Ah şu babalarımızdan dinlediğimiz hikayeler yok mu… Kimi zaman kalbimize dokunan, kimi zaman hayatımızı değiştiren hikayeler. Bir babanın çocuklarının hayatında bıraktığı izler şüphesiz çok başkadır. Onlardan duyduğumuz, gördüğümüz, öğrendiğimiz her şeyin hayatımızaki dokunuşları çok farklı olur. Siz bir hikaye dinlersiniz ama aslında hayatınız bir masal kadar güzel olur… Aynı Simge Sağın’ın hayatı gibi… Babasının çocukken beslediği tekir kedisinin hikayesini dinleyerek büyüyen ve bu sayede hayatının her döneminde patili bir dosta yer veren, onlar için çabalayan Simge Sağın gibi…

Cino
İlk görüşte aşk, Cino!

“Hayvanları küçüklüğümden beri çok severdim ve hala da öyleyim. Bu konuda babamın hayvan sevgisi bize geçti diyebilirim aslında. Çocukken dinlediğimiz kedi hikayeleri ile büyüdük biz. Kedilere olan sevgim ise çocukluğumda sokakta bulduğum yavru bir kediyi alarak başladı. Tabii daha sonra başka kediler de misafir oldu evimize. Ama ne olursa olsun, tüm canlıları çok seviyorum ve tüm insanların onlarla barış halinde yaşamasını diliyorum. Korkmak, tepki göstermek veya çirkinleşmek yerine, onlarla yakınlık kurup iletişim sağlanırsa kimsenin bu dostluktan vazgeçebileceğini sanmıyorum.” sözleriyle başlıyoruz Simge Sağın ile sohbetimize… Bir arkadaşının kedisinin iki yavrusundan biri olan Cino’yu sahiplenen şarkıcı, kedisini gördüğü anda çok güçlü bir bağ kurduklarını söylüyor ve bakın “komik, hep aç ve korkak” olarak özetlediği Cino’yu Kalbimdeki Patiler okuyucularına nasıl anlatıyor:

“Cino çok uysal bir kedi. Kimseye zerre kadar zararı dokunmaz. İnsanlardan kaçar, misafir geldiğinde ortalıklarda pek dolanmaz. Uzakta durmayı tercih eder. Aslına bakarsanız, sadece bana yakın durur; kedimin en sevdiği canlı benim diyebilirim 🙂 Fakat halimden hiç şikayetçi değilim. Onunla yaşamak harika bir duygu. Bütün negatif enerjimi alıyor. Günümün güzel geçmesini sağlıyor. Onu severken çıkardığı “tir tir” sesi ile günün stresini ve yorgunluğunu atıyorum. Onunla arınıyorum…”

Sahipliler kadar sokaktakiler de değerli

Benim için kedi, köpek, ırk, cins, yaş hiç önemli değil. Önemli olan onları kötülüklerden, zorluklardan kurtarabilmek… Evde tüylü bir hayvanla yaşayıp, tüy probleminden rahatsız olanlar var. Çok normal, çünkü tüylü bir canlı ile yaşıyoruz. Bazen sorunlara bakış açısı her şeyi değiştiriyor. Bence herkesin hiç vakit kaybetmeden bir evcil hayvana sahip olmaları gerekiyor. İnsana en iyi gelen şeylerden biri hayvanlar ve hayvan sevgisi! Bunun için de sokaklarda, barınaklarda binlerce can var… Ben onları yani sokak hayvanlarını da çok ama çok seviyorum. Oturduğum semtte, evime kadar eşlik eden dört tane arkadaş koruma köpeğim var 🙂 Onlara sahip çıkan, mama veren insanların olduğu bir semtte oturmaktan son derece memnunum. Sevgi dolu bu canlılar için hep daha fazlasının yapılması gerektiğini düşünüyorum. Ki sokak hayvanlarına sahip çıkan, onları tedavi eden ve yaşamalarına destek veren veteriner hekimlerimiz var. Gönüllülerin, hayvanseverlerin desteği ile bu işi çok daha başarı ile, özveri ile, aşk ile yapan hekimler var.

Simge Sağın

Simge Sağın diyor ki!

Hayvanları seven ve sevmeyen iki kesim var. Benim gibi onları sahiplenen çok fazla insan var. Barınaklara, kurumlara yardım eden, onlar için ellerinden gelen bütün desteği sağlayan insanlar var. Diğer bir tarafta ise hiçbir zararı olmayan hayvanlara kötü davranan, zehirleyen, tekmeleyen katiyen anlam veremediğim ve çok sinirlendiğim insanlar var. İçleri iyilik ve sevgi ile dolu insanlara teşekkür etmek, diğerlerine ise bir hayvan kadar bile olamıyorsunuz demek istiyorum. 

 

Fotoğraf: Gökmen Şaban

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.