Eğer kucağınızda bir kedi ile uyumanın sıcaklığını yaşamadıysanız, evinizi en az bir kedi ile paylaşmadıysanız kedi sahibi olmayı tarif etmenin ne kadar zor olduğunu anlayamazsınız. Onlarla yaşamı anlatmak kelimelerle sınırlandırılamaz 🙂 Anlat anlat bitmez derler ya, aynen öyledir. Hele ki kedinizin ev arkadaşı başka bir köpek ya da kediyse dile getirmek biz hayvan sahiplerini oldukça zorlar 🙂 Biz de bu röportajımızda, sahiplendiği üç kedi ile birlikte keyifle yaşayan, “Bütün canlıları aynı şekilde seviyorum. Özünde hepsi mükemmel. Belki hayvanları ve çiçekleri biraz daha fazla” diyen ünlü oyuncu Cansu Gültekin’i biraz zorladık ve üç kediyle yaşamın güzelliklerini, zorluklarını ve daha bir sürü ayrıntıyı konuştuk!

Öncelikle kedilerinizle nasıl tanıştığınızla başlayalım…

Büyük oğlum Susam anneden yeni ayrılmış, yağmurda kalmış iki aylık bir kediydi. Göz göze geldik. “Beni eve götür” dedi. O gün bugündür 10 yıldır kucak kucağayız. Ortanca oğlum Leonce sanırım safkan olmadığı için sokağa atılmış bir kedi. Bir aile dostum onu bulup evine almış, ancak o evdeki üç kedi de onu istememiş, sürekli dövmüş, ona kucak açacak yeni bir ev gerekliydi. Susam’a da bir dost. Doğru bir buluşma oldu. 🙂 Leo 8 yaşında. En küçüğüm Mars’ı da yine iki aylıkken parkta buldum. Beni görür görmez koşarak üzerime atladı ve asla bırakmadı. Bundan sonra hayatımıza beraber devam etmek zorundaydık sanki. Böyle bir karşılaşmayı reddedemezdim. 4 yaşında aslan bir oğlan. ❤

Üç farklı karakter… Birbirleriyle anlaşabiliyorlar mı?

Susam çok akıllı bir kedi, kapıları açabilir, her şeyin yerini bulabilir, patilerini el gibi kullanabilir. Sürekli merak içinde dolu dolu yaşıyor. Leo çok sakin, gerektiği kadar hareket eder ve ben nerede oturursam ayak ucumda yatar. Mars ergenlik çağında olduğu için değişken henüz. Biraz bizimle oturur biraz yalnız kalmak için odaya kaçar. Çabuk fikir değiştirir. Ama o da yaramaz değil. Söz dinler. Üçü de alıştırmadığım için sofraya çıkmaz, çok ek gıda talep etmez. Üçünün de ortak özelliği çok sevgi dolu olmalarıdır, yeni gelen bir misafiri hemen yakınlıkla karşılarlar ve asla saldırmazlar. Karakterleri gereği kendi aralarında da olması gerektiği gibi anlaşıyorlar diyebilirim. Biraz uyku, biraz koşturma, biraz dövüşme. Ama salonda bir şeyler izlerken hepimiz üst üste oturuyoruz. 🙂

Sizce kedi sahibi olmanın zorlukları neler? Üç kedi sahibi olmanın zorlukları neler?

Kediler alanlarına saygı bekleyen canlılar. Onlarla sağlıklı iletişim kurmak için sizin çaba sarf etmeniz gerekiyor. O ne kadar ve ne zaman isterse o kadar yakınlaşabiliriz. İnsanlar kedileri saldırgan ya da fevri bulur ama bunun sebebi aslında bizim onların aurasına hızlı ya da izinsiz girmek istememiz. Ben yıllardır beraber yaşadığımız halde hala onlar istediğinde seviyorum onları. Bu yüzden benim için bir kedi bakmakla üç kedi bakmak arasında çok bir fark yok. Aksine birbirlerine arkadaş oluyorlar. Kendi aralarındaki sosyallik çok farklı. Zor olan tek şey pek sık ev-tüy temizliği diyebilirim 🙂 Ama sevgi böyle zorlukları aşıyor. Hiç şikayetim yok. 

Hayvan sahibi olmanın güzelliklerinden bahsedelim biraz da…

Onlar benim vahşi doğam. Bana yaşamın gerçek yüzünü hatırlatıyorlar. Günlük yaşamda canımı sıkan her şeyin nasıl da önemsiz olduğunu mesela. Eve girip onların sevgisiyle kucaklaştığımda gerçek sevgi ve mutluluğu buluyorum. Evimde sürekli bir yaşam, hareket ve sevgi var. 

Günümüzde veteriner hizmetleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Kediler ev dışında çok stresli oluyorlar, o yüzden zaruri aşılar hariç kliniğe götürmemeye çalışıyorum. Yıllardır kedilerle yaşayınca sağlıklarını takip etmek de çok zor olmuyor. Onlardaki küçücük rahatsızlık belirtisini anlayabiliyorum. O zaman da hemen doktor muayenesinden geçiyorlar. Çok hayvansever bir doktorumuz var, ben doktorumu seçerken bunu öncelik saydım diyelim. Kapıdan girdiğiniz anda size bir sürü şey satmak ve çocuğunuza bir sürü kimyasal vermek isteyen yerler gördüm. Lütfen okuyun araştırın böyle insanları hemen anlarsınız kısa zamanda. Uzak durun! Ve de çok önemli saydığım bir şey; her zaman çocuklarımı kaliteli mamayla besledim bunun geniş zamanda sağlıklarına etkisi çok belirgin, neredeyse hiç hasta olmuyorlar. 

İnsanların hayvanlara bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kalbi kocaman insanlar görüyorum. İyi ki varlar. Biz bu sevgiyi büyüteceğiz, inanıyorum. Bunu göremeyenlere, zalimlik edenlere ise yalnızca acıyorum. Ve böyle birini asla hiçbir pozisyonda hayatımda tutmam. 

Hayvan sahiplenmek isteyenlere önerileriniz?

Öncelikle satın almasınlar lütfen, yuvanıza geldiğinde artık o bir evlat olacak bunu unutmasınlar. Sorumluluğu da olacak. Hasta olacak. Çünkü onlar kısa sürede bağlanıyor ve terk edilince çok üzülüyor. Yaklaşık 15-20 yıl yaşayacaklar. Bu süreci de kendi hayatları adına iyi tartsınlar. Sonuna kadar beraber yürümek olmalı amaç. Günübirlik hevese yer yok!

Cansu Gültekin diyor ki!

Onlarsız evim, kalbim bomboş olurdu. Beraber yaşamayan anlamıyor. Ne olur anlatın, onlara da geçirin bu sevgiyi. Ne kadar severseniz kalbiniz de o kadar büyür. Evde bakamayanlar lütfen sokakta baksın. Herkes bir şekilde destek versin. Bir kap mama, bir kap su, bir kere okşama!

Röportaj: Yağmur Ağcaoğlu
Fotoğraf ve video: Gökmen Şaban
2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.