Modern sanatta kediler

Hayatımızın bütüne baktığımızda kedilerin yerini anlatmak kelimelerle pek mümkün olmaz. Kedilerin geçmişten gelen asaletleri modern sanata da yansımış ve ortaya harika kareler çıkarmış...

gwen
Kedi düşkünlüğüyle ün kazanan ilk sanatçılardan biri, evini kedilerle kuşatan ve her fırsatta onların resmini yapan İngiliz ressam Gwen John.

Bir kediyle yaşamak demek; en komik anlarını kareleyebilmek, uzun uyku saatlerinde onu keyifle izlemek, yaramazlıklarından eğlenmek, şımarıklıklarıyla gülmektir. Elimizde kamera, onun en tatlı hallerini çekmeye çalışırken asıl amacımızın herkesin onu sizin gördüğünüz gibi görmesini sağlamaya çalışmak olduğu bir gerçek.

Aslına bakarsanız bir kediyle yaşama fikri ve onun tasvirlerini yaratma geleneği 20. yüzyıla kadar dayanıyor. Yirminci yüzyılda ortaya çıkan gerçekçilikten uzaklaşma eğilimleri sonucunda kedilerin, yağlı boya ve karakalem resimler için uygun model olarak görülmesi, ‘modern sanatta kediler’den sayısız güzel örnekler ortaya çıkardı.

Akımsal kedi çalışmaları

I. Dünya Savaşı’ndan önceki yıllarda Paris’te gelişen resim akımı Kübizm, Pablo Picasso’ya dayandırılmıştır. Bilinçaltının çalışmasını incelediği ve gösterdiği kabul edilen Sürrealizmde ise benekli bir zemin üzerinde bir araya gelen sekiz “örümcek bacağı”nın oluşturduğu bıyıkları olan kedi cinsi hayvan çalışması ile İspanyol sanatçı Joan Miro ünlenmiştir.

“Alman Ekspresyonizminden Pop Art tarzına kadar her akımın temsilcileri kedilerin eşsiz varlığını resimlerine yansıttı.”

Bazı sanatçılar, 20. yüzyılın ilk on yıllarında doğan çeşitli akımlarla kolay kolay tanımlanamaz. Örneğin her şeyden kendisi için yararlı olan dersler almayı tercih eden Marc Chagall. 1910 yılında Paris’e gitmek üzere Rusya’dan ayrılan ve Paris’te, kendi Yahudi halk kültürü temelini modern Fransız teknikleriyle harmanlayarak nostaljik, masalsı niteliklerle dolu son derece stilize resimler yapan Chagall, bu yeteneğini, 1930’lu yıllarda pek çoğunda kedilerin kahraman olduğu Fables of La Fontaine (La Fontaine Fablları) için yaptığı illüstrasyonlarda kullandı.

Ticarete adım adım

Andy Warhol
1950’li yıllarda Andy Warhol, kedilerin uçarı pozlardaki çizimlerini yapmıştı. Bu çalışmaların ürünleri, ilk olarak yakın arkadaşlarına sunulmak üzere basıldı.

I. Dünya Savaşı’ndan sonra sanat dünyasının merkezi, bir sonraki büyük sanat tarzı dalgasının zeminini hazırlayan New York’a kaydı. Bu atmosferde parlayan bazı sanatçılar, yeni kitlesel pazar girişimlerinde posterler, armağan kitaplar ve hatta koleksiyonluk tabaklar gibi bir alan keşfetti. Andy Warhol, bu ürünlerin kaynaklarından biriydi ve renkli yaşam tarzı ve Marilyn Monroe serigrafileri nedeniyle belki de en iyi tanınan kaynaktı; ayrıca kedilere tutkundu ve binlerce esprili, tuhaf çizimde kedileri kullanmıştı.

İngiliz ressam Martin Leman, besili ve sofistike kedilerin yer aldığı çok sayıda kitabıyla son derece başarılı bir kariyer yapmıştı. “Naif” ressamlar arasında en sofistike sanatçı olan Martin Leman, Winsor ve Newton adındaki birbirine geçmiş ikili gibi kedi resimlerini içeren ve çok satan armağan kitaplarıyla uluslararası bir ün kazandı.

Kediler, Amerikalı sanatçı Will Barnet tarafından yapılan resimlerin ana temasını oluşturmasa da, ailelerinin sevgili kedisi Madame Butterfly, sık sık mutluluk veren aile tablolarında yer alıyordu. Benzer şekilde İskoç sanatçı Elizabeth Blackadder de, temel olarak ev eşyaları, çiçekler ve kedileri gibi günlük konulardan ilham alıyordu.

jill-crowley-cat-portrait
Jill Crowley tarafından yapılan 1980’lerin bu raku cat eseri, Crowley’in kendi Birmanya kedisi ve onu rahatsız etmek için kullandığı komşusuna ait bir erkek kediye dayanan serisi içinde yer alıyor.

Mükemmel denge

Japonya’da doğmuş ve Avrupa’da çalışan Ryozo Kohira, sarhoş, pisboğaz kedilerin yer aldığı “The Cat’s Voyage” çalışmasında geleneksel ağaç baskıyı, modern teknikleri ve canlı renkleri bir araya getirdi.

Fantastik canlılar

Leonora Carrington’ın gizemli olarak adlandırılan resmi Tuesday, tümü Sürrealist tarzda bir rüya gibi sunulan kediler ve kedi başlı kadınlarla hayat bulurken; Hannah Höch tarafından yapılan Ekspresyonist tablo Zu Appolinaire’de, uyuyan bir kedi formu, son derece rahat ve gevşemiş durumunu yansıtacak şekilde çizilmişti. İsviçreli ressam Paul Klee, kedilere çok düşkündü ve sık sık hayal ürünü sahnelerde onların resmini yaptı. Ekspresyonist Franz Marc için en önemli konular ise, kediler de dahil olmak üzere hayvanlar ve doğaydı. Franz Marc’ın 20. yüzyılın başına ait kedi çalışması stilize gibi görünse de, birbirinin etrafında dolaşan kedilerin sıcak niyetini mükemmel bir şekilde yakalıyordu. Unutmadan ekleyelim; Marc, formun sistematik kurallarına ulaşmak için, yoğun bir hayvan anatomisi araştırması da yapmıştı.

lucia freud-girl with kitten
Kitty Epstein’in anksiyöz olan ifadesi ve yavru kedinin doğrudan gözlerini dikerek bakması, bu şaşırtıcı tabloya bakan kişileri tedirgin etmek için bir araya getirilmiş gibi.

Merak uyandıran tablo

Lucian Freud tarafından yapılan “Girl with a Kitten” adlı tabloda, bir yavru kedi, ressamın yakın arkadaşı olan Kitty Epstein tarafından tuhaf bir şekilde sıkıca tutuluyor.

Hayvan gözlemi

Grafik sanatçısı Tsuguharu Foujita, yakından gözleme dayanan çok sayıda kedi çalışması yaptı ve Le Chat, onun titiz tarzının tipik bir örneği. Foujita taşbaskı konusunda son derece yetenekliydi ve davranış gözlemleri için model olarak çoğunlukla kendi kedilerini kullanmıştı.