akıl almayan vicdana sığmayan sözleri var. En çok ben severim ben korurum ben bilirim derken en can acıtan karanlık kalpleri var. Ve en çok da bu şaşırtıyor. İnsan sevmeyi beceremezken ya da sevdiği şeyin noktasını tek koyarken nasıl faydalı ve merhametli olduğundan söz edebilir ki. Ediyor işte… Kötülük tohumlarını başka insanlara ekmek için uğraşıp nasıl canlıların bir kısmından söz edip naralar atabiliyorlar garip! Tabii benim de garipliğim var elbet, doğa ve köpek ve hayvanlar ve bitkiler tamam da, nasıl ısrar ediyorum hala insan oğlunu sevme çabamda. Doğa işte, insanın aynası doğa.