Sadece sanata değil, hayvanlara, doğaya da gönül veren Nilay Erdönmez ve Ozan Erdönmez, köpekleri Büdü’yle tanışma hikayelerini, ona olan duygularını ilk defa Kalbimdeki Patiler okuyucuları için dile getirdiler. Tiyatro, sinema, dizi gibi birçok alanda yüzlerini gösteren başarılı kardeşler sahiplendikleri köpeklerinin yanı sıra, sokaklarda yaşam savaşı veren tüm canlılar için de ses olmaya, hayvan sahiplenmek isteyenleri bilinçlendirmeye çalıştılar. İşte o keyifli fotoğrafların enerjisinin yansıdığı röportajımız:

Öncelikle hayvan sevginizle başlayalım...

Ozan Erdönmez: Bu herhalde insan doğasıyla ilgili bir şey. Çocukluğumdan beri merakım vardır doğaya, doğadaki canlılara. Her ne kadar korksam da sokak hayvanlarına karşı hep bir ilgim vardı. Bu yüzden önce bir muhabbet kuşunu ailemize kattık. Sonra bir kuş daha. Sonra sırasıyla bir kaplumbağa, bir köpeğim, iki balığım, bir köpeğim daha derken en son Büdü geldi hayatıma… 

Nilay Erdönmez: Benim ilk hayvanım evimizin bahçesine gelen bir kaplumbağaydı, hala kaplumbağaları da çok severim. Oynadığım bir filmde çok yaşlı bir caretta caretta’yı yıkadığım bir sahnem vardı, onun hissini hiç unutmuyorum… Hayvan sevgisi deyince ilk olarak aklıma kaplumbağam geliyor. Ama bir kuşum bir de çok sevdiğim Büdümüz var. Elimizden daha fazlası gelse keşke çok daha fazla hayvana yararımız olabilse. Bendeki sevginin karşılığı, hayvanların hayatlarını sürdürmeleri için insan türünden biri olarak, onlara bir şeyler vermek sorumluluğumu elimden gelen neyse o kadarıyla yerine getirmek gibi… Umarım hep daha fazlasına yeterim, yeteriz.

Sizce köpek sahibi olmanın zorlukları neler?

Ozan Erdönmez: Bir zorluk olduğunu düşünmüyorum 🙂 Her koşulda seninle birlikte olan bir arkadaş… Sevgisini koşulsuz paylaşan birisi.. Sevgini koşulsuz olarak ona vermen kadar güzel bir şey zaten yok… 

Nilay Erdönmez: Ozan’a katılıyorum, bence de köpek sahibi olmanın bir zorluğu yok, hele Büdü gibi bir köpeğiniz varsa, çünkü Büdü istediğini almakta çok ısrarcı, asla vazgeçmez, alana kadar da seni rahat bırakmaz, patisiyle dürter olmadı bir daha dürter, seni paçandan tutup çekiştirir ya da bakıp bakıp bir şeyler konuşmaya başlar niye yapmıyorsun diye 🙂 Sana düşen de kalkıp ihtiyacını yerine getirmek oluyor! (onu da yapacağız artık bir zahmet) O yüzden onlarla yaşamanın zor olduğunu düşünmüyorum.

Peki hayvan sahibi olmanın güzellikleri…

Nilay Erdönmez: Başka türden canlıların yakınında nefes alıp vermesi, tüm doğallıklarıyla, dürtüleriyle onlarla yan yana olmak çok güzel ve çok şey öğretiyor bana. Büdü’nün oyun oynamaya olan tutkusuna ayrıca bayılıyorum, özellikle bir oyuncu olarak onun oyunu, sadece ve sadece oyun için ve böyle acayip bir tutkuyla oynaması müthiş geliyor bana. Büdü’nün toplarına olan aşkı inanılmaz. Değişen bir şey de yok bu arada; her seferinde at-tut-koş-getir-at-tut-koş-getir… Bence müthiş. Bir de birlikte uyumak çok güzel, kışın özellikle, içi ısınıyor insanın. Birlikte uyanması da ayrı güzel. Uyandık diye sevinçten şekilden şekle giriyor.  

Büdü hayatınıza nasıl girdi peki?

Ozan Erdönmez: Büdü’den önceki köpeğim öleli iki buçuk yıl olmuştu. Bir köpek sahibi daha olsam mı olmasam mı diye düşünürken birden haber geldi. Daha 45 günlük yavrular… Tamam geliyorum dedim, gittiğimde 4 tane Cocker yavrusu birbirleriyle oynuyorlardı. Bir tanesi uyuyor. Bir tanesi de diğer iki kardeşinin altından girip üstünden çıkıp onları deviriyordu,  “Dişi mi bu?” diye sordum. “Evet” dediler. “Sizin için uygunsa bu yaramazı sahiplenmek istiyorum.” dedim. Enerji meselesi yani. İlk görüşte olan-oluşan enerji meselesi… 4 yaşını geçti ve hala aynı enerji aynı sevgi devam ediyor… Aynı yaramazlığıyla 😀

Biraz da Büdü’nün karakterinden bahsedelim…

Ozan Erdönmez: Büdü obur ve hırsızdır 🙂 Benim yanımdayken tabi bunları yapmaz. Ama ben yoksam durum değişiyor. 😉 Karakteri çok sağlam ve yapmak istemediği bir şeyi kesinlikle yaptıramazsınız. E karşılıklı olarak zaman içinde bunu öğrendik zaten. Tüm bunların dışında mükemmel ve sevgi dolu bir dosttur…

Nilay Erdönmez: Toplarına aşık bir kere dediğim gibi. Büdü bence çılgın ve gerçekten korkusuz. Parkta biri bize “siz buna yürek mi yedirdiniz?” diye sormuştu  bir keresinde 🙂 Her türlü maceraya her an hazır, yeter ki macera olsun :)) Büdü bize geldiğinde Arif Erkin’le bir film çekimindeydim, kendisine “bize böyle bir yavru geldi” diye fotoğrafını göstermiştim. Büdü’nün, “Çok güzeldirler bunlar, benim de vardı Cocker’ım, ama hırsızdırlar haberin olsun” demişti. O zaman anlamadım şimdi çoktan anlamış durumdayım tabi ki. Evde sevdiği şeyleri hop alıp götürüyor. Ama neyse ki çok uzağa gidemiyor, çoraplarımı geri alabiliyorum 🙂 Bir kere de parkta romantik bir şekilde pizza şarap yapmaya oturan bir çiftin pizzasını çalmıştı :)) Ya da yemişti diyelim, bu Büdü’ye göre çalmak değil yemek çünkü :)) İnsana çok yakın bir köpek bu arada, tanısın tanımasın çok yakın insanlara Büdü, senin ona gösterdiğin sevgiden fazlasını veriyor ve gösteriyor bence, bir de çok komik bir köpek ben çok gülüyorum ona. Dili hep dışarda 🙂 

Günümüzde veteriner hizmetleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Ozan Erdönmez, “Veteriner hizmetleri ile ilgili olarak şunu söylemek isterim. Büdü’nün veteriner hekimi bir mahalle hekimi… Gayet memnunum. Ama başka arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla bazı veteriner hekimler işi başka taraflara taşıyıp, aslında yapmaması gereken şeyleri yapıp başka türlü fatura çıkarma derdindelermiş. Üzücü…” derken Nilay Erdönmez “Bu işe gönül vererek, işini yapan gerçekten hayvansever veteriner hekimler çok fazla var, ama keşke devlete ait hastaneler çoğalsa. Hayvanın bakımı ile ilgili masraflar sahiplenmek için korkutucu olabiliyor haliyle” diyerek sorumuzu yanıtlıyor…

İnsanların hayvanlara bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ozan Erdönmez:Bu durum için yaşadığımız ülkede tam bir genelleme yapabilmem pek mümkün değil. Ama devletin anayasal olarak hayvanlara yapılan zulüm ve işkenceyi kontrol altına alması gerekmektedir. 

Nilay Erdönmez: Bana biraz üzücü geliyor. İnsanların birçoğu algılayamıyor bence hayvanın eşit yaşam hakkına sahip bir can sahibi olduğunu. Yakın  çevremizden bahsetmiyorum elbette, mahallelerimizde evet evler yapıyoruz sokak hayvanları için, yemdi suydu ilgileniyoruz onlarla, ama her yerde gerçekten böyle değil.

Başka bir kedi ya da köpek daha sahiplenmeyi düşünüyor musunuz?

Nilay Erdönmez: Keşke imkan olsa. Apartman hayatında zor. Ama mesele illa sahiplenmek değil ki. Sahiplenmeden de destek olabiliriz. Sokak hayvanlarına mama su bırakmak dışında, bir diğer seçenek de barınaklara yapılan destekler. Her bir destek o hayvanlar için çok çok büyük bir şey. Ama muhakkak emin olun o kişilerin gerçek hayvanseverler olduklarına. Sosyal medya oyunları çok fazla, sakın kanmayalım, iki tane tatlı köpek fotoğrafı koyup Nilay Hanım haydi destek diye yazan öyle saçma sapan şeyler var ki, sakın kanmayalım, gerçekten bakıma ihtiyacı olan hayvanlar inanın ki öyle tatliş tatliş durumda pozlar verecek koşullarda olmuyorlar. Benim dostum olan Haydos Bakım Evinde şu an yüzlerce hayvan var, yakından biliyorum, kedi, köpek, eşek ne ararsan… Onların bakımı için adeta her an bir mücadele içindeler. Bu ve bunun gibi içeride hayvanlar için güvenli bir ortam olduğunu bildiğimiz yerlere elimizden ne geliyorsa destek olmak çok önemli.

Hayvan sahiplenmek isteyenlere önerileriniz?

Ozan Erdönmez: Öncelikle sahip olmak başka bir şey, onun sorumluluğunu almak başka. Eğer bakamayacaklarsa bu duruma kendilerini hiç sokmasınlar. Çevremde çok fazla insan hayvan sahiplenip büyüdükten sonra bırakıyorlar. Görüyorum. Gözlemliyorum. Müdahale edemiyorum. Bu durum benim çok canımı sıkıyor. Gerekli koşulları sağlama imkanım olursa bir köpek sürüsüyle beraber yaşamak isterim. Ama bu sorumluluğu alamayacaklarsa arkadaşlarımın da sahiplenmesini istemem. Hayvan sahiplerine ise şu söylemek isterim. Sevin. Çünkü onların sevgisi koşulsuz…

Nilay Erdönmez: Lütfen satın almayın! Ben, örneğin Haydos’taki hayvanları, onların canlarına hizmet eden o insanların yaşadıklarını yakından bilene kadar, bunu yalnızca entelektüel bir bilgi olarak savunuyormuşum bunu anladım. Ama şu an gerçekten sonuna kadar savunarak söylüyorum: Hayvanların ticari amaçlı üretilmesi korkunç bir şey, benim alıp almamamla mı değişecek demeyin, çünkü herkes tam da böyle söylüyor ve bu böyle sürüp gidiyor. Bakıma muhtaç o kadar hayvan var ki, gidin oradan sahiplenin, ki bu da şart değil elbette, sadece her ne koşulda olursa olsun yine de parasız sahiplenin. “Yavruyken alayım istedim satın aldım” diyoruz ama, inanın onu satın almaya vereceğiniz parayla daha büyümüş bir köpeğe eğitim de aldırabilirsiniz. Ama sadece duygusal bir tatmin için illa ki yavruluğundan istiyorsanız köpeği ya da kediyi, o zaman zaten sahiplenmeyin. Barınak yavruluğu bitince bırakılmış hayvanlarla dolu, buna kesinlikle, hiçbir şekilde hakkımız yok. 

Röportaj: Yağmur Ağcaoğlu

Fotoğraf: Gökmen Şaban

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.