Siz kedisiniz, kendinize gelin!

2015 ılık Nisan ortası

Bir buçuk yıllık ayrılıktan sonra eski sevdiğimle eve çıktık. “Helehulehele vuyviyu ” diye seviniyorum.

Bir gün Moda’da ben halı saha maçına gittim. Sevdicek dolanıyor, kitap okuyacakmış. Entellektüelliğim ve kalemimin sihri burdan başladı gibi, emin değilim, kesin, galiba.

Yok tabi ki.

Neyse geldi bana “İlkkan, görmen lazım”

“Hayırdır işalla birçu” dedim.

Moda parkında minnoş kedilere mama party hard yapmış birçu. Parkın her yeri mama olmuş, kediler birbirlerinin göbeklerinden mama yiyorlar. Tam bir şölen, kediler raks ediyor, herkese bol bol mama var.

“Naptin birçu?” dedim.

“Kirayı mamayla mı ödeyeceğiz?” diye üstledim.

“Ama biri hiç yiyemiyor” demesiyle dizlerimin üstüne çöktüm ve fakir günlerime döndüm. Biz öyle fakirdik ki, yok be ne fakiri biz aşırı zengintik.

Konu kilit, merak hat safada.

Kenarda evlenmek için biriktirdiğim 300 bin amerikan dolarını dozerle parka getirttim.

“Kediler parayı napsın?” diye düşünürken biri koperatif kurmaya başlayıp, stüdyo ve dubleks flatler satmaya başlamış. Rolex almış filan. İnanılmaz bir kapitalist düzen. Siz kedisiniz, kendinize gelin. Delirdim.

Daha büyük parayla, tüm nakit parayı topladım. Hiç para kalmayınca piyasada, kedi evleri fahiş fiyatlara çıktı. Yol manzaralı dubleks, asma katlı yuva 200 bin dolara bile çıktı. Ama müthiş hamlelerimle ekonomiyi kitledim. Sistem çöktü ve eski hallerine döndüler.

İşte düz duvara bakmalar, kendini umarsızca yalamalar, ansızın koşmalar filan. Sanki hiç para onları bozmamış. İçlerinden birisi hiç kendini bozmadı, epey izledim onu olanların bir kenarından. Birçunla adını “emmi” koyduk. Minyatür bir kedi, göğüs kafesi gelişmemiş. Biraz kızgın tüm dünyaya. Evimizi açtık ona. Evdeki bozuk paraları biriktire biriktire bilet almış kendine, “tedavi olmak istiyorum usta” dedi.

“Usta ne emmi?” dedim.

“Tedavi olmak istiyorum, her gece siz uyuduktan sonra içimdeki topraktan inşaat yuva yapma işini durduramıyorum” dedi.

“Ne yuvası, toki misin?” dedim kaşlarımı çatarak.

“Şef, anlayamazsın. Çimento kokusu, kürekle kum karmak”

“Şef ne, usta kim?, bırak bu işleri gel sana emlakçı açayım, başında dur” dedim.

“Hayır, artık kendi ayaklarımın üstünde durmam lazım” dedi.

Alnından öptüm.

Uzaklara baktım.

“Git emmi” dedim.

Puslu gözlerimden bir damla yaş düştü.

Kapıdan çıkarken, kedi olduğunu hatırladı ve camdan çıktı.

Sonra gazetelerde okudum.

Almış başını gitmiş.

Batmış.

İnşaatlarda kedi kumu kullanmaya başlamış.

Medya peşine düşmüş.

Beni buldular.

“Emmi yapmaz, malzemeden çalmaz” dedim.

Anlattım onu tüm televizyonlarda.

Dergiler onu yazdı boy boy.

İnşaat yapmayan kediler toy.

Şimdi Rusya’da kedimania adında bir gece klübü işletiyor.

Ben mi n’apıyorum?

Terk edildim yine.

 

 

 

 

Temmuz '89 da İstanbul'da doğdum. Liseyi bitirip aşık oldum. Pek hayvanlarla aram yok, sokakta büyüdüm ben. İrem hayvanları çok severdi, o bana sevdirdi zaten. Sonra ben bir gün ailemin evine Simit'i sahiplenip götürdüm. Sonra bir gece İrem, ben halı saha maçında "Allah'ını seven defansa gelsin" diye bağırırken arka parkta emmiyi aldı. Annem ve babam öyle sevdi ki Simidoyu, babam mirasını ona bırakacak. Kıskanmıyor değilim hani. Sinema ve tv eğitimi aldım. Üniversite bitince İngiltere'ye yerleştim. Bir süre orada okuyup çalıştım. Şiirlerden çok hoşlanıyorum bu arada. Sonra kendimi reklam işlerine attım. Bir süre kamera asistanlığı yaptım ki, hala seve seve yaparım. Kısa bir zaman önce kendi işlerimi çekmeye başladım. Yönetmen oldum ufaktan, daha çiçeği burnunda bir yönetmenim. Yazmaya 2011 yılında Amerika'da başladım. 2013 yılında iki hikaye kitabı yazmaya başladım ama bitiremedim. 2 senedir sosyal medya hesaplarımda absürd komedi yazıyorum. İki defa kitap yapılmak istendi, ben kendimi yeterli görmediğim için reddettim. Absürd komedi ve kadın-erkek ilişkileri üzerine yazıyorum ağırlıkla. Lakin gönlüm şiirde. Bu sene ilişkiler üzerine bir kitap yayımlamak için kolları sıvadım. Bir de kendinize iyi bakın...