Modern sanatta köpekler

Köpekler yıllardır hayatımızda olan ve değerleri asla tartışılamayacak olan dört ayaklı dostlardır. Yıllardır hayatımızda olduklarının kanıtları da işte bu tablolarda gizli...

Günümüzde dünyanın hemen hemen her yerinde, sanatın birçok dalında dört ayaklı dostlarımıza yer verilmektedir. Bu akımın başlangıcı da yaklaşık 12 bin yüzyıl öncesinde, İspanya’da bir mağarada ilk köpek veya köpek benzeri çizimlerin bulunmasıyla olmuştur. Bu çizimler dışında Mısırlı duvar sanatçılarının ve hiyerogliflerin 6.600 yıl öncesine ait çizdiği, hatta bu ırkların günümüzdeki Greyhound ve Mastiffler olduğu düşünülen resimler de vardır.

bayeux
İngiltere Kralı Kral Harold’un yer aldığı ve Bayeux Kilimi adı verilen parçada, kralın 5 tasmalı köpek ile birlikte yola çıktığı bir görüntü yer almaktadır.

Avrupa ile başlangıç

Geleneksel Yunan sanatına bakıldığında, çömlekçilik ve heykelcilikte çeşitli köpek figürlerine yer verildiği görülüyor. Bunun dışında Cerberus adı verilen ve su altı dünyasının kapısını koruyan üç başlı tazıya ve Avcılığın Bakire Tanrıçası Diana’nın yanındaki av köpeklerine de sık sık yer verilmiştir. Bu dönemde köpek portreleri sayıca fazla olduğu karşımıza çıkıyor fakat Roma İmparatorluğu’na baktığımızda portrelerin neredeyse kaybolduğu gözlemlenmiştir. Buna karşın, minik köpek figürleri “Les Tres Riches Heures du Duc de Berry” gibi elyazmalarında kendine yer bulmuştur. 1066 senesinden itibaren köpekler tekrardan sanatın farklı dallarında, duvar, halı ve ev kilimlerinin gürlerinde gözükmeye başlamıştır.

Kuzey Avrupa’da ise köpeklere birçok tabloda yer verildi. Bunların en güzel örnekleri; usta Flaman sanatçı Jan Van Eyck’in “The Marriage of Giovanni Arnolfini and Giovanna Cenami” adlı eserindeki Gri on Terrier ve Albrecht Dürer’in “The Vision of St. Hubert” adlı eserinde anatomik açıdan kusursuz olarak çizdiği tazı ve av köpekleridir. Fransa’ya bakacak olursak Kral 14. Louis ve Jean-Baptiste Oudry’nin resmi sanatçısı olan Alexandre-François Desportes renkli renkli birçok köpek çizimine imza atmıştır.

Rönesans süresince, mitolojik, mecazi ve dini eserlerdeki portrelerde, ana öznenin yanında köpek, tamamlayıcı bir unsur olarak kullanılmıştır.

Yenilikçi Akım

Hem Avrupa hem de Amerika’da köpeklerin duygusal görünümü devam etti. Kuzey Amerika’da realizm hüküm sürerken de, 2 sanatçı gün yüzüne çıktı. Bunlar Birleşik Devletler’den Andrew Wyeth ve Kanada’dan Alex Colville’di. Sanatçılar eserlerinde, dünyadaki geçim sıkıntısı üzerine köpekleri inşa ederek, nadir iyilikleri göstermek istemişlerdir. Diğer 20. yüzyıl sanatçıları arasında, karikatürist Roy Lichtenstein, duygusal objektif Andy Warhol; atılgan görsel Alex Katz ve natürel David Hockney yer alır. Auguste Renoir gibi empresyonistler Tama – Pofuduk, kocaman Japon Köpek – gibi büyük işlere imza attı. Modernizmde köpekler acımasız deneylerin öznesi olarak ön plana çıkmaya başladı. Pablo Picasso köpekleri kesici olarak kullanırken; Otto Dix anlamsız gürler olarak; Joan Miro sürreal ve uğursuz olarak resmetmiş; heykeltıraş Alberto Giacometti ise heykellerinde köpeklerin içini dışına çıkarmıştır. Sanatçıların tümü, hislerini köpekler vasıtasıyla eserlerine yansıtmışlardır.

Resimlerde köpekler

anta
“Hauling the Whole Week’s Picking” tablosunda William Henry Brown hem köpeğin hem de sahibinin çok bitkin olduğu bir eser ortaya koymuştur.

18. yüzyılın başlamasıyla birlikte eserlerde hayvanlara yer verme konusu popüler bir hale geldi. İngiliz sanatı, George Stubbs’ın detaylı anatomik çalışması, Thomas Gainsborough’un doğacılığı ve Sir Edwin Landseer’in romantik drama dallarında verdikleri eserler sayesinde doruk noktasına ulaşmıştır. Birleşik Devletler’de ise sanatın gidişatı halk sanatçılarının ellerindeydi. Gezgin sanatçılar şehirden şehre seyahat ederler ve varlıklı ailelerden komisyon alırlardı. Bu sanatçıların tablolarında, köpekler, sahiplerinin ayak uçlarında yatarken kendilerine yer bulmuşlardır. Bu tablolar arasında “Girl in Red Dress with Cat and Dog” yer almaktadır. Halk sanatçıları aynı zamanda, Siyahi Amerikalılar ve köpekleri arasındaki ilişkiyi de tablolarında konu edinmişlerdir.