İlkbaharın gelişiyle güneş içimizi ısıtmaya başladı bile. Daha dün kazaklar, çizmelerle gezerken bugün güneşin ışıltısına kanıp baharı hatta yazı getirdik. Çiçekler renk renk açarak doğaya huzur verirken, kuşlar cıvıl cıvıl kanat çırparak üzerimizde uçuşurken köpek dostlarımız için dikkat etmemiz gereken önemli bir konu da gündeme geliyor: Zehirlenmeler.

Aslında zehirlenme çok geniş kapsamlı bir konudur. Fakat bu yazımızda “köpeğim zehirlendi” dememek için nelere dikkat edilmesi gerektiğine değineceğiz. Yani evde, bahçede, parkta köpeğimizle birlikteyken gözümüzü neden dört açmamız gerektiğini ve hayvan sahipleri olarak neyi gözden kaçırdığımızı anlatacağız.

Tehlike geliyorum demez!

İlk olarak şunu söylemek isteriz ki hayvan sahipleri oldukça araştırmacı ve bilinçli kişiler. Petlerinde meydana gelen ufacık bir belirtiyi bile araştırıp, öğrenip bilgi sahibi olarak hekim karşısına giden kişiler. Bu yüzden zehirlenme konusunda nelere dikkat edilmesi gerektiğini de oldukça iyi bildiklerini söylemek gerekir. Fakat zaman zaman, ne kadar dikkat edersek edelim gözümüzün görmediği tehlikeler de ortalıkta olabilir. Mesele ilaçlar ve gıdalar!

Evet özelikle kullandığımız ilaçları ortada bırakmak köpeklerin zehirlenmesinde büyük rol oynar. Belki köpeğim asla yemez, ilaç olduğunu hemen anlar, yememesi gerektiğini bilir, bugüne kadar hiç yemedi şimdi de yemez” gibi cümleler kurabilirsiniz ama tehlike geliyorum demez! Köpeğiniz bu zamana kadar masa üstünde duran tansiyon haplarınızı hiç çekici bulmamış olabilir ama bu asla yutmayacağı anlamına gelmez. Ki tansiyon haplarınızdan üç tanecik bile yutması onun için ölümcül olabilir…

Antidepresanlar köpeklerde kusma başta olmak üzere kalp atımlarının hızlanması ve nöbetlerin başlamasına neden olabilir. Sizin “bir taneden bir şey olmaz” diye düşündüğünüz bütün ilaçlar köpeklerin hayatını ciddi anlamda tehdit eder. Eğer siz de “köpeğim zehirlendi” demek istemiyorsanız ne olursa olsun, kullandığınız tüm ilaçları asla ortalıkta bırakmayın, kutularıyla bile!

Köpeğim zehirlendi dememek için...

Gelelim gıdalara…

Hangimiz köpeğinin masum bakışlarına kanmadık ki? Onun canı bizim yediğimizi isteyecek de biz vermeyeceğiz, imkansız! Neredeyse hayvan sahiplerinin yüzde %99’u yediği tüm yemekleri köpekleriyle paylaşıyordur. Fakat yaptığımız ne kadar doğru tartışılır. Çünkü insan gıdalarının çoğu köpek dostlarımız için oldukça zararlıdır. Mesela, çikolata, soğan, sarımsak, şeker, kafein, üzüm…

Biz onun yalvaran bakışlarına dayanamazken aslında onun sağlığı için çok yanlış davranıyoruz. Tüylü dostumuzu ne yazık ki yavaş yavaş zehirliyor ve hastalıklara maruz bırakıyoruz.

Son olarak şuna da değinmek isteriz ki, güzelleşen havalarla birlikte parklarda, yeşilliklerde kullanılan ilaçlamalar da artıyor. Böcekleri öldürmek için kullanılan tüm ilaçlar ne yazık ki köpek dostlarımızda iştahsızlık, nöbet, kas güçsüzlükleri, solunum güçlüğü gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor. Ayrıca kullanılan bazı gübreler de köpeklerin hayatını tehdit edebilir ve kusma, ishal, karın ağrısı, halsizlik gibi belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Bu yüzden hayvan sahipleri olarak; çok daha dikkatli olmalı ve petlerimizin evde ya da bahçede, parkta zehirlenebileceği tüm detaylara karşı gözümüzü açık tutmalıyız.