İşini aşkla yapan kişilerin çok daha mutlu ve başarılı oldukları bir gerçek. Bunun en güzel örneklerinden biri de Melissa Yıldırımer. 1990 doğumlu genç oyuncu Ankara Dil Tarih Fakültesi Eski Yunan Dili Edebiyatı Bölümü’nü kazanmış ama tiyatroya olan aşkından dolayı İstanbul’a dönerek Haliç Üniversitesi Konservatuvar Tiyatro Bölümü’nde okumaya başlamış. Şans bu ya aşık olduğu mesleğine adım atarken hayatının aşkını da bulmuş ve Yunus Emre Yıldırımer ile evlenmiş. “Bütün zorluklarına rağmen mesleğime aşığım. Eğer oyuncu olmasaydım seçeceğim meslek kesinlikle müzisyenlik olurdu. Tiyatro gibi müziğe de aşığım çünkü… Şarkı söylemekten ve sahnede olmaktan acayip keyif alıyorum.” şeklinde bu tutkuyu özetleyen Yıldırımer’in hayvanlara olan aşkı da çok başka! Gelin bu sevgiyi, kedisi Bıdık aracılığıyla öğrenelim…

Melissa Yıldırımer

Melissa Yıldırımer ve Yağmur Ağcaoğlu
Kedi sahibi olmak galiba anlatılmaz yaşanır bir duygu

Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki kediler, huzur veren varlıklar. Seninle konuşan, seni dinleyen, bir sıkıntın varsa kendi de o sıkıntıyı alan ve ona göre sana şefkat gösteren canlılar. Çocuk gibi… Bıdık da öyle, sorgusuz sualsiz yanı başımda. Ondan önce iki erkek kedi daha besledim. Bir tanesini sağlık sıkıntılarım sebebiyle çok üzülerek başka bir aileye sahiplendirdim. Diğeri, bembeyaz bir Chincilla-İran kırması oğlumuzu gençlik hastalığı sebebi ile kaybettik… Onu kaybettikten 1 hafta sonra internette 5 aylık, sarışın çok yakışıklı bir sarman oğlan çıktı karşıma. Sokakta bulmuşlar, çok dayak yemiş. Hiç düşünmeden aldık ve 5 senedir bizimle… Şiddet gördüğü için biraz korkak. İnsanlara hemen alışamaz. Asla sırnaşmaz, kendi isterse sevdirir. Tam 8 kg. Tok evin aç kedisi, asla doymaz 🙂 Çok başka seviyoruz onu. Çok başka bir kedi. Çok ama çok akıllı. İsmini bildiği için değiştiremedik. O gerçekten tam bir “Akıllı Bıdık”.

Farkında olmak çok önemli

Hayvanlar insanların içindeki kötülükleri törpülüyor, insanlara şifa veriyorlar. Hem fiziksel hem de ruhsal anlamda. Buna yürekten inanıyorum… Bu yüzden eğer gerçekten sorumluluk alabilecekseniz bir kedi veya köpek sahiplenin derim. Ama kendi sorumluluğunuz ile ilgili en ufak bir şüpheniz varsa ne olur evinize almayın. Onlar bize muhtaçlar ki bir süre sonra bizler de onlara muhtaç oluyoruz. Özellikle günümüzde… Biraz huzura ihtiyacımız varken…

Melissa Yıldırımer
Melissa Yıldırımer: “Bıdık üç kelimeyle şişko, insan ve uykucu olarak özetlenebilir”
Hayvan sevmeyen insan sevemez…

Bıdık biraz özgür ruhlu olduğu için kendinden başka bir hayvanla pek iyi geçinemiyor, kendini evin sahibi olarak görüyor 🙂 O yüzden evimizin tek çocuğu olarak kalacak. Gönül isterdi ki sokaktaki tüm köpek ve kediler benim olsun… Onlar için çok üzülüyorum… Elimden gelse hepsini evime alırım. Sokak hayvanları için yapılan sosyal sorumluluk projeleri, beslemeler o kadar güzel ki, çok gurur duyuyorum. Veteriner hizmetlerine gelecek olursak asla yeterli olduğunu düşünmüyorum. Bir kere fiyatlar her bütçeye uygun değil. Her veteriner steril değil. Hayvanlara yaklaşma psikolojileri aynı değil. Hayvanların aşı günleri hatırlatılmalı, kilosuna, boyuna, cinsine göre daha ayrıntılı ne verilebilir ne yapılabilir bunlar paylaşılmalı. Sonuçta her derdini anlatamıyor hayvanlar, bizler gibi değiller. O yüzden detaylı bir inceleme yapılmalı 3 ayda bir. Öyle aşısını yaptık oldu bitti olmamalı. Bu konuda biraz hassas düşünüyorum. Ben ne olursa olsun hayvan sevmeyen insan sevemez düşüncesine inanıyorum!

Kalbimdeki Patiler ailesine bu güzel proje için ve beni de ailelerine misafir ettikleri için çok teşekkür ederim 🙂

 

Fotoğraflar: Gökmen Şaban

 

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.