Küçüklüğünden beri hayvanlarla iç içe yaşamış koca yürekli bir adam… Ferhat Yılmaz. At, köpek, kedi, kuş, papağan ve daha aklınıza gelecek bir sürü hayvanın kalbine dokunmuş, yaşamlarına bir şekilde yön vermeye çalışmış gerçek bir hayvansever.

Başarılı oyunculuğu ile tanıdığımız Ferhat Yılmaz’ın meğer hayatının her evresinde bir hayvanın hayatına girmiş. Sokak köpeklerini beslemiş, büyütmüş, eğitmiş hatta hepsini görev köpeği olarak sahiplendirmiş. Yaralı kuşlar, aç sokak kedileri, bakıma veya tedaviye muhtaç hayvanlar… Setler, çekimler derken sadece sokaktakilere zaman ayırmışken karşısına hiç aklında yokken Ponçik çıkmış. Gelin, bu keyifli tanışma hikayesini Ferhat Yılmaz’ın kendisinden dinleyelim:

Aşk oldu, hayat arkadaşımız oldu

Ponçik ile hiç aklımızda yokken tanıştık aslında. Hayvanları çok seven biriyim. Çocukluğumdan gelen bir sevgi bu. Fakat evde bir kedi ya da köpek bakma fikrim hiç olmadı. Özellikle köpek bakmanın çok büyük bir sorumluluk istediğine inanıyorum. Evde çok duramayan, çalışma saatleri belli olmayan birisinin köpek sahiplenerek köpeği ilgisiz ve sevgisiz bırakmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Fakat oğlumuz bir hayvanla yaşamak için uzun zamandır çabalıyordu. Önce bir köpek sahiplenmek istedi. Ama üzerine oturup konuştuğumuzda bir kedi sahiplenmenin çok daha kolay olacağına karar kıldık. Tabii Ponçik’i bulana kadar evde kuş, papağan vs. de vardı 🙂

Bir gün, setten bir arkadaşım kedisinin yavrularını sahiplendireceğini söyledi. En güzelini, en oyuncusunu seçmek için koşa koşa gittik 🙂 Tabii işler öyle olmadı. En şaşısı hatta en çirkini (gülüyor) atladı üzerimize. Tüyler karmakarışık… Koynumuza girdi hemen, ayaklarımıza sarılarak uyudu. Hayvanlar sizi seçer, derlerdi de inanmazdım! Ama Ponçik güzeller güzeli kızım bizi seçti. Kedilerden korkan eşim bile Ponçik’e aşık oldu. Birlikte uyuyor, birlikte uyanıyorlar. Sanki iki yıldır değil de yıllardır bizimle gibi…

İnsanın kedilere olan bakış açısını değiştirecek bir kedi!

Bence bir kediyle yaşamadan kedilerin nasıl canlılar olduğunu söylemek hiç doğru değil. Başkalarından duyduklarınızla alakası yok 🙂 Özellikle Ponçik, insanların kedilere bakışını değiştirebilecek bir karaktere sahip. Aşırı titiz. Kumundan çıkar, steril havlusunda ayaklarını siler, kutuya ayaklarını vurarak temizliğini tamamlar. Daha anlatacak o kadar çok şey var ki! Yaşamadan anlayamazsınız bu güzelliklerin sevgisini. Biz artık 4 kişilik bir aileyiz. Ponçik ailemizin bir parçası. Canımız. Herbirimiz için ayrı bir önemi, yeri var. Eve geldiği andan itibaren evladımız oldu. Çok başka bir duygu yaşadık onunla birlikte. Oğlumun yoldaşı, eşimin ve benim ikinci çocuğumuz gibi. Aşkımız.

Ferhat Yılmaz: Bana emanet gelmiş biri canlı gibi geliyor o yüzden çok değer veriyorum. Çok dikkat ediyorum. Şimdi tüyleri dökülüyor çok üzülüyorum. Ama mevsimselmiş, zayıflamasına da bir çare bulamadık çünkü sağlık kontrolleri yapıldı, hiçbir sorunu yok. Birkaç kızgınlık geçirdi, çiftleşmeye çalıştı olmadı. Stres onu çok etkiledi. Ona o kadar özel bakıyorum ki yazın balık ağırlıklı kışın kuzu eti ağırlıklı besliyorum. Acı bibere de bayılıyor 🙂

Peki nasıl bir karakteri var?

Ponçik çok iyi bir kedi. Hepimizin kalbine dokunuyor. Canım sıkkınken beni dinliyor, sessizliğiyle benimle dertleşiyor. Oğlumun en yakın arkadaşı oluyor. Bir bakmışsınız eşimin sırdaşı oluyor. Çok başka, çok muhteşem bir duygu. İyileştirici gücü bambaşka. Ponçik her şeyi unutturuyor. Hepimize… İnsan ayırmıyor, sahip seçmiyor. Hepimizi aynı seviyor. Sabah hepimize günaydın diyor, akşam hepimizi seviyor. Evimizin enerjisi. Küçücük kafasında kocaman bir sevgi var. Hepimizi seviyor. Hiç hırçın değil. Çocuklar sevince tahammül ediyor, kimseye tıslamıyor, kimseyi tırmalamıyor. Misafirlere dahi çok yakın davranıyor. İstenmeden dokunulmasından hoşlanmaz. Gece takılıp gündüz uyumayı seviyor, çoğu kedi gibi. Kendi köşesinde uyumayı çok seviyor. Orada rahatsız edilmeyi sevmez. Yemek zamanları sofraya oturur bizimle. Onun yemeği ayrı hazırlanır. En sağlıklısı yapılır onun için. Her zaman her şeyin en sağlıklısı olur onun için… Örneğin kedi kumu! Bunu özellikle kedi sahiplerine, kedi sahipleneceklere söylüyorum. Kedi kumu evlerin büyük sorunu halinde. Etrafa saçılıyor, çok kokuyor. Kedi bakmak istemiyoruz diyorlar. Yanılıyorlar. Bizim kullandığımız kedi kumu, doğal, Türk markası, hiçbir zararlı madde içermiyor. Ve inanın kesinlikle kokmuyor, etrafa saçılmıyor. (Gösteriyor) Elleyin, kalitesini anlayacaksınız. Koklayın, kesinlikle ağaç kokusundan başka bir şey algılamayacaksınız. Ki kediler de buna bayılıyor. Doğallık onların doğasında var 🙂 bu tarz nedenlerle lütfen yanlış kararlar vermeyin. Doğru ürünlerle onları mutlu etmek çok kolay!

Kedi kumundan çok çektik. Birçok marka, birçok yöntem denedik. En sonunda yerli üretim, doğal, hiçbir katkı maddesi olmayan bir kedi kumu bulduk. Harika bir ürün, ne kokuyor, ne çabuk kirleniyor. Etrafa saçılmıyor, dağılmıyor. Ponçik içine girince taklalar atıyor, çok mutlu. Çok kolay alıştı. Eski kumundan karıştırmaya bile gerek kalmadı. Ve uzun süre temiz kalıyor. 

Ferhat Yılmaz diyor ki!

Bir saniye durmayın kedi sahiplenin. Çocukların ergenlik dönemi, psikolojik herhangi bir dönemleri varsa iddia ediyorum kediler her şeyi düzeltecek. Kedi mutlaka her evde olmalı. Benim için sadece kedi köpek değil tüm hayvanlar değerli. Mesela Cengo yani Cengaver, harika bir Arap atı. Bakıcısına bile hırçınlaşıyor ama biz onunla aşk yaşıyoruz. Hayvanlar çok özel canlılar. Herkese bu güzel duyguyu tatmasını diliyorum. Eskiden sokaktaki hayvanlara değer verilmezdi, günümüzde bu da değişti. Artık algı değişti. Çoğumuz sokaktakilerin evi oluyoruz. Harika bir şey yapıyoruz!

Fotoğraf ve video: Mirla Photography

2007-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde eğitim gören Yağmur Ağcaoğlu, Bobby ve Yosun adında iki köpek ve Bıdık adında kör kedi sahibidir. Mezun olduktan sonra hayvan sağlığı dergilerinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptıktan sonra Kalbimdeki Patiler sitesini kuran Ağcaoğlu, yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekmektedir.