Yağmur Tanrısevsin
Yağmur Tanrısevsin: Sushi için mama, oyun ve sevgi her zaman yeterli oluyor 🙂

Gençliğinin verdiği hayat enerjisi olgunluğuyla bütünleşen, etrafa ışık saçan duru güzelliğiyle hafif tebessüm ettiğinde bile gözlerinin içi gülen Yağmur Tanrısevsin’i birçoğumuz oynadığı dizilerden tanıdık. Gerek sinema filmleri gerekse dizi sektöründeki başarılı oyunculuğunun yanı sıra spora olan merakı, sanata olan tutkusu ile birçok kişinin gözdesi haline gelen Tanrısevsin’i kedileri ve hayvanlara olan düşkünlüğünü konuşmak için ünlü köşemizde ağırladık. Röportajımız sırasında yüzünden düşmeyen gülücüklerle neden bu kadar çok sevildiğini daha iyi anladığımız Yağmur Tanrısevsin ve kedileri hakkındaki röportajımız eminim sizin de kalbinize dokunacak!

İlk olarak anne kedinizle başlayalım…

Sushi… Benim ilk kedim. 3 yıl önce doğum günümde tanıştık ve hayatıma bir anda dahil oldu. Bir sürprizle karşılaştık ve iyi ki karşılaştık diyorum. Sushi o kadar kendi halinde bir kedi ki anlatamam. Evde olmadığımda yokluğumu pek aramaz ama uzun seyahatlerden döndüğümde özlendiğimi ya da özlediğini hissettirir. Yalnızlığı seven, rahatına düşkün, evini çok seven ve benimseyen, kendini sadece istediği zaman sevdiren bir kedi olmasından dolayı tanımadığı kişilere karşı pek sıcak davranmaz, misafir pek sevmez ta ki onunla oyun oynayıp sevgisini kazanana kadar. Kedileri bilirsiniz, kendi kendine yetebilen, köpeklere göre daha kendi ayakları üzerinde durabilen, size ihtiyacı olmadan da yaşayabilen, özgürlüğüne düşkün, kendileriyle mutlu hayvanlardır. Sushi de aynen öyle davranan bir kedi. Sandalyeden sarkmış bir ip ile tüm gün eğlenip vakit geçirebiliyor ve eğlenmek, oynamak için ilgisini çekecek tek bir objeyi yeterli buluyor!

Köpeklere de bayılıyorum, onlar biraz daha sahiplerine odaklı yaşıyor, duygularını daha fazla dışarı vuruyorlar.

Yavruların yeri çok başka!

Sushi’nin yavruları yeni yuvalarına gidene kadar bizimleydi. Anne olarak yavrularıyla yakından ilgilenen, özenle onlara bakan Sushi bu dönemleri biraz hassas geçirdi. Sürekli yavruları için endişe duyup onları korumaya çalıştı… Ben de Sushi’nin yavrularına kendi bebeklerim gibi bakmaya çalıştım. Onlara konforlu bir alan sağlayıp, ihtiyaçlarını karşılamaya çalışarak zaman geçirdim. Sushi’nin annelik görevi bittiğinde onları terk edilmeyecek yuvalarına sahiplendirerek evimizi eski sessizliğine bırakacağız. Fakat şunu söylemek isterim ki yavru kedilerle yaşam gerçekten çok güzelmiş! O kadar masum, o kadar saf bir sevgileri var ki… Tarifsiz. Sushi bu dönemde çok güzel annelik yaptı. Yavrularına çok güzel baktı. Sushi’nin değerini bir kez daha anladım.

Yağmur Tanrısevsin

Keşke her an yanımızda olabilseler!

Eğer bir köpeğiniz varsa onunla parka gidebilir, cafede oturabilir, denizde yüzebilirsiniz. Fakat bir kedi sahibiyseniz ev dışında yapabileceğiniz aktiviteler ne yazık ki biraz kısıtlı. Konu hakkında görüşlerini rica ettiğimiz Tanrısevsin bakın kedi sahibi olmanın zorluklarını nasıl dile getiriyor:

“Ben iş için de eğlence için de seyahat etmeyi seven biriyim… Sushi ile yolculuk yapmayı çok isterdim, bir kafede oturup dışarıda vakit geçirmeyi, onu doğa ile buluşturmayı 🙂 Fakat maalesef kediler mekan değişikliğini insanlar kadar sevmeyebiliyorlar. Bilmedikleri bir alana onları götürmek veya yaşam alanlarını değiştirmek onları korkutabiliyor. Bu yüzden bir kedi sahibi olarak en çok zorlandığım konunun bu olduğunu söyleyebilirim. Kedimle her an her yerde birlikte olamam. Kediler çok hassas canlılar. En ufak değişiklikte bile mutsuz olabilirler. Sushi de değişiklikleri pek sevmeyen bir kedi. Bu yüzden evden uzaklaştığımda dahi onun düzenini bozmamaya çalışıyorum. Annemin gelip bakmasını rica ediyorum. Her planı, programı ona, onun mutluluğuna göre düzenlemeye çalışıyorum. Bir kedi sahibi olmak, bir çocuk bakmak kadar büyük sorumluluk istiyor. Bunun bilincinde olarak hareket etmek tüm hayvan sahiplerinin üstüne düşen bir görev.”

Yağmur Tanrısevsin ve Yağmur Ağcaoğlu
Sushi, Yağmur Tanrısevsin ve Yağmur Ağcaoğlu arasında kalınca ortaya bu görüntü çıktı 🙂
Yağmur Tanrısevsin diyor ki;

Bir hayvan sahiplenmek, yanınıza bir ev arkadaşı almak demek… Onun da ihtiyaçları olduğunu bilmek, o ihtiyaçlara saygı duymak ve bunu anlayıp ona yardımcı olmak demek… Hayvan sahiplenmek isteyenlere ilk tavsiyem onların da bir canı, bir yaşama hakkı olduğunu unutmamaları. Eve bir biblo değil, bir can aldıklarını unutmamaları. Sadece besledikleri canla empati yapmaları ona iyi bakmaları için yeterli olacaktır… Günümüzde insanların bu konuda daha çok bilinçlenmesinin sokaklarda yaşamaya çalışan canlıların sayılarının azalmasını etkileyeceğine inanıyorum. Her birimiz sokak hayvanları için üzerimize düşeni yaparsak daha çok can, daha rahat yaşayacaktır.

Ben elimden geldiğince sokaktaki hayvanlar için mama ve su kapları koyarak destek olmaya çalışıyorum. Yavru kedileri sahiplendirerek sokaklardan kurtarmaya çalışıyorum. Hayvansever komşularımın olması, kapılarının önüne mama ve su kapları koyarak sokak hayvanlarına yardım etmesi beni çok mutlu ediyor. Yollarda, ara sokaklarda arabaların dikkatsizliği yüzünden ölen kedi ve köpeklerin en azından beslenmelerine destek olabilmek, rahat yaşamaları için elimizden geleni yapabilmek beni biraz olsun rahatlatıyor. Keşke sokaklarda insanlara hatırlatma yapacak yazı ve levhalar çok olsa, “dikkat kedi çıkabilir, dikkat köpek çıkabilir” gibi uyarılar insanların dikkat çekeceği bölgelerde olsa… İnsanı, hayvanı ayırt etmeksizin, can taşıyan her varlıkla dostça, kardeşçe yaşadığımız, onların da yaşam hakkına saygı duyduğumuz bir dünya bence zor değil… Dünya böyle çok daha mutlu bir yer olabilir…

Fotoğraflar: Selçuk Uzanır
Mekan: Wuufbox

 

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.