Kedi, köpek, kuş, balık… Evinizi, kalbinizi paylaştığınız hayvanlarınızla daha eğlenceli, daha keyifli, daha sağlıklı zaman geçirebilmeniz için ihtiyacınız olan tüm malzemeleri uygun fiyatlarla, kaliteli hizmetle sunan bir yer; Petigen! Müjde Coşkun ve Doruk Hatioğlu’nun öncelikle Akatlar’da hayat verdiği, ardından Acarkent’te kapılarını açtığı Petigen’in var oluş hikayesi, hizmetleri, amacı ve daha bir sürü şey sadece Kalbimdeki Patiler’de!

Petigen hikayesiyle başlayalım…

Biz iki ortağız. Ben, Müjde Coşkun 25 yıldır pet sektöründe hep lider firmaların distrübütörlüğünü yaptım. Ortağım Doruk Hatipoğlu ise geri dönüşüm sektöründe üretim alanında iş sahibi iken işini yabancı yatırımcılara satarak pet sektörüne girdi. Biz ortak olarak çok eğlenen, işinden zevk alan ve yeniliklere çok açık bir ikiliyiz. Bu bize inanılmaz bir sinerji kazandırıyor. Fikir üretmek ve o fikri yerden yere vurmak en büyük zevkimiz. Petigen ise; bizim için bu sektörün en heyecan verici atılımıdır. Üzerinde çok düşünülmüş, projelendirilmiş ve adım adım büyüyen bir oluşumdur. Biz daha Petigen konseptinin çok başındayız. Niyetimiz Petigen’i çocuk gibi büyütmek. Bu arada Petigen perakende ve hizmet odaklı bir proje, aynı yurt dışında birçok örnekleri olduğu gibi ama Türkiye’nin koşullarına ve ihtiyaçlarına, Türk insanının kafa yapısına uyarlanmaya çalışılan bir yerde.

Ekibinizden ve hizmetlerinizden bahseder misiniz?

Ekibimiz bizim gibi düşünen, sorumluluk alan, en önemlisi insiyatif kullanabilen kişilerdir. Doruk Bey ve ben çalışan arkadaşlarımızdan ortalama günde 3-4 saat daha fazla çalışırız. Sebebi ise sistemi kurup arkadaşlarımızın kolayca uygulamasını sağlamaktır. Çünkü perakendede müşteri memnun olmak, her zaman aynı kaliteyi bulmak, ve arkasında durulan hizmet ve malı almak ister. Bizim sektörümüzde en büyük eksik satan da, satın alan da birçok şeyi kulaktan dolma bilgilerle yapıyor. Ürün bilgisi teorik olarak da, pratik olarak da yok. Bir canlı ile yaşamak aslında çok meşakkatli bir iş. Hayvan sahibi olmak isteyen bir kişi; bir canlının rutin temel ihtiyaçlarının dışında, psikolojik ve fiziksel de ihtiyaçları olduğunu düşünmeden sadece “SAHİP” olmak istiyor. Oysa bu kişiler karşılaşacakları sorunları daha önceden bilip, doğru ürünle ve o ürünü nasıl kullanacağını bilerek pet sahibi olduklarında daha az travma yaşıyor ve sahibi olduğu pete de daha az eziyet edip travma yaşatıyor. İşte biz tam burada devreye giriyoruz.

Petigen’i tercih etmek için 3 neden; çeşitlilik, düzenli temizlik ve bilgi paylaşımı

Bize gelen müşteri önce bilgi sahibi oluyor ve doğru ürünü veya hizmeti alarak, memnun olarak ayrılıyor. Ancak bu mantığı anlayan ve bilgi akışını doğru anlatabilen kişiler bizim ekibimizde yer alıyor. Okul gibi ders zamanlarımız var, bizde toplantıdan çok eğitim yapılır. Elemanlarımız mağazamızda gördüğünüz her ürünün kullanılma şeklini, ne işe yaradığını veya yaramayacağını hangi ırk veya karakterde petlere kullanacağınızı veya herhangi bir sorununuz varsa alternatif ürünler arasında size uygun olan ürünü rahatlıkla tavsiye edebilir. Ayrıca her zaman en uygun ve ekonomik paketi size vermek için çaba harcar.

Peki sizi diğer pet marketlerden ayrı kılan nedir? 

Bizi farklı kılan en en önemli özelliğimiz; biz hayvan satışı olmayan ve olmayacak bir konsepte sahip olmamız. Türkiye genelinde piyasada gördüğünüz tüm kedi ve köpek aksesuarlarının %80’i bizim ithalatımız. Bu yüzden genelin dışında bir firma olduğumuzu da söyleyebilirim. Biz kedileri köpekleri olan hatta 24 saat onlarla yaşayan, bundan zevk alan, onlarla zaman geçirirken kaliteli zaman geçirmek için kafa yoran kişileriz. Zaten kadrolu petlerimiz var. Her ürün tarafımızdan test edip onaylanır. Avrupa hatta Amerika’da bile ürün geliştirme ile ilgili tanınmış kişileriz, dediğim gibi biz bu işi bir hayat tarzı olarak yapıyoruz. Kendi ihtiyaçlarımızdan yola çıkıyoruz. Ürünün kalitesi kadar kullanım kolaylığı, işlevselliği ve tabi doğru kullanımı için yazılı sözlü her mecrada bilgi akışı sağlıyoruz.

İnsanların pet marketlerine bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konu birçok hayvan korumacıyı yaralayan bir konu. Fikrimi soruyorsanız, ben Türkiye’de ve dünyada hayvan satışının petshoplarda yapılmasına karşı olan bir hayvan korumacıyım. “Irk standardı olan hayvanlar” diye bir şey var tüm dünyada, oysa biz Japon ırkını korumalı mıyız? veya “Sarı ari ırk, zenci ile ortak çocuk sahibi olmamalı mı?” diyoruz insanlar için. Eee sokak köpekleri neden var, neden biz bu kadar ırka düşkünken saf ırk erkek köpekleri sokağa salıp sokak köpeği ile ihtiyacını gidermesini sağlıyoruz? Avrupa ve Amerika’da üreticiler, evde üretim yapan kişiler vasıtasıyla insanlar pet sahibi oluyor. Hemen tüm iyi üreticiler petlerini veririken kısırlaştırma koşuluya veriyorlar. Dedim ya bu konu çok derin. Ama milyonlarca evsiz köpek ve kedinin olduğu bir ülkede saf veya kırma “Kısırlaştırın, aşılatın ve yaşatın” bizim felsefemiz.

İnsanların pet marketlere bakış açısı ise, bir bakkala girip ekmek/pide almak gibi çünkü pet marketlerde veya petshoplarda genel olarak aradıklarını bulamıyorlar veya kafalarında tasarladıkları bir ürünün hayata geçmiş halini göremiyorlar. Oysa bir petmarket size gezerken bir müze veya sergi, bir fuar hissini vermeli. “Aaaa böyle bir şey de varmış” demeliler…

 

 

 

 

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.