Bir kedi, iki köpek sahibi olarak şunu söylemeliyim ki insanları “kedici, köpekçi” olarak ayırmayı doğru bulmuyorum. Bir kedi sahibi olmadan önce köpeklerle daha iyi anlaştığımı düşünüyordum fakat hayatımıza kör sokak kedisi dahil olduktan sonra bu düşüncemin yanlış olduğunu fark ettim. Ancak şunu da söylemek isterim ki, bir kedinin sahibine, bir köpeğin sahibine kattıkları farklı olduğu için kedi ve köpek sahiplerinin de aralarında farklar oluyor. Gelin kedi sahibi ile köpek sahibi arasındaki farklar konusuna eğlenceli bir açıdan bakalım…

Texas Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre; kedi ve köpek sahiplerinin karakterleri sahiplendikleri hayvanlardan etkileniyor. Fakat yazımızın ne kedi ne de köpek sahiplerini yargılamak, rencide etmek ya da incitmek amacıyla yazılmadığını vurgulamak isteriz. Paylaştığımız konu bir üniversitede yapılan araştırmanın derlemesidir. Bu yüzden işe eğlenceli bir göz ile bakılmasının daha doğru olacağını vurgulamak isteriz. Ayrıca araştırmanın sonucuna göre, biz pet sahiplerinin iyi ve kötü gibi gözüken birçok özelliği savunuluyor fakat genelleme yapıldığının ve bahsedilen özelliklerin tüm insanlarda olabileceğinin unutulmamasını gerektiğini vurgulamak isterim. Gelelim kedi sahibi ile köpek sahibi arasındaki farklar konusuna…

Araştırmaya katılan hayvan sahiplerinin sonuçlarına göre;
%11 köpek sahibinin kedi sahiplerine göre daha disiplinli, daha planlı ve daha özenli olduğu,
%15 köpek sahibinin kedi sahiplerine göre daha çok dışarı çıktığı, pozitif, enerjik, dışa dönük ve hevesli olduğu, 
%11 kedi sahibinin köpek sahiplerine göre daha yaratıcı, sanatçı ruhuna sahip, meraklı ve yenilikçi olduğu, 

 

%13 köpek sahibinin kedi sahiplerine göre daha uzlaşmacı, kibar ve daha sosyal olduğu,
%12 kedi sahibinin köpek sahiplerine göre daha evhamlı, endişeli olduğu ve daha çabuk strese girdiği açıklanmış.

 

Aslına bakarsanız hem kedi hem köpek sahibi olarak şahsen katıldığım noktalar var 🙂 Bir köpek sahibi olmak demek; onu enerjisini atabilmesi için gezdirmek, sosyalleşmesi için etkinliklere götürmek demek. Köpeklerimiz sayesinde de daha çok sosyalleşebilmemiz, daha çok insanla tanışabilmemiz, daha enerjik ve sosyal olmamız demek. Bir köpeğin tuvaleti, maması, parkı, oyunu derken her şey hayatımızda daha düzenli olmalı; çünkü köpekler kediler gibi eve hakim olabilen ve kendi başlarının çaresine bakabilen canlılar değiller. Yani bir köpeğin sahibi tarafından parka götürülmesi, tuvalete çıkarılması gerekir. Bu yüzden biz köpek sahiplerinin işe gitmeden önce köpeklerine ayıracağı, işten gelince köpeklerine ayıracağı zamanlar planlıdır. Yani ilk madde de aslında bizi doğruluyor…

Kedi sahibi olmak demek ise; evde olduğunuz, onunla olduğunuz her an huzur dolu bir hayata sahip olmanız demek. Bir kedinin sahip olduğu özgürlüğü, özgüveni, oyunculuğu almanız demektir. Evine, ortamına kısa sürede adapte olan, hatta evin sahibi olan kedilerin, birçok konuyu kendi başlarına halledebilmeleri onları belki de güçlü yapan en önemli özelliktir. Bu yüzden biz kedi sahipleri sürekli onları gözlemleyerek, güçlü gözüken kedilerimizin hasta mı, mutsuz mu, yorgun mu olup olmadığını anlamaya çalışırız ve belki de bu yüzden evhamlı ya da endişeli gözükürüz.

Ben şahsen yapılan araştırmanın bazı kısımlarını kendim için doğru buldum, peki ya siz? 

 

 

 

 

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.