Keyfim, kahyam ve ben- Özlem Göl

Kırpık: 2010 yılında ailemin yanından ayrılıp kendi ayaklarımın üzerinde durmaya karar verdiğimde evde bir ses, bana bir yoldaş olsun istemiştim. Ama nasıl olacaktı bu?! Hem kedi hem de köpek fobim vardı. Bir de tüydü, bakımdı, temizlikti nasıl başa çıkarım diye düşünerek, sokak hayvanları ile ilgilenen bir veteriner arkadaşıma gittim. Küçük minnak bir kedi alacaktım ki beni çok yormasın 🙂

Tabii ki beklenen olmadı, 4 aylık, bana göre o zaman çok büyük gelen Kırpık kafesinden çıkıp kucağıma atladı, sardı sarmaladı beni, kucağımdan inmiyordu adeta beni al ve buradan gidelim der gibiydi 🙂 Kısmet ve şansı bende demek ki dedim, bütün ihtiyaçlarını alarak evin yolunu tuttum. Bir kedi bu kadar mı akıllı olur, bu kadar mı şahane olur bilmiyorum ama Kırpık başkaydı. İyi ki beni insanı olarak seçmiş diye her gün dua ediyorum. Oldukça fazla sağlık sorunu yaşadık, geceleri apar topar acil veterinerlere koştuk ama onun bana verdiği huzur güven hiçbir şeye değişilmez. Biz her şeyi sevgimizle aştık ve aşmaya devam ediyoruz. Bugün 6,5 yaşında benim kızım. Eve geldiğimde kapının önüne koşması, beni sev demesi evet sahip olduğum olacağım en güzel duygu!

Ya Max, benim paşa oğlum! Max ile hikayemiz çok farklı. Evet köpek fobim de vardı. Ve köpek ellememiş, köpek bakımından anlamayan benim için çok çok zordu. Nereden nasıl alındı vs bilmiyorum açıkçası. Dedim ya bizim hikayemiz başka, bu sebeple çok derin mevzulara girmeyeceğim. Max ile 01.05.2014 yılında tanıştık, o 7 aylık bir çocuktu. Şanslıydım çiş sorunumuz yoktu, heyecanlanmadığı zamanlar tabii! Kemirme huyumuz vardı onun yerine 🙂 Bir gün evimizi, kanepe ve evde bir duvarda kocaman bir delikle ödüllendirmişti. Ahh o zamanlar diyeceğim. Ne yapacağımı bilmiyordum! Tüm bu sorunları yine sevgimiz ve birbirimize olan inancımız en çok da onun bağlılığı ile aştık.

Max ve KırıpıkŞimdi Max; kocaman bir genç delikanlı oldu. Gözlerimiz birbirine değdiği günden beri biz tek yürek olduk. O benim yanımda yatmazsa gece ben de yatakta yatmam. Ben neredeysem o da oradadır. İş yerinden eve geldiğimde bazen kolumu kıpırdatacak halim yok diyorum ama kapıda beni karşılayan öyle güzel bir Max oluyor ki arabaya atlayıp sahilde yürüyüş yapıyoruz, top oynuyoruz, denize giriyoruz. Evet denizi, yüzmeyi o kadar çok seviyor ki saatlerce denizden çıkmak istemiyor. Ha bir de başka köpek o denize girmeyecek sinirleniyor 🙂 Çünkü o deniz sadece onun!

Biz  sevgimizle her şeyin üstesinden geliyoruz. Max beni hiç üzmedi hem de hiç. Ve diyorum ki Max olmazsa olmazımsın, yuvamın efendisi sensin. Bana ne şekilde gelmiş olursan ol ben de senin rızkın varmış…

Ve şunu son olarak söyleyeceğim. Eğer ki şu hayatta inançlarımızı değerlerimiz kaybedersek yok oluruz. Ben her kötülüğün her yaşanan olayın arkasından ödüllendirildim. Benim çocuklarım benim bu hayattaki ödüllerim… Bu sebeple bir can sahiplenecekseniz öncelikle gözleriniz değsin, birbirinize yürekleriniz dokunsun. Güzelmiş cinsmiş bunlara önem vermeyin. Satın almayın sahiplenin…

Sevgiler

Instagram:Glozlemm