Yaklaşık on dört senedir kimsesiz canlar için koşturan bir kadın… Sibel Molu. Öncelikle insan olmanın gereklerini yerine getirmek için çabalasa da hem anne, hem ev hanımı, hem eş hem de sokak çocuklarının en değerli yardımcısı görevini üstlenmiş ve omzundaki yükleri sevgiyle hafifletmiş bir hayvansever… Gönüllü olduğu geçici bakım evinde hayat arkadaşı Muş Muş ile tanışmış ve o gün bugündür birçok canın annesi olmuş. Biz de hayatını iyiliklere adamış Sibel Molu’ya hem orman beslemelerini hem de geçici bakım evi ziyaretlerini sorduk. Gönüllü olarak yaptığı bu güzel işlerin nasıl başladığını sorduk…

Sibel Molu
Sibel Molu ve biricik köpeği Muş Muş
İlk olarak Muş Muş ile başlayalım!

Muş Muş ile 2013 senesinde, o zaman gönüllüsü olduğum geçici bakım evine sokakta iki bacağı kırık bulunup ekipler tarafından getirildiğinde karşılaştık ve o günden beri klinikte geçen süresi, mecburi seyahatler dışında hiç ayrılmadık. Asistanım, yol arkadaşım, enerji kaynağım… Çok kısa sürede minik adamım oldu 🙂 Tükendiğim, yorulduğum zamanlar aslında o kadar çok ki, işte böyle zamanlarda oğluma sarılırım, patisini tutarım, sıcaklığını hissederim ve kendime gelirim. Bütün canlar gibi Muş Muş’un da enerjisi çok farklıdır… Benim için, ailemiz için! Evde tartışma yaşayamaz olduk mesela, en ufak bir gerilimde hemen bir şey yapar dikkatleri üzerine çeker, gülümseriz, tartışmanın devamını getiremeyiz 🙂 O bir minik adam! Gözleyen, hisseden, gücünü, enerjisini iliklerinize kadar hissettiğiniz bir minik adam!

Orman bir cehennem…

Orman beslemeleri, barınak gezileri yapan, birçok cana destek olmaya çalışan Molu bakın bu tanışma hikayesini nasıl özetliyor: “Barınakla ilk tanışmam seneler önce sokakta bulduğum çok hasta bir köpeği bir barınağa götürmem ile başladı. Onların aslında ne kadar bizlere, sevgiye, bakıma ihtiyaç duyduklarını  gördüm ve bu senelerce devam etti. Orman beslemesi ise gönüllüsü olduğum geçici bakım evinde ilgilendiğim, yaşatmak için çok çaba gösterdiğim bir anne ve bebekleri iki gün gelemediğim bir süreçte, benden habersiz bakım evinden gönderilip bir yerlere bırakılınca başladı. Yerlerini öğrenemedim, duyduğum, bildiğim her yere mamalarla sularla gitmeye başladım. Orman bir cehennem… Bu yüzden hayvan sahiplenecek kişilerin kesinlikle yavru diye diretmemeleri gerektiğini düşünüyorum. Sevgi gördükleri her yer onlar için bir cennet ve her yaştaki kedi, köpek aynı cenneti sahibine de sunar, bunu bilsinler… En üzüldüğüm şeylerden biri melezlerin durumu. İsteyenleri, arayanları olmaz halbuki o kadar özellerdir ki, o gözleri bile farklı bakar onların… Eğer bir hayvan sahiplenilecekse ormandaki, geçici bakım evlerindeki canlara öncelik verilsin. Dediğim gibi onlar patilerinden tutulunca sahiplerine cenneti yaşatacaklardır…

Veteriner hizmetleri çok pahalı. İnsanlar çıkacak faturadan korktukları için buldukları kedi ve köpekleri kliniğe götürmeye korkuyorlar diye düşünüyorum.

Unutulmasın ki; şikayet edilen çoğu hayvanın sonu ormandır, ölümdür! Kısırlaştırılıp, aşılanıp tekrar yerlerine bırakılmalılar, yasa da bunu gerektirir, onlarla yaşamayı öğrenmeliyiz. Bizler onların yerlerini işgal edip, binalar dikip onları rahatsız ediyoruz aslında, onlar bizi değil, bu bilinmeli! Son olarak şunu da eklemek isterim; hayvanlarla büyüyen çocuklar merhameti ve bir canlıya saygı duymayı öğrenir. Halbuki çocuklarını hayvanlardan uzak tutmaya çalışan anne-babalar var. Yazık. Neyse ki biz hayvanseverlerin sevgisi onlara yeter, sevmeyenler zarar vermesin başka bir şey istemiyoruz…

 

Kalbimdeki Patiler çok anlamlı… Bütün herkesin kalbine bir pati dokunması dileği ile… Çok teşekkür ediyorum.