Dünya çapında birçok markaya koleksiyon hazırlayan, erkeklerin şıklığına imza atan Niyazi Erdoğan sokaktan sahiplendiği kedilerine olan duygularını, onlarla tanışma hikayesini ilk defa Kalbimdeki Patiler okuyucuları için dile getirdi. Çekimler sırasında oyunculuklarıyla kameralardan kaçan kedileri aynı anda bir araya getirmek zor olsa da harika kareler ortaya çıkardık!

Kedili bir hayatı, daha doğrusu üç kedili bir hayatı nasıl yorumlarsınız?

Kedi evde bakımı en kolay evcil hayvan bence. Sağlıklı bir tuvalet ve zamanında yemeğini verdiğiniz sürece hiçbir zorluğu yok. Benim için tek bir kişisel zorluğu var. Alerjim olduğu için etkileniyorum. Başlarda daha çok etkileniyordum ama artık bünyem alıştı. Tek kedi olduğunda sürekli benden ilgi ve yanında olmamı istiyordu. Üç kedi olunca artık birbirlerine oyun arkadaşı oluyorlar. Evin içinde başka bir nefes olması (üç nefes :)) çok güzel. Küçüklüklerinden itibaren onların gelişimini izlemek, üç kedim olduğu için karakterlerindeki farklılıkları gözlemlemek çok büyük keyif veriyor bana. İlk kedim Nalan’la dertleştiğim çok zaman olmuştur. Beni sakin sakin dinlerdi. Onlar benim en iyi ev arkadaşım oldular. Hepsini sokaktan sahiplendim ve iyi ki sahiplendim!

Sahiplenme demişken, hikayelerinizden bahsedelim biraz da…

İlk kedim Nalan’ı Ulus’ta yaşayan bir arkadaşım buldu. Beni aradı ve ‘Sana kedi buldum, gelip almalısın’ dedi. Gittim aldım 🙂 İlk kedimle bu şekilde tanıştık. Hatta ona, onu bulan arkadaşımın adını verdim. Nalan büyüdükten sonra ona bir kardeş sahiplenmek istiyordum. Evde ben olmadığımda tek başına çok sıkılıyordu ve enerjisini atamadığı için evdeki diğer misafirlerle ve benimle nasıl iletişim kuracağını bilemiyordu. Onun yalnızlığına üzülüyordum. Anadolu yakasında yaşayan, hayvansever bir arkadaşıma bir kedi daha sahiplenmek istediğimi söyledim ve çevresinde görürse bana haber vermesini istedim. Onun bahçesine annesi Şükrü ve Şevket’i bırakmıştı. Ben de kardeşleri birbirinden ayırmaya kıyamadım ve ikisini birden sahiplendim. 

Peki birbirleriyle nasıl anlaşıyorlar, karakterleri nasıl?

Nana tek başına olduğunda çok saldırgandı. Daha doğrusu sürekli oynamak istediği için beni ve misafirleri rahat bırakmıyordu. Şükrü ve Şevket eve ilk geldiğinden itibaren bir anda olgunlaştı ve tam bir abla gibi davranmaya başladı. Onları yalıyor, kolluyordu. Şükrü ve Şevket birbirlerine fiziksel olarak çok benzemelerine rağmen karakterleri çok farklı. Şükrü daha dışa dönük ve konuşkan, Şevket ise daha şaşkın ve içe kapanık. Yalnız şunu söyleyebilirim ki, üç farklı karaktere sahip üç kedi ile yaşam çok keyifli. Eğer ileride bahçeli bir evim olursa, sadece kedi ve köpekle de kalmak istemiyorum, birçok hayvana yuva açmak istiyorum.

Niyazi Erdoğan diyor ki!

İnsanların başka canlılara bakışları onların olgunluk düzeyleri le ilgili bence. Hepsinin farklı bir karakter ve yaradılış olduğunu fark edebilseler, bütün yaradılışla alakalı çok daha farklı bir bakış açıları olacağına inanıyorum. Hayvanlar çok özel canlılar. Her evde mutlaka bir evcil hayvan olmalı. Özellikle çocuklar yetişirken, mutlaka evde bir evcil hayvanla büyümeli. Hayata bakış açıları çok daha insancıl olacaktır. Bu yüzden diyorum ki, hiç beklemeyin! Sokaklarda birçok can var sahiplenilmeyi bekleyen. Sakın satın almayın ya da genetiği ile oynanmış özel üretim olan hayvanları almayın.

Kardeşi de veteriner hekimi olan Niyazi Erdoğan, çok bilgili ve tecrübeli hekimlerin olduğunu fakat üç kedili bir evde klinik masraflarının biraz pahalı olduğunu söylüyor.

.

.

Fotoğraf: Gökmen Şaban

Röportaj: Yağmur Ağcaoğlu