Disiplinli çalışmanın getirdiği başarı ile birçok oyuncunun menajerlik hizmetini üstlenen bir kadın: Nimet Atasoy. 2001 yılında özel bir tiyatroda yaptığı asistanlık sayesinde oyunculuk dünyasıyla tanışması, kısa bir süre sonra birçok başarılı sinema ve reklam filmine imza atmış olan Filma-cass’ta cast asistanlığı yapması aslında şimdiki başarılı iş hayatının ilk adımları olmuş. 2003 yılında, yapımcılığını Mine Vargı’nın, yönetmenliğini Ömer Vargı’nın üstlendiği İnşaat filminin cat sorumluluğunun ardından, edindiği deneyimler ile birçok oyuncuya menajerlik hizmeti vermeye başlamış. İlk günki heyecanı ile işine devam eden Nimet Atasoy aslında sadece başarılı iş hayatıyla tanınmıyor, kendisi hayvanları çok seven bir kadın ve anne. Gelin hem iş kadını hem de anne olan Nimet Atasoy ve kızı Güneş Deniz’in kedili dünyasına bir göz atalım…

Nimet Atasoy ve Güneş Deniz
Kedilerinizle başlayalım. Onlarla nasıl tanıştınız?

Güneş uzun süredir evde bir hayvan beslemek istediğini dile getiriyordu. Aslında Güneş’in beslediği bir su kaplumbağası, papağanı, hamsterı vardı fakat bu hayvanlar Güneş’e yeterli gelmedi. Bu süreçte bir köpek sahiplenmenin, ona yeterli bir bakım sağlayamayacağımız için doğru olmadığını düşündük ve sokaktaki kedilerimizi sahiplendik. Kepçe ve Yama. Kepçe daha sakin, kendini çok sevdirmeyen, cool bir kedi. Fakat Yama aslında Yaman olmalıymış. Tam bir sevgi arsızı. Hırçın, şımarık, yaramaz. Kepçe’yi de zaman zaman rahatsız eden bir kedi. Onlar bizim ofis kedilerimiz. Kediler ofiste olduğu için okul çıkışlarında Güneş ofise gelip onlarla vakit geçiriyor. Onlara dokunmak Güneş’e iyi geliyor. Henüz tam anlamıyla sorumluluğunu almış olmasa da kedi sahibi olmanın zorluklarını ve güzelliklerini anlamaya başladı.

Güneş Deniz Atasoy

Kedili bir hayat düşündüğümden daha güzelmiş

Aslına bakarsanız bizim daha önce bir köpeğimiz vardı; Bonny. Yaramaz bir Jack Russell’dı. Mevcut durumlarımızdan dolayı onu sahiplendirmek zorunda kaldık. Fakat buna rağmen Güneş hep hayvanlarla iç içe büyüdü. Doğduğundan bu yana sokak köpeklerini, kedilerini sevdi. Hatta iki kere ısırılmasına rağmen, onları sevmekten doğayı sevmekten vazgeçmedi. Onun bu sevgisi, tutkusu da beni hayvanlara daha çok bağladı. Daha doğrusu kedilere… Çünkü kedilerden çekiniyordum. Fakat Güneş’e olan sevgim, daha önce uzaktan sevdiğim bir hayvana dokunmamı, onunla ilişki kurmamı sağladı. Güneş sayesinde birçok konuda eğitildim… İnanır mısınız, eskiye göre artık çocukların hayvanlara karşı daha duyarlı olduklarını düşünüyorum. Ama yaşadığım semtten ve kendi çocuğumdan örnek vermek isterim. Mahallemizde ebeveynlerden kaynaklı çocukların hayvanlara olumsuz davranışlarını da gözlemlemekle birlikte, hayvanseverlerin çok olduğu bir mahallede yaşadığımı da eklemem gerekir.

Nimet Atasoy diyor ki; 

Ne yazık ki hayvanlara karşı korkutularak büyüyoruz. Sokak hayvanlarına karşı duyarlılık, hayvan sevgisi, bu bilinç yok maalesef ülkemizde. Bir birey olarak herkesin sokak hayvanları ile ilgili bilinçlendirilerek, onlara destek olmalarını istiyorum. Ayrıca yaşadığınız bölgedeki sokak hayvanlarının davranışlarının o mahalledeki insanların tavırlarını yansıttığını düşünüyorum. Örnek vermem gerekirse Abbasağa’da oturuyorum ve mahallemizin meydanında yaşayan “Rüzgar” isimli bir köpeğimiz var. İnanılmaz sosyal, sevgi dolu ve bölgesini yabancıları karşı koruyan bir köpek Rüzgar. Bunun sebebi insanların da ona olan tavrı. Keşke tüm sokak hayvanları “Rüzgar” kadar şanslı olsa…

 

Fotoğraf: Navit Seyddashti

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir. Ayrıca çocuklar için hazırlanmış ilk Köpek Irkları-1 çocuk kitabını çıkarmıştır.