Eşimle birlikte gecemiz gündüzümüz olmayan, sürekli seyahat halinde olmamız gereken bir işimiz var. İkimizde hayvanları çok sevmemize rağmen yoğun ve düzensiz tempomuz nedeni ile bir dost sahiplenmeyi hiç düşünemedik. Bagajımızda mamamız ile şehir değiştirirken gördüğümüz bütün canlara yardım eder onlarla oynardık. Gene bir çalışma dönüşündeyken Bursa yolunda uzun ve gece yarısı yolculuğunda çay krizim nedeni ile duracak açık bir yerler ararken bir benzinliğe girdik. Çay var mı? diye sorduk. Personel kendi için demlediği çaydan bize ikram etti ve marketin yanındaki banklara oturduk. Bir ağlama sesi dikkatimi çekti, karanlık çalılıklara bakındım ama göremedim. Yanımıza gelen görevli 1 hafta 10 gün önce bir arabadan 2 – 3 köpek yavrusu bıraktıklarını 1 tanesinin kaldığını ama kendisine yaklaştırmadığını, hırlayıp diş gösterdiğini söyledi ve saklandığı yeri gösterdi. Ufacık, çirkin, kirli bir pofidik gördüm. “Aman abla sakın yaklaşma kuduz mu hasta mı bilmiyoruz, ya ısırırsa“ diye uyarıldım hemen. Diz çöküp elimi uzattım, daha gel demeden yanıma geldi. Önce elimi koklayıp sonra yaladığında aslında hiç ayrılamayacağımızı anladım. Onu da yanımıza alıp eve döndük, amacımız yıkamak, paklamak veteriner kliniğine götürmek ve ona sıcak bir yuva bulmaktı. Eve gelip yıkadığımızda ortaya bembeyaz bir kurabiye çıkıverdi.

Eşim de ben de aslında onu veremeyeceğimizi bilsek bile “hayır bizim hayatımız köpek bakmak için uygun değil“ diye kendimizi uyarıyorduk. Unuttuğumuz; biz onu değil o bizi seçmiş ve sahiplenmişti. Kapalı balkonumuza onun için bir yaşam alanı yarattık ama o bensiz uyumamayı tercih etti. Her gece yanında oturup, uyutup parmak ucumda yatağıma dönerken bir baktım ki bizimle yatmaya başlamış. Konaklamalı şehir dışı çalışmalarımız olmadığı sürece kendi işimizi yaptığımızdan dolayı hiç evde kalmadı. Sabahları bizimle mesaiye başladı, akşam da eve döndü. Arabada sürekli istifra etti ve her istifra ettiğinde, ona çok yazık bir an önce ilan açmalıyız dedik… İşimiz yoğun olarak alışveriş merkezlerinde olduğundan, arabada onu yalnız bırakamadığımız için çantamızda gizlice soktuk ama büyüyordu ilan gecikmemeli dedik… O ilan hiç açılmadı 🙂

Gypsy bizi seçmişti ve bizimle yaşamayı kafasına koymuştu belli ki. Önce arabaya alıştı, saatlerce yolu problemsiz gitmeye başladı. Sonra arabada uslu uslu oturup işimiz 3- 4 saat bile sürse bizi beklemeyi öğrendi. Camlarımız hep aralık hatta yazın arabayı çalışır halde, klimayı açık bırakıp yedek anahtar taşımaya başladık. İstanbul dışı sayımlarda sorun çıkarmadan pansiyonda kaldı. Her dönüşümüzde bizi aynı sevinçle karşıladı, bize hiç küsmedi. Üçümüz mümkün olduğunca ayrılmaz bir aile oluverdik.

Çayın yanında yenir ki bu- Sinem Becerir Aykut

Acaba adını prenses mi koysaydık? 🙂

Benim tüylü kızım tam olarak isminin hakkını verir. Çok okuduk, çok izledik, çok araştırdık. Temel komutlar, sosyalleştirme, tuvalet eğitimlerini kendimiz verdik. Ama alan korumak için havlamak, kendini sevdirmek için havlamak, istediği bir şey olmadığında homur homur söylenme huylarını hiç bırakmadı 🙂 Hiçbir zaman prensesler gibi sakin olmadı, tam bir çingene! 🙂  Karşınıza oturup homurdanarak sizinle kavga eder, sevmezseniz suratınıza bakarak havlayıp zorla kendini sevdirir 🙂 Her insana, her hayvana sanki ilk defa görüyormuş gibi deli gibi sevinir. Hoplar, zıplar, kıvırır. Karşılıklı biriyle muhabbet ederken eğer canı sıkıldıysa önce sizi dürter, bakmadınız mı üzerinize atlayıp suratınızı yalamaya başlar 🙂 O istiyorsa sevilecek. Ama siz gidip sarılmak istersiniz homur homur söylenerek sizden uzağa bir yere yatar 🙂 Koca burnunu mutlaka her yere sokar, arabada oturuyor ve biz arabada yoksak kimse yaklaşamaz arabasına. Aslında bunların hepsi biraz daha fazla disiplinle çözülecek konulardı ama biz onu bu deli çingene hali ile sevdik. Söylensek bile aslında şikayetçi değiliz.

Bizim için Gypsy ailemize katıldığından beri iş için zorunda kalmazsak onsuz bir yere gitmemiz söz konusu değil, onsuz tatil bir seçenek bile değil, onun giremediği hiçbir kafe bizce açık bile değil 🙂

Ve öğrendim ki; bir köpekle hayatını paylaşmayan gerçekten sevmek ve sevilmek nedir asla öğrenemez. Gypsy bizim aynı familyadan olmayan her şeyden çok sevdiğimiz çocuğumuz…