Beş senelik bir eğitmen, ömürlük bir hayvan aşığı ve 14 senelik köpek sahibi olarak sizlere geçici yuvalık yaptığım köpekleri sahiplendirmek konusundaki tecrübelerimi aktarmak istiyorum. Sahiplenmek isteyen kişilere kendilerini, imkanlarını sorgulamak konusunda faydalı olacağını umuyorum. Tüm satırlarımı iyi niyetle, canlara iyi yuvalar sağlayabilmek, sizlere de hayatınız için doğru kararlar aldırabilmek amacıyla yazıyorum.

Öncelikle bir köpek hiç büyümeyen bir çocuktur. Hayatı boyunca sağlığı, bakımı, eğitimi ve maddi manevi tüm ihtiyaçları için gözünüzün içine bakacak olan, bunlara yalnızca sizin verebildiğiniz kadarıyla sahip olabilecek bir canlıdır.

Sağlıklı bir köpek sahiplendiğinizde bile zaman geçtikçe mutlaka ama mutlaka davranışsal ya da fiziksel sorunlarıyla uğraşmanız gerekecektir. Çünkü çocuklar problemlerin tam da içinde büyür.

Örneğin kilo alıp geliştikçe genetiksel olarak kalça çıkığına yatkın bir yavrunun ileride eklem sıkıntıları olabilir. Bunun için her iki kalçasından da ciddi ameliyatlar geçirip maddi manevi desteğinize ihtiyacı olabilir. Köpeğinizin pek çok mama içerisinde bulunan tahıllara ya da bazı protein gruplarına alerjisi çıkabilir. Onun hayatını kaşıntısız, kepeksiz, kokusuz, yarasız geçirebilmesi için pahalı mamalar alıp vermeniz gerekebilir. Diş eti, göz, kulak problemleriniz olabilir.

Yaşı ilerledikçe enzimlerinde sorunlar, organlarda yağlanmalar, yetmezlikler, eklemlerde kireçlenme, kemik erimesi, katarakt, göz akıntısı, diş çürüğüne bağlı olarak feci ağız kokusu, çeşitli kanserler, tümörler, bilinç kayıpları, alzheimer, epileptik sebebi bilinemeyen krizler, felç vb. durumlara maruz kalabilirsiniz. Kısacası bizlerde olan tüm* hastalıklar onlarda da genetiğe, yaşa, çevreye, bakım şartlarına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Üstelik yalnızca fiziksel değil, bizlerde olan psikolojik rahatsızlıklar da köpeklerde mevcut. Depresyondan tutun şizofreniye kadar pek çok rahatsızlıkla onlar da savaşmakta.   

Diğer yandan arı sokması, ayak burkması, köpek kavgaları, zehirlenmeler, sıcak çarpması, sivri cisim batması, pisi pisi otu kaçması, mide bulantısı vb. onlarca şeyi de tecrübe edeceksiniz ve gün gelecek bu hayata veda ederken her şeyden çok sizin yanında olmanıza ihtiyacı olacak.

Tüm bunları çocuk yapmadan önce düşünüp vazgeçmiyorsa insanlar, etrafta onlarca çocuk varsa, köpek için de gözde büyütmeye gerek yok değil mi? Fakat ne yazık ki pek çok insan köpek için de bu sorunların geçerli olduğundan bi’ haber bir şekilde köpek edinmekteler. Her şeyiyle bir canlının sorumluluğunu almak farkında olmakla başlar.

Bir köpek sahiplenmek üzerine...

Biliyorum hepsini birden düşününce kulağa çok abartılmış örnekler olarak geliyor, çünkü dedelerimizin köyde baktığı köpeklerde hiç böyle şeyler duymadık. Fakat artık köpek evimizde, bir aile bireyi olarak yaşamaya başladı ve üretilme şartları da hiç iyi değil. Özellikle saf dediğimiz ırkların gen havuzları bilinçsiz üretim nedeniyle gittikçe daralıyor ve bu da onlarca hastalık demek. Onların gözünün içine bakarak birlikte bir hayat paylaştığınızda, en ufak bir rahatsızlıklarını fark eder oluyor, onunla birlikte kahroluyorsunuz. Duygusal bağ kuvvetlendikçe onun için yapamayacağınız şey kalmıyor. Hekim hekim geziyorsunuz, inanılmaz fiyatlara tedaviler yaptırıyorsunuz. Hatta belki de sadece huzur içinde size veda edebilmesi için… Hal böyle olunca onlar da sizin gözünüzün içine bakıyor. Bir rahatsızlıkları olunca köyde olduğu gibi alıp başlarını gitmiyorlar, ortadan kaybolmuyorlar. Yaşlı gözleriyle sizden medet umuyorlar.

Bu nedenlerden ötürü bir can sahiplenmeden önce düzenli bir gelir, kendi yaşamınızdan artırabildiğiniz, onun zor günleri için de kenara birazcık para ayırabildiğiniz bir hayatınızın olmasını, kısacası imkan anlamında da doğru zamanı beklemek yapabileceğiniz en doğru şey. Eliniz kolunuz bağlı, onunla birlikte stresten üzüntüden sizin de hasta olmanızın ona bir faydası dokunmayacak. Siz değil; başka biri almış olsaydı onu, belki daha iyi bakılacaktı diye düşünerek kahrolacaksınız.

Eğer ailede tek bir kişi bile istemiyorsa, uzun çabalarla ikna edilmesi gerekiyorsa, bir türlü tam ikna olmuyorsa karşınıza çıkacak her sorunda bir de o kişinin üzerinizde yarattığı baskı ile baş etmek zorunda kalacaksınız. Hele ki “burası benim evim, onun şu giderlerini ben karşılıyorum, yetti artık” gibi bir sonuca bağlanacaksa tartışmalar, gerçekten çocuğunuz gibi gördüğünüz köpeğiniz için çaresiz kalacaksınız. Sevgi, çok sevmek, her şeyden çok sevmek ne yazık ki tek başına yeterli olmuyor.

Hayat her zaman planlandığı gibi gitmeyecek

Daima karşımıza zorluklar çıkacak. Ev sahibi önce tamam demişken sonra fikrini değiştirip “evimde köpek istemiyorum” diyebilecek. Komşunuz sürekli hayali kokulardan ve havlamalardan rahatsız olabilecek, mahallenize zehirler atılacak, kapınıza zabıta gelecek, köpeğinizi parka götürdüğünüzde “lütfen köpeğinizin tuvaletini buraya yaptırmayın” tabelası görecek şok olacaksınız, apartman önlerinde tuvaletini yaparken balkona pencereye çıkıp size hakaretler savuran insanlarla muhattap olacaksınız. Köpek kültürü olmadan yetişmiş onlarca nesil nedeniyle zaman zaman dünya size dar edilecek.

Çocuğunuzun ağzına tüy kaçacak. (Kesin kaçacak bunu hiç tartışmayalım.:) ) Tuvalet eğitimini siz ona düzgün bir şekilde verene kadar, emek ve vakit ayırana kadar o eve yapmaya devam edecek. (Evet, tuvalet eğitimi büyüdükçe kendiliğinden olan bir şey değil, siz öğreteceksiniz.) Öğrenirken iki taraftan da hatalar olacak, kıymetli halılar çiş kokacak, parkeler çiş emecek. Yine doğru bir şekilde emek harcanmazsa mobilyalar kemirilecek, koltuk döşemeleri tırnaklanacak, ayakkabılar terlikler parçalanacak, kablolar yenecek, her yer tüylenecek. Bazı arkadaşlarınız aileniz evinize gelmek istemeyecek. Korkanlarla ayrı, tiksinenlerle ayrı uğraşacaksınız.

Tatile gitmek, komşuya gitmek hatta akşam arkadaşlarla eğlenip eve geç dönmek asla eskisi gibi olmayacak. Onunla gitseniz her yer almayacak, sürekli kısıtlanacaksınız, üstelik cebinizden fazla para çıkacak; onsuz gitseniz bu sefer aklınız onda kalacak ve yine illa ki cebinizden fazla para çıkacak. 🙂

Tekrar para demişken: 2016 fiyatları ile bir aşı 45-50 TL (ilk sene yavruyken ortalama her hafta birer olmak üzere en az 5-6 aşı olması gerekiyor), orta boy bir köpek için kısırlaştırma ameliyatları ortalama 400-800 TL civarı, diğer operasyonlar 1000TL’ den başlar. İç dış paraziter uygulamalar her ay ve üç ayda bir yapılır ortalama 60-70 TL tutar. Bunun dışında köpeğinizi mama ile beslerseniz alacağınız mamanın kalitesine göre (bu da emin olun kısa ve uzun vadede yaşayacağınız sağlık problemleri ve masrafınızı direk etkiler) 50-300 TL arası masrafınız olur. İdeal beslenme için en az aylık 100-150TL’yi gözden çıkarmanızdır. Köpek yatağıydı, olmazsa olmaz oyuncaklarıydı, kaplarıydı, tasmasıydı derken ilk eşya masraflarınız da illa ki olacak. Eğitim ve danışmanlık masrafı her ne kadar ülkemizde lüks olarak görülse de aslında yine sizi pek çok masraftan ve akıl sağlıksızlığından kurtaracağı için 🙂 akıllıca bir bütçe ayrımı. Bunun için de hizmete göre değişecek ama 100-1600 TL arası bir gider düşünebilirsiniz.

Bir de klasik terk edilme sebeplerini sıralayalım, aklımızda olsun:
  • Taşınıyoruz
  • Yurt dışına gidiyoruz
  • Ev sahibimiz istemedi
  • Vakit ayıramıyoruz
  • Çok masraflı oldu
  • Eğitimini beceremedik, çok havlıyor, çok kemiriyor, çok hareketli, çok yaramaz vs.
  • Alerji-astım çıktı
  • Ailemizden biri rahatsızlandı
  • Askere gidilecek
  • Evlendim, eşim istemiyor
  • Doğurdum, çocuğum daha kıymetli
  • Sıkıldım, hevesimi aldım, büyüyünce sevimliliği kalmadı
  • Çok ilgi istiyor, ben böyle düşünmemiştim
  • Çok tüy döküyor
  • Çiçeklerimi yedi, bahçemi kazdı
  • Çitlerden tırmanıp kaçıyor, çekiştirerek yürüyor
  • Evdeki çocukla, kediyle/köpekle/kuşla anlaşamadı
  • Sabah akşam, sıcakta soğukta, her gün aynı saatlerde yürüyüşe çıkarmak zor geldi

Biliyor musunuz, bir köpeği karşımıza alıp onu terk etme nedenlerimizi ona açıklayarak onu olan biten konusunda bilgilendiremiyoruz çünkü bilim henüz o kadar gelişmedi. Birden bire tüm hayatı siz olan hayvanı kendinizden, alışmış olduğu her şeyden mahrum bırakıyorsunuz. Depresyona giriyor, belki hayatı boyunca sizi unutmuyor, kahroluyor. Bu durumdaki bir hayvanla uğraşıp onu yeniden psikolojik sağlığına kavuşturmakla da pek kimse uğraşmak istemiyor. Bir hayatı katlediyorsunuz.

Bu nedenle tıpkı çocuk yapmak gibi bir can sahiplenecekseniz iyi günde, kötü günde/ atsan atılmaz satsan satılmaz, o artık benim çocuğum, bakış açısıyla, bu vicdanla, bu donanımla bir can sahiplenmelisiniz.

Bir can sahiplenmek için fotoğraflarına bakıp sonra sahiplendirme yapan kişiye şu şekilde mesajlar atılabiliyor:

-kopeği Almk istyorM

-şehir dışına yolluyomusnz

-çok tatlıymış biz alalım

– tebrikler güzel itmiş benim kangalla anlaşırmıki

– arazim var bekçi diye koyacam

– Hayla sizdeyse istiyorum

-mrb

-nasılsınız
-beni arayın konuşalım
-bana ulaşın, ben köpeği almak istiyorum
(son ikisi ilanda iletişim olarak telefon verilmiş olmasına rağmen yorum olarak alta yazılmış.)

Öncelikle kimse size köpek sahiplendirmek için ulaşmaz. Siz arayacak, soracaksınız. Düşünün ki ben köpeği zor durumdan kurtarmışım. Tedavilerini üstenmişim, evimde yer açmışım, aman hasta olmasın aman davranış problemi geliştirmesin diye gözünün içine bakmışım, eve yapmayı öğrenmesin diye gece dahil üç saatte bir kalkıp onu tuvalete çıkarmışım, kendimden, yeri gelince diğer çocuklarımdan kısıp ona vermişim, hayatıma geçici de olsa bir can, bir sorumluluk daha almışım ve tek amacım ömürlük iyi bir aileye sahip olması. İyi’den kastım ise sağlık bakımlarını yaptırabilecek, ona sevgi verecek ve terk etmeyi akklına bile getiremeyecek bir aile.

Bunun için de ilana yazmışım “Lütfen kendinizi tanıtan bir mesaj atın.” Daha önce köpek sahiplendiniz mi, nasıl bir evde yaşıyorsunuz, nasıl bir ailesiniz, bu yavruyla ilgili düşünceleriniz neler, köpek bakımı konusunda neler biliyorsunuz, planlıyorsunuz vs. öğrenmek amacım. İstiyorum ki karşıdakine hatta kendine saygılı, düzgün cümleler kurabilen, imla hatalarına dikkat eden, bir can sahiplenirken titizlenen, kendi durumunu da sorgulayan bir insanla muhattap olabileyim. Onca yıldır tecrübe ettim ki, atılan mesajlar direk kişiyi ele veriyor. Gecenin bir yarısında, sabahın köründe mahcup olmadan arayabiliyorsa, bu da kişi hakkında çok şey söylüyor. İnsan istiyor ki birazcık ince düşünceli, vicdanlı birine can yoldaşı olsun. Çok mu?

Bu nedenle şu sorularıma dürüst cevaplar rica ediyorum, kafanıza takılanlar varsa, zaten birlikte düşünmek, yardımcı olmak için buradayım:

·   Evde herkes istiyor mu, ev/mahalle ortamı müsait mi?

·   Ona vakit ayırabilecek, onun hem zihnini hem bedenini yorabilecek misiniz?

·   Evde kuralları öğrenene kadar tüm gün gözünüz üstünde olabilecek mi, olamayacaksa ortam kısıtlaması yapabilecek bir odanız var mı ya da bahçenizde/salonunuzda bir köşeyi ona ayırabilecek misiniz?

·   Sağlığı ve davranış gelişimi için maddi gücünüz, çocuk bakmaya sabrınız, motivasyonunuz var mı?

·   Zor günlerinizde bile ömür boyu onu terk etmeden birlikte yaşayabilecek misiniz?

·   Sahiplendirme sözleşmesi (internette kolayca bulabilirsiniz) ve kısırlaştırma şartımı kabul ediyor musunuz?

Öyleyse ister Pozitif Pati’yi ister onlarca ilan sayfasını, ister barınakları, ister sokakları ziyaret edin, mutlaka sizinle yaşamaktan minnet duyacak bir can vardır, her şeyini, tüm sevgisini vereceği kurtarıcısını, sizi bir yerlerde umutla bekliyordur.

Kısacası asıl iki soru: Size vereceği tüm ömrüne, sevgisine layık mısınız ve eğer öyleyse şu an içinde bulunduğunuz şartlarla sahiplenmeye hazır mısınız? 

Herkese dürüst cevaplar, yapıcı iç sorgulamalar diliyorum ve ekliyorum, onlara sahip olmak, hayatı paylaşmak tarif edilemez muhteşem bir zenginlik. Dilerim ki herkes bir gün doğru zamanda bu tecrübeyi yaşar.

Sevgilerle,