Pelin Atan ve Köpük
Özellikle köpeklere karşı yaşadığım duygunun aşk olduğundan eminim. Ne zaman biri kendimi tanıtmamı istese ilk cümlem “Köpeklere bayılırım” oluyor.

Bir hayalin varsa bu hayatta senden daha güçlü kimse yoktur. Yani ben “hayali olan, bir amacı olan insanların” her zaman daha güçlü olduğuna inanırım. İnandıkları uğruna bir yola girmenin ve o yolda zorluklarla, güçlüklerle mücadele etmenin insanı güçlendirdiğine inanırım. Kitap yazma hayali için adım adım ilerleyen Pelin Atan da bu güçlü insanlardan biri benim için. Konuşmak olsun, yazmak olsun insanlara ulaşmayı, onlarla etkileşim içinde olmayı çok seven Pelin ve Köpük’ün Sokak Macerası…

Kısa bir çocuk hikayesi…

Aslında bu kitap için kısa bir çocuk hikayesi diyebiliriz. Çünkü Pelin Atan kendi köpeği Köpük’ten esinlenerek bir yola çıkmış. Birinci sınıftan beri arkadaşı olan Yıldız ile birlikte bir sürü resimler çizmiş ve hikayeler yazmışlar. Zaten “Köpük’ün sokak macerası”nı da Yıldız çizmiş. Şimdi gelelim kitaba… Pelin Atan kitabı hakkında birçok detayı siz okuyucularımız için anlattı:

“Kendimi bildim bileli kısa hikayeler yazıyorum, bir kitap çıkarmak da bu yüzden hayallerimin başında yer alıyor” 

Hikaye kendi köpeğim Köpük’ten esinlenmem ile ortaya çıktı. Bir çocuk kitabı olduğu için eğlenceli ve öğretici unsurları beraber vermeye çalıştım. Hikaye biraz şımarık bir ev köpeği olan Köpük’ün özgür olmak için evden kaçması ancak sokak hayvanlarının zor yaşamını gördükten sonra eve dönmesi ve yemeğini onlar ile paylaşması üzerine. Yani tamamen sokak hayvanlarına yardım edilmesini konu edindim. Aslında arkadaşım Yıldız ile ilk çalışmamız değil bu, öncesinde basılmayan bir sürü resimli hikaye çalışmamız olmuştu. Çoğu zaman eğlencesine yaptığımız bu çalışmaları kullanarak yardıma ihtiyacı olan hayvanlara yardım edebileceğimizi düşündük.

Pelin ve Yıldız
Haftada en az bir kez barınağa gitmeyi seviyorum, bu bana detoks gibi geliyor. Sonuçta hayvanlar dünyamıza gönderilmiş en saf, en güzel canlılar.
Hayvanseverlerden tam destek!

Satılan kitaplardan elde edilen tüm gelir, sahipsiz sokak hayvanları için harcandı. İki barınağa büyük bağışlarda bulunduk ayrıca araba çarpan veya şiddet gören kimsesiz canların veterinerlik masraflarını üstlendik. Hedefimize ulaştığımızı görmek bizi çok mutlu etti. Bunun yanında kitabımız Türkiye’nin bir sürü köşesine ulaştı. Hikayenin bir başka amacı da çocukları sokak hayvanlarına yardım etmeleri konusunda bilinçlendirmekti, yeni yapılan ilkokulların kütüphanelerine kitap bağışlayarak, okullarda kitabımızı tanıtarak bunu da başardığımızı düşünüyorum. Çocuklardan aldığımız geri bildirimler oldukça pozitifti, hatta bazılarını hikaye yazmaya ve resmetmeye yönlendirdiğimizi gördüm. Hayvanseverlerden tam destek görmek bizi gerçekten çok mutlu etti. Bu yüzden ikinci bir kitap çıkarmak istiyorum. Son aylarda sıkça Yedikule Hayvan Barınağı’nda zaman geçiriyorum. Kaleme aldığım çoğu hikaye oranın daimi misafiri olan canlar hakkında. Kısacık hayatlarına sığdırdıkları o kadar büyük hikayeler var ki nereden başlayacağımı bilmiyorum. Selden kaçanlar, terk edilenler ve daha nicesi… Hüzünlü bir hikaye yazmak istemediğim gibi barınağı bir köpek oteli gibi tanıtmak da istemiyorum. Bu sebeple bir dahaki kitap projesi için çok kafa yoruyorum. İmkan olursa bu sefer büyük kitapçılar veya yayınevleri ile anlaşıp kitabın daha büyük kitlelere ulaşmasını istiyorum.

 

 

 

 

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir. Ayrıca çocuklar için hazırlanmış ilk Köpek Irkları-1 çocuk kitabını çıkarmıştır.