Aslı Gültekin
Aslı Gültekin ve orman çocuklarından biri tutkulu aşk yaşarken yakalanmış 🙂

Reşadiye Ormanları’ndaki canların mama ve tedavi desteğini sağlayan, yuvalandırma çalışmaları yapan, destek isteyen bölge ve barınaklara destek yollayan bir dernek… Sessizliğin Sesi! Konuşamayan, ihtiyacını bir bakışıyla bazen bir duruşuyla anlatmaya çalışan sessiz meleklerin sesi olmaya çalışan bir sürü gönüllü dernek üyesi. Aslı Gültekin, Mine Coşkunmeriç, Mustafa Suphi Çetin, Yılmaz Çevik, Burcu Sezgin, Gonca Kaya, Duygu Korul, Kartal Korul, Sema Çelik, Fırat Akkan, Derya Gökçek, Akın Sarıhan, Noyan Ünalan, Zeliha Tunç, Tarık Tunç, Doruk Sarıhan, Bulut Korul, Nefes Korul, Tuanna Çağlı, Nazlı Alparslan…

Ve buraya adını yazmadığımız daha bir sürü kalbi temiz insan! Her gününü orman çocuklarını düşünerek geçiren, karınları doysun diye uğraşan bir grup hayvanseverin yaptığı koca işler… İşte kalbine pati izi değmiş insanlardan Aslı Gültekin ile Sessizliğin Sesi Yaşam Derneği hakkında bilmediklerimiz…

Öncelikle Aslı Gültekin ile başlayalım. Kimdir bu koca yürekli insan?

Aslı Gültekin kim sorusunu tam bir doğa ve hayvansever diye özetleyebiliriz aslında. Bu doğduğumdan beri böyle, nerede yaralı, yardıma muhtaç bir hayvan varsa hep benim karşıma çıkmıştır. Ortaokul zamanlarında okul kapısına bir kafes dolusu kır kuşu satmaya gelirdi bir abi, bütün harçlıklarımı ona kaptırırdım bütün kafesi satın alır ve onları doğaya salardım; uçamayan, hasta olan benimle kalırdı. Hayatımın her evresinde bu sevgi, bu adanmışlık vardı. Hayvanların dışında ağaçlar için kendi çapımda koruculuk yapıyorum. Kendi oturduğum semtteki ağaçları koruma altına aldım, bakım zamanlarında budanmalarına dikkat ediyorum, inşaat alanlarındaki ağaçları sayıyorum kesilip kesilmeyeceğini soruyorum, takip ediyorum kurtarılması için mücadele ediyorum. Geleceğe bir gölge bırakırsam ne mutlu bana, bir kuşun yuvasını kurtarsam yeter bana, ben kısaca buyum fazlasına ihtiyaç duymadan sadece geçip gitmek için ve ardımda güzel izler bırakmak için çabalayan biriyim.

Her hafta yolumuzu gözleyen bize pervane gibi dönen kuyruklarıyla koşan evlatlarımız var, bekleyen olmak zor bekleyeni olmak kadar tek dileğimiz ömrümüz gücümüz yetsin onlara verdiğimiz sözü ömrümüzce tutabilelim. 

Sessizliğin Sesi Derneği’nin hikayesi nasıl başladı peki?

Modada küçük bir pastanede pasta yerken akmaya başladı kalbimizdekiler. Karşımda dostum Mine Coşkunmeriç vardı. Ne yapabiliriz, ne yapmalıyız nasıl yapalım, ikimizde bilmiyorduk; ama inanıyorduk ki kalbini koyarsan ortaya iyilik için olursa attığın adım karşılığını bulur… Biz inandık ve paylaşmayı bir olmayı birlikten kuvvet doğacağını unutmaya başlamış şehirlerde eski Türk filmlerindeki gibi kocaman sofralar kurabildik. Biri taşınacak mı evini hep beraber temizledik, hasta mı çorbasını yaptık; önce birbirimize sarıldık…

Sessizliğin Sesi evimin salonunda adını aldı, birbirinden güzel insanlar bir araya gelip ellerinde ne varsa koydular ortaya ama en büyük sermayemiz kalbimizdeki sevgiydi, sessiz çığlıkların sesi olmak için çıkılan bu yolda biz “Farkındaysak Hayattalar” diyoruz ve çok seviliyoruz. Bize ileride sorarlar ise hiç gurur duyduğun bir iş yaptın mı hepimizin tereddüt etmeden anlatacağı bu iş olacak. Biz sarabildiğimiz kanatların, kurtarabildiğimiz hayatların mutluluğunu başka bir şeyde daha bulamayız… İyilik için atılan adımlar olmalı dünyada yaşlı dünyanın buna çok ihtiyacı var. Buna benzer işler yapmak istiyorsanız dostlarınızla pasta yiyin 🙂

sessizlik

Daha güzel yarınlar için çabalıyoruz!

Ülkemizde sokak hayvanları için, çevre doğa bilinci için eksik olan çok fazla şey var. İnsanları bu konuda bilgilendirmeden yol alınmayacağını düşünüyoruz. Daha güçlendikçe ve imkanlarımız arttıkça daha fazla üretmek ve paylaşmak, doğru şekilde sesimizi duyurmak dileğindeyiz. Özellikle çocuklar geleceğimizin mimarları, onları bilgilendirip bilinçli insanlardan oluşan bir gelecek düşünsenize; merhamet, sevgi ve farkında yarınlar, yemyeşil ormanlar, sevgiyle başı okşanan hayvanlar, şehirlerden izole edilip terk edilmeyen şehrin parçası olan hayvanlar, bunlar ütopya olmamalı yapabiliriz, yapmak için tüm çabamız. Sokak hayvanları bizim bencil hayatlarımızın yok sayılanları. Bir çöp gibi ama duyguları olan, kalbi incinen, özleyen, acı çeken. Bir lokma temiz su için günlerce yürüdüğünüzü düşünsenize. Yapmamız gerek şey 1 dakikalığına onların yerine geçmek, geçebilmek.

Dünya bir tek bizler için var olmuş olamaz ki, dünya varoluşundan beri 3 büyük olayla yeniden var etmiş tüm canlı türlerini ve biz bu evrende çok kısa süredir varız. Bu kadar kendimizi tek hakim hissetmemiz adaleti ve eşitliği sadece kendimiz için istememiz çok anlamsız değil mi? Düşünsenize bir annenin bebeğini alıp kırbaçlarla eğitildiğini, aç bırakıldığını dünya ayağa kalkar değil mi? Ama bu bir şempanze ise çok da önemli değil sadece neden diye soramadıkları için bu kadar kör sağır olamayız olmamalıyız. Durmak, sadeleşmek, fark etmek gerek bu gün başlamak gerek yarın için…

Sevgiye muhtaç olan bizleriz, sarılmadan barış olmaz, ağaç olsun, köpek ya da kedi. Sarılın ki yarınlara güzel bir dünya bırakalım, güzel bakalım, dilimiz güzel kelimeler söylesin, öfkeyi dinlendirelim sarılmadıkça barış olmaz…

Siz de orman beslemelerine katılmaya ne dersiniz?

Doğru olan her projede yer alan, ne kadar uzağa ulaşırlarsa o kadar seslerinin çıkacağına inanan Sessizliğin Sesi Yaşam Derneği’ni birçok etkinlikte görmeniz mümkün. Her pazar orman beslemesi yapan gönüllüleri ile farklarını belli eden bu derneğe siz de destek olabilir, onlarla orman beslemesine gidebilir ve bir canın daha kurtulmasına yardımcı olabilirsiniz. Aslı Gültekin bu konuda; “Herkesi beslemelerimize bekleriz, bir tane daha fazla seven olsa nasıl güzel olur biliyor musunuz? Yemekten çok sevilmek dertleri, biz orada yemek dökerken bizi yere yatırıp “boş versene yemeği seni özledim” diyenlerimiz var. N’olur gelin, orman çok güzel çıkın çıkın gelin 🙂 Her Pazar Taşdelen Bp’de saat 12:00’de ekip buluşur, derdimiz bir an evvel ormana kavuşmak, sonra yola koyuluruz konvoy halinde ilk besleme noktasında kornalara basmaya başlayınca bayram yeri işte… Geldiler diye bize koşan canlar, sarılmalar yuvarlanmalar. Her hafta kuru mama, yaşlı ve bebekler için konserve mama, yemek artıkları, gönüllülerin pişirdiği miss gibi makarnalar, elimizden ne geldiyse o ama tekrara düşüyorum evet tek dertleri gelmiş olmamız. Biz her hafta bayram yeriyiz bizimle bir defa gelin bekleriz.

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir. Ayrıca çocuklar için hazırlanmış ilk Köpek Irkları-1 çocuk kitabını çıkarmıştır.