Onların bireyden farkı yok!- İpek Kültüral

Çocukluğumdan beri evimizden kedimiz, köpeğimiz eksik olmadı. Cocker’ım Paşa, Yorkshire Terrier’im Papa ve Ankara kedim Scarlett ile birlikte büyüdüm. Paylaşmayı, sorumluluk almayı, karşılıksız saf sevgiyi ve ne yazık ki ilk ölüm acısını onları kaybettiğimde öğrendim. 2005 senesinde oturduğum sitenin kapısında minicik, henüz 2 aylık bile olmayan İranlı Lulu’mu terk edilmiş ve çok hasta buldum, iyileşebilmesi için özenle baktım ona. Lulu’m çabalarımı boşa çıkartmayıp büyüdü ve harika bir kedi oldu. Bana çok düşkündür beraber uyuruz, sabahları alarm çaldığında yüzümü yalayarak uyandırır (sadece devam etsin diye uyanmayı biraz geciktirdiğim doğrudur çünkü bence harika bir uyandırılma şekli). Çok sakindir, önceleri misafir çocukların tüm iyi niyetli ama onun için bunaltıcı ilgilerine hep nazik davranmıştı şimdi ise bir yaşındaki oğlumun yanından ayrılmıyor, birlikte oyun oynuyor ve bazen birlikte uyuyorlar. 2012 yılında sevdiği pisiden (böyle söylüyorum çünkü daha önce seçtiğimiz hiçbir erkek kedinin kendisine yaklaşmasına bile izin vermedi) 3 bebeği oldu. Yavrulardan kız olan ilk yavru Biricik’imizi de ailemize dahil ettik. Biricik biraz cadıdır, eşim ve ben dışında kimsenin ona dokunmasına izin vermez, misafirleri önce uyarır eğer dokunmaya devam ederlerse korkutur. Sanırım kendisi de korkuyor çünkü evimizde doğdu ve ilk bizi tanıdı tek dünyası biziz. Kendisini eşimin sahibi olarak görüyor, eve geliş saatlerinde kapıda bekler onu. Eğer karşılamazsa merhaba demeden onu soran bir eşe sahibim… Artık ilişkilerine karışmıyorum elbet bir gün kıymetimi bilecekler 😉 Özetle hayvan beslemek çok keyifli tabii ki zor yanları var ama eğer onların da karakterli bireyler olduğunu kabul ederseniz birlikte yaşamayı daha kolay öğrenirsiniz ve karşılıksız sevginin tadını çıkarabilirsiniz.