Eğlenceli oyunculuğunu keyifle izlediğimiz, izlerken çok şey öğrendiğimiz çok severek izlenilen Seksenler dizisinin sevilen komiseri Onur Dilber ile kedisi Soda Kalbimdeki Patiler’in misafiri oldu! “Sevmekten korktuğumuz, sevgimizi göstermekten kaçındığımız insan ilişkilerimiz yüzünden, sevginin iyileştirici gücünden mahrum kalıyoruz. Sev beni diyen kediye verdiğiniz sevgi ise sizi iyileştiriyor. ” diyen Onur Dilber’in bu sefer anlatacakları ne tiyatro sahnesindeki başarısı ne dizideki oyunculuğu, sadece ve sadece kedisi Soda! İşte o keyifli röportajımız:

Öncelikle hayvan sevginizle başlayalım. Aileden gelen bir duygu mu?

Çocuklukta hayvan sevgisinin gelişmesi için ailenin misyonu büyük elbette. Çocuklara, kediye köpeğe yaklaşmamasını öğütleyen, onları korkulası canlılar olarak gören ailelerin çocuklarında hayvan sevgisinin gelişmesi zorlaşıyor. Hayvanları seven bir ailemin olması, çocuklukta hayvanlarla iletişim kurmaya başlamama sebep oldu diyebiliriz. Çocukken sokakta yalnız kaldığını düşündüğüm yavru bir köpeği eve getirmiştim. Güçlü koymuştum adını, ailece bakımını üstlenmiştik. 3 hafta sonra annem, kangal cinsi bir köpek olduğunu fark etti ve bahçesiz bir evde zor olacağını düşünüp, Güçlü’yü bulduğum köyde annesini aramaya koyulduk. Annesini bulup Güçlü’yü annesinin yanına bırakmıştık. Annesi de Güçlü de mutluydu. Çok ağlamıştım ayrılırken ama Güçlü’nün bakımı ve yaşam alanı için en doğru yerin orası olduğunun bilincindeydim.

Peki Soda hayatınıza nasıl girdi?

2 sene önce, 13 yıllık arkadaşım olan kedim Ezop’u ani gelişen bir hastalık sonucu kaybettim. Sonrasında yaşadığım üzüntü sebebiyle yakın zamanda yeni bir kedi sahiplenme fikrinden uzakken, Seksenler dizisi ekibinin olduğu grubumuza sevgili Burcu Güven’den bir mesaj geldi. Annesini kaybetmiş, sokakta yalnız kalmış bir yavru kedi fotoğrafıyla birlikte, bu miniğe bir yuva arıyoruz diyordu. Bir süre Ezop’un yasını tutar, kedi sahiplenmem diyordum ama dayanamadım. Arayıp yavrunun yuvası benim evim olabilir dedim. Hemen sonra gidip Soda ile tanıştım ve eve geldik 🙂

Bize ondan bahseder misiniz? Karakterinden neleri sever neleri sevmez?

Sokakta yalnız kaldığı günlerden dolayı olduğunu düşündüğüm bir tedirginliği vardı başlarda. Yavaş yavaş güvenmeye alışmaya başladı. Yeni yuvasını kabul edip sahiplenmesine, mutlu olmasına tanıklık etmek çok güzel. Soda kendi alanını yaratmayı seven bir kedi, onun üstünde çok fazla söz sahibi olamazsınız. Çok fazla kucak seven bir kedi değil. Uyandığında yanınıza gelip göbeğini açarak yatar, uykulu haldeyken kendini çok sevdirir. Bu onun günaydın ve iyi uykular deme şeklidir. Uykudan uyanma ve uykuya dalma aşamaları haricinde kendini pek sevdirmez. Güneşli havalara bayılır. İyi bir oyuncudur, oyun oynamaya doymaz. Uzun atlamacıdır. Oynarken yerden 1,5 metre yükseğe sıçrar. Tırnaklarını kestirmekten nefret eder. birisi onu tutmaya çalışıp sıkıştırınca çok sinirli oluyor. Kaplandır o:)

Kedi sahibi olmanın güzelliklerinden ve zorluklarından bahsedecek olsanız neler söylersiniz?

Kedi sahibi olmak karşılık beklemeden sevmeyi, başka bir canlıya karşı özveri göstermeyi öğretiyor insana. Ev hayatınızın merkezinde siz olmuyorsunuz artık, kediniz oluyor. Bu da kendimizi çok önemseme hastalığından bizi uzaklaştırıyor. Kediniz, beni de önemseyeceksin benimle ilgileneceksin diyor. Sevmekten korktuğumuz, sevgimizi göstermekten kaçındığımız insan ilişkilerimiz yüzünden, sevginin iyileştirici gücünden mahrum kalıyoruz. Sev beni diyen kediye verdiğiniz sevgi sizi iyileştiriyor. 
Abartılacak zorlukları yok aslında. Sağlığı ile ihtiyaçları ile ilgileniyorsunuz o kadar. Zaman zaman veterinere götürmek, şehir dışına çıkacağınız zaman kediyle kim ilgilenecek gibi sorunlar vs. bu zorlukları da birlikte yaşadığınız insanlarla, ailenizle birlikte paylaşarak aşıyorsunuz.
Film izlerken televizyonun önüne geçip yatması gibi bir dünya zorlukları var tabii eğer zorluk denilirse 🙂

Günümüzde veteriner hizmetleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Veteriner hizmetleri aynı insanlarda olduğu gibi özel ve devlet olarak ayrılıyor aslında. Hayvan sahiplenmiş insan popülasyonunun fazla olduğu ‘elit’ diye etiketlediğimiz semtlerde kaliteli bir hizmet alabiliyorsunuz fakat fiyatlar da o oranda yüksek oluyor. Bu durum zaman içinde meseleyi iyice ticari bir sektöre dönüştürüyor. Hayvan sahiplenenler, parası olanın hayvan sağlık sektöründeki müşterileri oluyor. Oysa hayvan sağlık hizmeti insan sağlık hizmetleri kadar önemlidir ve ciddi anlamda devlet destekli bir hizmete dönüşmesi gerekiyor. Aşılar, ilaçlar, hayvanların geçirdikleri operasyonlar, devlet sağlık sigortaları ile desteklenmeli ve her kesimden insanın karşılayabileceği makul ücretlerde olmalı diye düşünüyorum.

İnsanların hayvanlara bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İnsanların hayvanları severken bile insanı kutsayıp hayvanları ötekileştirdiğini görmek beni rahatsız ediyor. Hayvanları sevdiğini söylerken bile ırkçı, türcü yaklaşımların maalesef yaygın olduğunu düşünüyorum. Hayvanlara dair iyi niyetli düşüncede bile, dünyanın insanlar için var olduğu, hayvanlarınsa sadece bizim ‘sevgili dostlarımız’ olduğu duygusu var insanlarda. Oysa yaşam içinde insan neyse hayvan da odur bence. İlla birine ait olacaksa bu dünya, hayvanlara daha çok yakışır diye düşünüyorum.

Hayvan sahiplenmek isteyenlere neler söylemek istersiniz?

Hiç beklemeden sahiplenin. Türcülük ırkçılık yapmayın. Ve şunu eklemek isterim; hayvan sahiplenmek önemli evet ama çanta alır gibi bana şu hayvan yakışır düşüncesiyle hayvan sahiplenip, hatta çoğu zaman satın alıp, bisüre sonra o hayvanları terk edip sokağa bırakacak, onlarla hayatı sevgi temelinde paylaşamayacak insanlar, hayvanlardan uzak dursun.

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir. Ayrıca çocuklar için hazırlanmış ilk Köpek Irkları-1 çocuk kitabını çıkarmıştır.